1 Aralık 2012 ile 14 Nisan 2013 tarihleri arasında sahnelenen 'Mi Minör' adlı eser, Mehmet Ali Alabora ve eşi Pınar Öğün'e ait. Gezi Parkı eylemleri 14. gününe girerken, Mi Minör de "trend topic" oldu.
Gezi Parkı olaylarının bir provası olduğu öne sürülen oyunda, diktatör bir başkan tarafından yönetilen 'Pinima' ülkesinde seyircilerin de katıldığı bir tepki hareketi başlatılıyor. Pinima'ya, siz oyuna geldiğiniz andan itibaren girmiş oluyorsunuz. Başkan halkı için her seferinde yeni düzenlemeler yapıyor. Oyunun temel kurgusu bu..
Siz de bunu yaşıyorsunuz. Ama bu sırada bir piyanist var, bir sokak piyanisti. Ve oyun o sokak piyanistinin ince sesleriyle 'mi' notalarının yasaklanmasıyla başlıyor. Bunun üzerine piyanist tepkisini göstermek için şarkılar söylemeye başlıyor ve sosyal medya üzerinden bir sürü seyirciyle, dijital oyuncuyla ilişki kurarak Pinima'da olup bitenleri dünyaya yaymaya ve seyirciye de gerçekten olup bitenleri göstermeye davet ediyor. Burada seyircinin en baştan itibaren seçimleri var. Önce bu oyuna gelecek misiniz? Yoksa sosyal medyadan ne olup bittiğine mi bakacaksınız?'
Oyunda Facebook, Twitter gibi sosyal medya araçları aktif olarak kullanılırken, bunlar aracılığıyla yaşananlar dünyaya duyuruluyor.
Seyircinin de oyunun bir parçası olduğu oyunda, seyirciler salona, elinde cop olan polis kıyafetli kişilerin kontrolünden geçtikten sonra alınıyor.
Mi Minör oyununu sadece sergilendiği salona gelenler değil, internet üzerinden diğer illerden katılımcılar da oyuna online şekilde dahil oldu.
İZLEYİCİ KOLTUĞUNDAN DİPNOT:
Hayatında hiç tiyatro oyununa gitmeyenlerin dahi bu oyun için "çok farklı" yorumunda bulunabileceği bir oyun Mi Minör… Öncelikle salonda "oyun başlama üzeredir cep telefonlarınızı lütfen açık bırakın" duyunca, keyiflenmemek elde değil. Pasaport şeklindeki bilet fikri ise, mizahi olarak çok iyi bir noktada. Öte yandan, oyunun, Gezi Parkı eylemleriyle de özdeşleştirilmesi boşuna değil. Çünkü Pinima ülkesinin 'Başkan'ının kurduğu cümleler, Başbakan Erdoğan'ınkilerden farklı değil. Ancak ilginç olan reel hayatta, televizyondan duyduğunuz bu cümleleri, sahneden duyunca - abartısız ifadelerle üstelik – bir garipseme hissediyor insan.
Yaşadığınız şu dönemi ayna gibi yansıtan Mi Minör'de dev ekrandan yayınlanan hayali tv programları, reklamlar da bir yandan absurdlüğün sınırlarını zorlar gözükmekle birlikte, "Normal hayatımızda aslında bunları izliyoruz" da dedirtiyor. İzleyicilerin istedikleri anda oyuna dahil olduğu, istediklerinde salonu terk edebildikleri oyun sırasında yayınlanan "kamu spotu" şeklindeki bir reklam ise oldukça akılda kalıcı: "Ailesiyle birlikte dolaşırken gördüğü dondurma tezgahına yönelen küçük bir kız çocuğu annesi tarafından azarlanıyor. Annenin 'yasak' uyarısına isyan eden çocuk 'neden' diye soruyor." Kız çocuklarının yalayarak dondurma yemesinin yasaklanması, bunun yerine yoğurt yemesinin daha uygun olduğunun belirtilmesi de son dönemin en çok tartışılan "milli içki ayran" konusuna da "önceden" yapılmış bir gönderme niteliğinde…
MEMET ALİ ALABORA'NIN BUGÜNKÜ BASIN AÇIKLAMASINDAN SATIR BAŞLARI:
"Gezi Parkı Olayları ile ilgili gelişen süreçte sistematik bir şekilde hedef gösterilmemin sonucunda bugün, Yeni Şafak Gazetesi'nin, yönetmiş ve başrolünü üstlenmiş olduğum "Mi Minör" isimli tiyatro oyununu, yaşanan olaylarla ilişkilendirilmesi ile ilgili olarak bu açıklamayı yapma ihtiyacı hissettim. Bugün Yeni Şafak Gazetesi, ilk sayfadan "Bu ne tesadüf" manşeti ile; yönetmeni ve başrol oyuncusu olduğum, içinde uzaylıların dahi yer aldığı, Türkiye ile hiçbir bağlantısı olmayan, tamamen kurmaca bir ülke olan Pinima'da geçen ve fantastik bir oyun olan "Mi Minör" isimli tiyatro eseri ile akla mantığa sığmayacak bir şekilde Gezi Parkı olayları arasında bir bağlantı kurmaya ve kurdurmaya çalışmıştır.
Bu manşet beni dehşet içinde bırakmıştır. Sadece İstanbul'da 23 kez oynanmış, onlarca TV kanalı ve gazetede yer almış, toplamda üç mekanda, üçü için de resmi makamlardan üç ayrı izin alınmış bir tiyatro oyunundan böylesine aklı zorlayan bir sonuç çıkarmak ancak bir kasıtla açıklanabilir. Gezi Parkı Olayları'nın sürekli olarak yurtdışı kaynaklı olduğu medyada bazı çevrelerce öne sürülmektedir. Yeni Şafak'taki haberin manşetinde de "Mi Minör"ün İngiltere merkezli bir ajansın desteği ile yapıldığı iddia edilmiş, iç sayfalarda da ajansın logosu kullanılmıştır. Adı geçen ajans oyunun sosyal medya iletişimine destek vermiş olan dijital bir iletişim ajansıdır.
Söz konusu ajans İngiltere'de de faaliyet gösteren, Türkiye'de kurulu bir dijital ajanstır. Sahipleri ve ortakları da Türk'tür. Twitter ve Facebook'da oyunun tanıtılması için çalışmışlardır. Bugün Yeni Şafak Gazetesi'nde çıkan haberle ilgili de avukatım hukuki süreci başlatacaktır. Ayrıca medya ve sosyal medya aracılığı ile beni hedef gösteren, tehdit edenlerle ilgili de hukuki takip yapılmaktadır. Can güvenliğim olmadığından, bugün avukatım yetkili makamlara koruma talebinde de bulunmuştur."
Ben bu sahneleri gördüm!
