TARİH:17 OCAK 2011 PAZARTESİ
2011-2012 arasında 702 gün süren soruşturma üzerinde kalemi ilk oynatan, Kayıp Şahıslar Büro Amiri oldu. Bağcılar Kirazlı Mahallesi, Şenay Sokak'ta ikamet eden Tuğba Tüccar (32), yan apartmanında oturan komşusu Fikret Dede (42) ile birlikte Gayrettepe'deki Asayiş Şube Müdürlüğü'ne gelerek kayıp başvurusunda bulundu.
İhbar satırlarına, ev hanımı olan Tüccar'ın, Bağcılar'da bir tekstil atölyesinde çalışan fakat kısa bir süre önce işten ayrılan 10 yıllık kocası Ahmet Tüccar'ın (34) ismi yerleştirildi. Tüccar, altı gündür evine uğramayan eşinden haber alamadığını, telefonunun kapalı olması nedeniyle kendisine ulaşamadığını ve hayatından şüphe ettiğini belirtti.
Kayıp Şahıslar Büro Amiri, "Tamam, önce size bir çay ikram edelim" dedi. Hizmetli rolünde odaya giren sivil KŞB (Kayıp Şahıslar Bürosu) dedektifi çayları misafirlere, "yasak aşk" şüphesini ise Büro Amiri ile yardımcısına servis etti.
Tüccar'ın çay servisi esnasında kurduğu basit bir cümle, o dakikalarda tasarlanarak işlenen bir cinayetin aydınlığa yürüyeceği yolun ilk metrelerine döşendi.
Tüccar'ın dudaklarından ahşap zemine dökülen "Fikret şeker kullanmaz" cümlesi, üç dedektifin gözlerinde işaret fişeği olarak parladı. Büro Amiri, karşısındaki kişiye düzgün diksiyon ile seri halde soru veya sorular yöneltmenin önemini öğreneli çok uzun zaman olmuştu. "Neden, bir rahatsızlığı mı var?" dedi. Beklenen cevap, Tüccar'dan geldi: "Şeker hastasıdır."
KAMERALARDAN 45 DAKİKA TAKİP
Soruşturmadaki ilk detayı, çay servisinde yakalayan Büro Amiri, gözlem üçgeninde birbirlerinin özel hayatlarına dair soru yağmuruna tuttukları Tüccar ile Dede'ye, ekibi ile kısa süreli bir değerlendirme toplantısı yapması gerektiğini belirtti. İfade tutanakları beyaz yapraklara dökülürken Tuğba Tüccar ile Fikret Dede, İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü'nün girişindeki bekleme bölümüne alındı.
İkili arasındaki yasak aşk şüphesini netleştirecek organize plan, hayata geçirilmişti. İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü'nün yer aldığı cadde ve sokakların girişlerindeki MOBESE ve güvenlik kameralarının görüntülerini toplamaları için görevlendirilen iki dedektif, 100 metre ilerideki MOBESE kayıtlarından ikili arasındaki birlikteliği ortaya çıkardı. İki komşunun, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne el ele geldikleri, "hassas nokta" adı verilen giriş bölümüne yaklaştıklarında uzaklaştıkları tespit edildi. İki KŞB dedektifi ile birlikte Kontrol Odası'na geçen Büro Amiri, çiftin Asayiş Şube'nin kapı girişindeki sigara molalarını canlı izlemeye aldı.
İkili arasındaki konuşma ve el şakaları, samimiyetin belgesi oldu. Yasak aşk, 45 dakika süren incelemelerin ardından artık şüphe olmaktan çıkmış, söz konusu kamera görüntüleri ise kanıt olabilecek seviyeye ulaşamamıştı. Tuğba Tüccar ile Fikret Dede, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nden ayrıldı. İsim hanelerinde kanıt yazılı boş koltukların nasıl doldurulacağını düşünen dedektifler, ertesi gün savcılık ve mahkeme kararı ile ikilinin telefon kayıtlarını incelemeye başladı.
TARİH: 30 OCAK 2011 - PAZAR
Sabah saatlerinde Arnavutköy İlçesi Tayakadın Köyü'nden gelen ihbar üzerine soluğu bölgede alan
Cinayet Büro Amirliği'ne bağlı dedektifler ile Olay Yeri İnceleme Ekipleri, ormanlık alanda kaba etleri yabani hayvanlar tarafından yenilerek parçalanmış, iskelet halinde kimliği belirsiz bir cesetle
karşılaştı. Cinsiyet tespiti yapamadılar. Gözetleme Kulesi karşısında avcılar tarafından bulunan ceset, saatler süren inceleme sonrası Adli Tıp Kurumu Morgu'na kaldırıldı. Maktulün kafatasının sağ kulak arkasında bir adet kurşun deliği saptandı.
