(USASABAH ve Ajanslar)
Devlet Bakan ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, New York ziyaretinin ardından Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) başkenti Washington DC'de bulunan German Marshall Fund'un gerçekleştirdiği toplantıya katıldı.
Arınç yaklaşan seçimler hakkında değerlendirme yaptı ve "Türkiye açışından önemli bir seçime gidiyoruz. 2002 seçimlerinden beri iki genel seçimden iki mahalli idareler seçiminden, iki referandumdan tek başına çoğunluğu sağlayacak biçimde başarılı olduk. Şimdi kazanırsak Haziran'da üçüncü dönem iktidarımızı kazanmış olacağız. Bu Türkiye'de son elli yıl içerisinde en çok iktidarda kalan parti oldu" dedi.
"Kimse gazeteci olduğu için suçlanmıyor"
Freedom House ve Sınır Tanımayan Gazetecilerin Türkiye hakkında yazdıkları ve basının içinde
bulunduğu durumun gerilediğini belirten raporlar hakkında da yorum yapan Arınç, "Hangi ülkenin hangi uluslararası örgütleri Türkiye'yi suçlar suçlamaz boş verin demiyorum. Biz bunların hepsini önemseriz. Alırız, bakarız, Türkiye'nin eleştirildiği noktalara dikkat ederiz, eksiğimiz varsa gideririz. Ama inanınız, Türkiye'de son günlerdeki tartışmalar siyasi tartışmalardır. Seçime giderken Türkiye'de hükümeti yıpratmaya yöneliktir" dedi.
"Sıfatları gazeteci ama terör propagandasıyla suçlanıyorlar"
Arınç, "Türkiye'de şu anda gazeteci sıfatını taşıyan, ancak cezaevinde bulunan 25-26 kişi olduğunu" belirterek, "Bunların meslek olarak karşılığında gazeteci yazıyor. Ama suçlandıkları konu ve mahkeme kararları şudur: Terör örgütünün üyesi olmak, terör örgütünün propagandasını yapmak, terör örgütüyle bağlantılı destekte bulunmak. Bir başka yönü de şudur; gazetecidir ama adi suç işlemiştir. Herhalde tartıştığımız konu bu değil. Yani gazeteci olmak demek, melek olmak demek değil. Gazeteci de suç işleyebilir, hırsızlık yapabilir, trafiğe çıkar canavar olabilir, o da bizim gibi insan. Avukat, mühendis neyse gazeteci de o" diye konuştu.
"Mahkemeler kararlarını süratle vermelidir"
Arınç, Türkiye'de savcı ve hakimlerin kararlarında bağımsız olduğunu, bu kararlara karşı ancak yargı içerisinde itiraz edilebileceğini belirterek, bu kararlara yasama ve yürütmenin karışamayacağını ifade etti ve "Türkiye demokratik bir ülkedir, biz muz cumhuriyeti değiliz" dedi.
Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu gazeteci arkadaşlarımız, yani gazeteci sıfatıyla bilinen arkadaşlarımızla ilgili bir yargı süreci var. Bizim tek arzumuz ve temennimiz şudur; ne olur bir an evvel deliller mahkemelerde değerlendirilsin, bu mahkeme bitsin ve sonucunda da suçsuz olan dışarıya çıksın, suçlu olan varsa onlar da cezalarını çeksinler. Yani benim yargıdan isteyebileceğim tek şey; ne olur ey mahkemeler kararınızı süratle verin, insanlar içeride tutuklu kalmasınlar demekten ibarettir. Çünkü tutuklama bir tedbirdir, tedbirin cezaya dönüşmemesi gerekir" dedi.
"Musa'nın Gülü, Musa'nın Mücahiti, Takunyalı Führer..."
Kendilerinin hakkında çok olumsuz kitaplar yazıldığını ve bu kitapların bugün hala piyasada satıldığını belirten Arınç, şunları kaydetti:
"Benim ailemin Yahudi kökenli olduğu, eşimin soyadının Yahudileri çağrıştırdığı, dindar bir insan olarak görünmeme rağmen, onların emellerine hizmet ettiğim, 1930'lu yıllarda Menemen'de kötü olay yaşanmıştı, onu yapan adamın benim dedem olduğu yönünde hala bu kitap var ama adam içerde. Ergun Poyraz'dan bahsediyorum. Bu adamın karşılığında da gazeteci yazıyor. Ama bu kitapları niçin yazdığı ortaya çıktı. Kitap serbest ama adam içerde. Çünkü Türkiye'de hükümetlere karşı, parlamentoya karşı bir psikolojik harekat başlatmıştı. AK Parti'nin önde gelen üç kurucusu, Başbakan, Meclis Başkanı ve Cumhurbaşkanı hakkında bu kişiye birileri kitap yazdırdı. Benim adıma 'Musa'nın mücahiti' dediler, bugünkü Cumhurbaşkanı'na 'Musa'nın Gülü' dediler, Başbakan'a 'Takunyalı Führer' dediler. Bu kitaplar hala satılıyor. Kitapla uğraşmıyoruz biz, ama bu adam dedi ki 'Bana para vererek bunları yazdırdılar', ona para vererek bunları yazdıranlar da verilen paranın makbuzu da şu anda Ergenekon dosyasının içerisinde. Yani seçilmiş siyasetçileri kötüleyerek, lekeleyerek, 28 Şubat sürecinde ve ondan sonra olduğu gibi iftiralarla ve bazı karanlık güçlerle işbirliği yapanlar başka ülkelerde de vardır."
Ordunun rolünün zayıfladığına yönelik bir soruya ise Arınç "Artık eski Türkiye yok, yeni Türkiye var. Yeni Türkiye darbesiz, cuntasız bir Türkiye. Demokrasi de bunu gerektiriyor" dedi.
Türk-Amerikan çatı dernekleri yöneticileriyle görüştü
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, daha sonra Türk-Amerikan çatı dernekleri yöneticilerini ve üyelerini kabul etti.
Türkiye'nin Washington Büyükelçiliği'nde düzenlenen görüşmeye, TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin ve Büyükelçi Namık Tan da katıldı. Devlet Bakanı Arınç gün içinde ayrıca, Atlantic Council'da basına kapalı olarak düzenlenen toplantıya katıldı, Amerikan basınıyla biraraya geldi.
Bakan Arınç bugün ayrıca, Büyükelçi Tan tarafından onuruna verilecek yemeğe katılacak.

