Başbakan Erdoğan'ın 10 Ocak'ta yaptığı "Ulusa Sesleniş" konuşmasında "Benim ülkemde hiç kimse borçlarından dolayı hapis yatmayacak" kararının hayata geçirilmesini dört gözle bekleyen mağdurlar; 3. Yargı paketinin içinde yer alan İcra İflas Kanunu'nun paketten çıkarılıp öncelikli olarak yasalaşmasını bekliyor. Bir internet sitesinde örgütlenen borçlular; birbirlerini nick'leriyle tanıyor. Aktüel intiharın eşiğindeki borçlularla görüştü.
"VERGİ REKORTMENİYDİM, ŞİMDİ SERVİS ŞOFÖRÜ BİLE OLAMIYORUM" A.V. 53 YAŞINDA. 9 AY HAPİS CEZASI VAR. ARANIYOR. ARKADAŞLARI ONU "METRİSLİ" DİYE TANIYOR.
"Ben tekstil sektöründeydim. Hem çek mağduruyum hem taahhüt mağduruyum. 27 adet çekim kaldı piyasada, 165 kişiye istihdam sağlıyordum, bu memlekete 22 sene boyunca sigorta primi ödedim, vergi ödedim. Samandıra'da 2005 senesinde vergi rekortmeni oldum. Çekten dolayı 19 ay cezaevinde kaldım. 2010'da tahliye oldum. Beş cezaevi dolaştım. 2009 senesindeki 5941 sayılı Çek Yasası'yla çıktım. Tahliye olduktan sonra hiçbir şeyim kalmamıştı. İşyerlerimi kaybetmiştim, evim icra edilmişti. Yakınlarımın yardımı olan ufak bir sermayeyle iki minibüs aldım, servisçilik yaparım diye düşündüm. Ama önceki borçlarımız nedeniyle minibüslerin senetlerini ödeyemedik. Trafikte el konuldu, 37 bin TL borcum var. Şu anda metroya bindiğimde evim yerine cezaevine gitmeyeceğimin garantisi yok."
"İKİ AYDIR SAKLANIYORUM" M.Ç 50 YAŞINDA ARANIYOR.
"Mali müşavirim, aynı zamanda tıbbi malzeme işi yapıyorum. Tabii şu anda işlerimin hepsini kaybettim. 2009 sonundan beri alacaklarımı alamamaya, tahsilat yapamamaya başladım. Bir inşaat işine giriştim, orada ortaklarımızdan dolayı bütün kazançlarımızı kaybettik. Borçların çoğu bize ait olmadığı halde; kredi, çek-senet borçları birikmeye başladı. Aşağı yukarı 1 trilyonun üstünde borcumuz oldu, bunların çoğunu kapattım. 300 küsur bin TL borcum kaldı. Birkaç mahkemem daha davam ediyor, yakında cezalarım 15 aya çıkacak. Aşağı yukarı iki aydır saklanıyorum, yeni ofisimin yerini kimse bilmiyor."
"15 AY CEZAM VAR" M.A. 39 YAŞINDA. 15 AY HAPİS CEZASI VAR. ARANIYOR. ARKADAŞLARI ONU "GEÇ GELEN ADALET" OLARAK TANIYOR.
"Kendi inşaat firmam vardı. 2008 yılında işlerim bozuldu. Hem çek mağduruyum hem de taahhüt mağduruyum. Tutuklanarak Kartal Cezaevi'ne girdim. 7 ay yattıktan sonra tahliye edildim. Bütün makinelerimiz ve araçlarımıza el konulduğu için üstüne taahhüt verdik. Bu taahhüt borçlarımızı da ödeyemediğimizden dolayı tekrar hakkımda yakalama kararı çıkarıldı. Şu anda hiçbir iş yapamıyorum. 140 bin TL borcum var. Özgür kalıp borçlarımı ödemek istiyorum. Şu anda kesinleşmiş 15 ay hapis cezam var. Denetimli Serbestlik Yasası'yla katiller, tecavüzler cezaevinden tahliye edildi ama biz bundan yararlanamadık.
"EŞİM HAPİSTE, BEN ARANIYORUM" G.F.
"Eşim taahhüt suçundan 66 gündür hapiste, ben de aranıyorum. 3 aylık bir bebeğim var. Bana bir şey olursa ona kim bakacak diye kara kara düşünüyorum. Eşimin çalıştığı şirket bebeğimin ihtiyaçlarını karşılıyor ama geçen gün eve icra geldi. TV, çamaşır makinesi ve buzdolabını götürdüler. Bir koltuk, bir de halı kaldı evde. Avukatlara "buzdolabımı almayın bebeğimin mamalarını koyuyorum" dedim. Ama "o senin problemin" diye bir cevap aldım. Ağlamaktan gözümde yaş kalmadı. Çaresizim."