Ertesi gün, Kayıp Şahıslar Büro Amirliği'ne çağrılan Tuğba Tüccar ve hakkında kayıp başvurusu yapılan Ahmet Tüccar'ın ailesi, üzerinde 34 beden mavi renkli jean pantolon ve 45 numara, … marka spor ayakkabı olan cesedin fotoğraflarını inceledi. Tüccar'ın yakınları, elbise parçalarından yola çıkarak cesedin Tüccar'a ait olduğunu tespit etti; Emniyet Müdürlüğü'nden ayrıldı.
TARİH: 22 ŞUBAT 2011 - SALI
İstanbul Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi'nin 23 günlük sürede hazırlamış olduğu otopsi raporu tamamlandı.
Maktul Ahmet Tüccar'ın cesedi ile biyolojik annesi L.Ö. arasında yapılan DNA testlerinde yüzde 99.99'luk tanı konuldu.
Artık cesedin, polise hakkında kayıp ihbarı yapılan Ahmet Tüccar'a ait olduğu kesinleşmişti.
Raporda, "Kişinin ölümünün, ateşli silahtan çıkan tek mermi çekirdeği sonucu yaralanmasına bağlı olarak oluşan kafatası kırığı ile birlikte meydana gelen beyin kanaması nedeniyle gerçekleştiğine kanaat getirilmiştir" ifadelerine yer verildi. Beyin doku hasarı oluştuğunun altı çizildi.
TARİH: 20 MART 2011 - PAZAR
Tüccar ile Dede'nin iletişim kayıtlarını inceleyen polis, ikili arasındaki duygusal ilişkiyi netleştirecek konuşmalara, kayıp başvurusunun yapıldığı tarihten 64 gün sonra Teknik Takip Servisi'nde rastladı:
T.T.: Canım çok özledim seni.
F.D.: Ben de çok özledim.
T.T.: Senden başka kimse yok hayatımda, sadece sen varsın. Hayatımda olmandan çok mutluyum.
F.D.: Seninle yaşıyorum, seninle nefes alıyorum. Seni sevdiğime zerre kadar pişman değilim.
T.T.: Biliyorum ama tartışmayalım istiyorum.
F.D.: Çok kıskanıyorum seni, çok seviyorum. Elimde değil.
TARİH: 25 MART 2011 - CUMA (İlk tartışma)
Kanıtlar, kendilerine ayrılan boş koltukları doldurmaya başlamıştı. Asayiş Şube Müdürlüğü'nde şüphe zincirinin ilk halkasını dedektiflerin önüne bırakan ve aralarındaki ilişki ayyuka çıkan ikilinin 25 Mart ve 1 Nisan'daki iletişim kayıtları, iddianameye harfiyen ilave edilecekti. Dede'nin, sevgilisi Tuğba ile üst kat komşusu Yunus arasında ilişki olduğunu hissetmesi, tartışmanın fitilini ateşledi. "Yasak aşk içinde ortaya çıkan ihanet", tehdit dolu cümleleri ve cinayet itirafını dinlemedeki polislerin huzuruna sundu:
F.D.: Bugün kiminle oyun oynadığını göreceksin f…..! Bugün benden kurtuluyorsun. Sevgiline kavuşacaksın fakat bedelini ödeyeceksin. Ondan sonra mutlu olabiliyor musun bakalım!
T.T.: Neden bağırıyorsun?
F.D.: Her şeyin bedeli var. Bu bedeli sadece ben ödeyemem. Seninle beraber. Sen de cezanı çek.
T.T.: O bedeli ben ödüyorum zaten.
F.D.: Sen hiçbir şey ödemiyorsun. Kendi tıkırının peşindesin.Keyfinin, zevkinin peşindesin.
TARİH: 01 NİSAN 2011 - CUMA (İkinci tartışma)
F.D.: Senin hayatın artık benim dudağımdan çıkacak iki kelimeye bağlı tamam mı? Seni yanında götürmeyen Fikret'in ........ ……. tamam mı? Sen bugün Yunus ile olan olaylarını inkar ettin değil mi?
T.T.: Hı, hı. Olmayan şeyleri evet.
F.D.: Tuğba ben ne alırsam sen de onu alacaksın. Bugünden sonra sana acıyan Fikret'in ……. ……. tamam mı? Sen git bugün Yunus ile bol bol öpüş. Aklından çıkartma! Kim yaptırdı Tuğba kim?