"YASA GECİKTİKÇE İNTİHARLAR ARTACAK" A.Ş.
"48 yaşında, 2 yıl öncesine kadar yanında sayısız insana ekmek kapısı açmış işyeri sahibi bir kadındım. Ekonomik krizin vurmasıyla sarsıntı geçirdim. Toparlanabileceğim düşüncesiyle ilk banka kredimi kullandım, ilk diyorum çünkü ben işimi sıfırdan kredi kullanmadan kurmuştum, kredi kartlarına asgari ödeme yapılabildiğini bile bilmiyordum. Ama 6 ay düzenli geri ödemenin ardından aksamalar derken banka uyarıları ve en nihayet haciz-icra kâbusuyla tanıştım. Bu arada borcum faizlerle giderek katlanıyordu. Bir bankanın borcunu diğer bankanın kredisiyle kapatmaya çalıştım. Ama gittikçe batağa saplandım eşe dosta rezil olmamak için avukatlara taahhüt imzalamak zorunda kaldım. Bu arada işimi kaybettim, hiçbir gelirim kalmayınca taahhüt ettiğim paraları da ödeyemedim. Şimdi taahhüdü ihlalden hakkımda 2 tane hapis kararı var. Bu yaştan sonra kaçak yaşamaya başladım. Yasa geciktikçe intiharlar ve dağılan yuvaların arkası kesilmeyecek."
"YAŞAMDAN VAZGEÇEBİLİRİM" F.Ü.
"Eşim 1.5 aydır taahhüdü ihlal suçundan cezaevinde. Kendimize ait işyerimiz vardı, eşimle birlikte çalışıyorduk ama bir süre sonra işlerimiz ters gitti ve kendimizi borç batağında bulduk. İşyerimizi kapattık eşim başka bir yere prim karşılığında çalışmak üzere girdi. Bu şekilde birçok borcumuzu kapattık ama 3 bankaya borçlarımız kaldı. O borçların da kefili olduğu için, onlar zarar görmesin diye taahhüt verdik. 3 bankadan üst üste hacizler geldi. 2 bankayı kapattık sadece 1 bankanın borcu kaldı. Ama onu da 3 dosyaya bölmüşler, şu anda 9 ay hapis cezası almış durumda. İlkokul 1. sınıfa giden bir kızım ve 2 yaşında bir oğlum var. Onları babanız kursa gitti diye kandırıyorum bir buçuk aydır. İncecik bir iple bağlıyız yaşama, her an yaşamdan vazgeçme düşüncesi hep cebimizde bir seçenek."
İZMİR'İN SANAYİCİ AİLESİ S.A.K.
"İzmir'de 40 yıldır sanayinin içinde olan bir aileyiz. Ticari hayatın gereği borç alışverişi ve hatır çekleri, bugün yaşadığımız sıkıntının içine sürükledi bizi. Şu anda kendi borcumuz olmayan, bizi dolandıran şahsın tefecilere kırdırdığı çeklerden dolayı sıkıntılar yaşıyoruz. Bu durum 2007'den beri sürüyor. Üstüne piyasalardaki durgunluk da eklenince ödemeler zorlaştı ve üst üste belki günde 2-3 kez gelen hacizler, icralar iş yaptırmaz bir hâl aldı. Hem ev hem de işyerine sürekli haciz geliyor. İşimizi devam ettirebilmek için sürekli taahhüt vermek zorunda kalıyoruz. Kesinleşmiş 6 ayı bulan taahhüdü ihlal hapis cezalarımız var. Şu an işimizin başında duramıyoruz, her an yakalanma korkusu var. Aslında anaparayı çoktan ödemiş durumdayız, ama faizin faizi için ceza alıyoruz. İtibarımız yok oluyor, onurumuz ayaklar altında."
"OĞLUMU OKULA YOLLAYAMIYORUM" A.A.
"32 yaşında evli ve 2 çocuk annesiyim. Selçuk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunuyum. Bir dönem bankada memurluk yaptım daha sonra istifa edip eşimle birlikte ticarete kalkıştık, beyaz eşya mağazası açtık. Tüm imkânlarımızı bu işe yatırdık. Ama yanlış ticari ilişkiler ve iyi niyetimizden önce evdeki eşyalar haczedildi sonra mağazadaki ürünler. Evdeki eşyalar gidince çocuklara evimizi su bastı eşyalarımız bozuldu tamircide demiştim. Şu anda eşim cezaevinde, ben aranıyorum. Rapor aldım, oğlumu okula gönderemiyorum. Borç 50 bin, 30 bini bulduk, 20 bin TL'miz eksik. Çaresizlik tarifi edilemeyecek kadar zor."
"DÖRT OTELİMİZ VARDI, ŞİMDİ İNŞAAT İŞÇİSİYİM" F.K.
"İstanbul'da bir 5 yıldızlı otelin işletmesi, iki de 3 yıldızlı otelin sahibiydik, aynı zamanda müteahhitlik yapıyorduk. Sayısız evimiz vardı. Bundan 4 yıl önce kardeşim büyük bir dolandırıcılığa uğradı. Kayınbiraderi ve kayınpederi kendisinden şirketimizin çeklerini bir vesile aklına girerek aldılar, tefecilere teminat vermişler. O şahıslar bir gün pılı pırtısını toplayıp ortadan kaybolunca olaylardan haberimiz oldu. Kapımıza tefeciler, avukatlar gelmeye başladı. Her şey haraç mezat satılığa çıkarıldı, aniden sıfıra düştük. Otellere haciz gelince kardeşim taahhüt de vermiş. Bir gün iş yerine 3 polis geldi kardeşimi alıp götürdü. Hakkında 9 ay hapis kararı verilmiş. 7 ay yattı, son 2 ayın parasını verip çıkardım. Fakat şimdi elde ne para var ne iş ne aile. Her şey yok oldu, başımızı sokacak evimiz dahi yok. Şimdi inşaatlarda çalışmaya başladım ev geçindirmek için. Borcumuz 70 binden 120 bine çıktı. Kardeşim ve kızım travma yaşıyor, ben de tefecilerle uğraşıyorum."
"BENİM KOCAM KATİL Mİ?" G.B.
"Biz işleri gayet iyi, hatta bulunduğumuz ilçede senelerce vergi birincisi olmuş bir aileydik. Traktör, beyaz eşya, lastik, zirai aletler ve mobilya işleriyle uğraşan bir aile şirketi vardı. Sonra nasıl oldu tam hatırlayamıyorum bile, 1999'da bir kriz ve ardından yüklü bir dolandırıcılık. Ve 2002 krizi. Her şeyin belirgin bir şekilde altüst olduğu yıl. Eşim bütün borcu üstlenerek batık haldeki şirket unvanıyla mobilya işine devam kararı aldı. 2002 krizi patlak verdiğinde faizler de müthiş patlamıştı. Bankalara yüzde 200'lere varan faizlerden borç kapamaya çalıştık. 2002 itibarıyla piyasalara, bankalara, vergi ve SSK derken 2.5 trilyon borcumuz vardı. Şimdi eşim taahhüt ihlalden 50 gündür cezaevinde. Üniversiteye giden bir kızım ve 12 yaşında bir oğlum var. İşleriniz bozulduğunda her şey birden tepetaklak oluyor. Telefonlar susmuyor. Avukatların biri geliyor biri gidiyor. Dolaplarıma, duş tekneme, çatıya varıncaya kadar her yeri aradılar. Benim kocam katil mi hırsız mı terörist mi diye düşünüyorsunuz?"
"KARIM HAPİSTE" N.A.
"2005'te Alanya'da ticaret yapmaya başladık, dükkân açtık. Dükkân oğlanın üzerindeydi. Oğlum 18 yaşındaydı. Bankadan çek alındı. Oğlan askere gidince işler ters gitmeye başladı. Çeklerin karşılığı çıkmamaya başladı, hacizler olmaya başladı. Toplam borç 200 bin TL civarında. Şu anda 10 kişiye borç var. Askerdeyken hapis cezası aldı. 7 dosyası vardı. 1 yıl civarında hapis cezasına çarptırıldı. Askerliği bittikten sonra ben borcuna kefil oldum, senetler yaptık. Senetler ödenemeyince taahhütler alındı. Sonra bana ceza çıkarttılar. 6 dosyam vardı taahhüdü ihlalden, şu an adli para cezası 2 bin TL, 3 tane de taahhüt ihlalim var. Taahhütleri düşürdük, hatta eşim kendisi gitti taahhüt verdi, bu sefer onun taahhüdüne ceza çıktı. Şu anda 1 yıl yatar cezam var. Eşimi de akşam aldılar, 10 tane benim adıma verdiğim taahhütler yüzünden. Eşim 10 dosyadan 3'er aydan 30 ay cezası var. 12 yaşında bir çocuğumuz var, okula gönderemiyoruz. Karımı ziyaret edemiyorum, davalara gidemiyorum."