T.T.: Neyi?
F.D.: Ahmet'i. Bak gör Fikret'in sana neler yapacak. Bakalım o zaman seni Yunus kurtarabilecek mi?
T.T.: Hı, hı.
F.D.: Sen yaptırdın, ben yaptım tamam mı? Beraber yaptık tamam mı? Ben ne alırsam sen de onu alacaksın. Yapmayan Fikret'in ……. ……… tamam mı? 15 seneyi göz önüne al.
T.T.: Tamam.
TARİH: 4 NİSAN 2011 - PAZARTESİ
25 Mart ve 1 Nisan'daki tehdit dolu iletişim kayıtları sonucu Tüccar ve Dede hakkında "gözetim kararı" verildi. İkili, adreslerinde Cinayet Polisi tarafından yakalanarak gözaltına alındı. Artık, İstanbul'da yalanın en fazla söylendiği yere adım atmışlardı. Birlikte İstanbul Cinayet Büro Amirliği'ne getirildiler.
CİNAYET GÜNÜ (11 OCAK 2011 - SALI)
Tuğba ile Fikret arasındaki duygusal bağ, iki ailenin komşuluk ilişkisinden önce doğmuştu.
Tuğba'yı düşüncelerine saran Fikret, sevgilisinin eşi Ahmet ile arasındaki tartışmalardan haberdardı. Olay sabahı Ahmet ile Tuğba, Fikret ile eşinin evine kahvaltıya geldi. Yüzünde morluklar olan Tuğba'ya "Ne oldu?" sorusunu yönelttiler.
Tuğba, telefonuna gelen bir mesaj nedeniyle önceki gece saat 04:00 sıralarında tartıştıklarını, eşinin kendisini dövdüğünü söyledi.
Ölüm vaktinde geri sayım başlamıştı.
TARİH: 8 NİSAN 2011 - CUMA
İkili, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi'ne sevk edildi. Tüccar 14 sayfalık ifadesinde kendisini, "Fikret, eşimle sorunlarımızı biliyordu. Ahmet'i öldürdüğünü söyledi. Alkollüydü ve Ahmet tartışmalarımızda evden uzun süreli ayrılırdı. Ciddiye almadım. Süreç uzadığında polise gitmem gerektiğini düşündüm" diyerek savundu. Katil zanlısı Fikret Dede ise gerçeğin peşinden koşmayı tutku haline getirmiş kişilerin arasında cinayeti itiraf etmek zorunda kaldı: "13:30'da Kirazlı Mahallesi'nde araç içerisinde alkol almaya başladım. Ahmet geldi. 'Sür, Tayakadın Gölü'ne gidelim' dedi. 15:00'te göle vardık. İki saat sohbet ettik ve alkol aldık. 'Karımla ilişkin varmış. Yolun sonuna geldin' diyerek üzerime saldırdı. Elimdeki şişe ile yüzüne vurdum. Silahını çekti. Boğuştuk. Silahı alarak ateşledim. Sonra da kaçtım."
CİNAYETİ, KURUMUŞ KAN LEKELERİ ANLATTI
Cezasını hafifletmek için alkollü olduğunu, meşru müdafaada bulunduğunu belirten ve "Planlayarak öldürmedim" diyen Fikret'in ifadesi doğru muydu? Senaryoyu çürütecek Adli Tıp uzmanları, Dede'nin aracının bagajında kurumuş kan lekelerini kazıdı. Örnekler, maktule aitti. İki komşu için mahkemeden tevkif kararı çıktı. İfadesinde, "Ahmet'i öldürmem için beni kimse azmettirmedi. Cinayet sonrasında Tuğba'nın üçüncü bir kişi ile duygusal yakınlığı olduğunu hissedince olaya adının karışabileceğini ima ettim" diyen Dede, Silivri'ye gönderildi. Tuğba Tüccar da Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi'ne konuldu.
TARİH: 18 ARALIK 2012 - SALI
Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi'nde süren duruşma, sekizinci celsede son buldu. Dede'nin, maktul Tüccar'ı "tasarlayarak kasten öldürmek" suçunu işlediği sabitlendi ve "ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası"na çarptırıldı. Ceza, müebbet hapse çevrildi. Dede'nin, "Ben ne alırsam sen de onu alacaksın" dediği Tüccar'a da "tasarlayarak öldürmeye azmettirmek" suçundan müebbet hapis cezası verildi.
EMİR SOMER