Geçtiğimiz yıl kasım ayında Türkiye’nin Brüksel Büyükelçiği görevine başlayan İsmail Hakkı Musa, önümüzdeki günlerde Belçika’ya veda edecek. Büyükelçi Musa, kısa sürede Türk toplumu ile yakın ilişkiler kurarken kendisini yoğun bir diplomasi trafiği içinde de buldu. Brüksel’deki görevi kısa süren Büyükelçi İsmail Hakkı Musa, Ankara’ya dönmeden önce yaşanan sorunlarla ilgili SABAH’a açıklamalarda bulundu.\n\n
MÜSTERİH OLSUNLAR\n\nÖncelikle Belçika’nın aile birleşimini kısıtlama girişimlerini değerlendiren Musa, ülkenin Avrupa Birliği üyesi olduğunu ve Türkiye ile AB arasında imzananan Ortaklık Konseyi Anlaşması ile Türklerin kazanılmış hakları bulunduğuna dikkat çekti. Bu anlaşmanın tek taraflı olarak ortadan kaldırılamayacağını belirten Büyükelçi Musa, “AB tarafında bu metnin güncellenmesi yönünde çalışma olduğunu duyduk. Ancak bize resmen gelen bir talep yok. Geldiği zaman konu değerlendirilir. Burada iki yön var. Biri vatandaşın doğrudan kendi hakkını mahkemeler yolu ile araması. Bunu yapıyorlar zaten. Diğer bir yol da devletin kazanılmış hakların zedelendiğini resmen AB kurumlarının dikkatine sunması ve bunun yanlış olduğunun söylemesi. Ayrıca göçün ilk yıllarında yapılmış olan Türkiye- Belçika Sosyal Güvelik Anlaşması var. Belçikalılar bize bu metnin güncelleştirilmesi gerektiğini bildirdiler. Bu konu eylül ayında teknik düzeyde değerlendirilecek. Öncelikle Belçikalıların ne istediği anlaşılacak. Buna göre bir yol izlenecek. Ancak özellikle belirtmek istiyorum, vatandaşlarımız müsterih olsun” dedi.\n\n
KOLAYCI YAKLAŞIM\n\nSadece Türkler değil, başka toplumlar için de engelleme girişimlerinin söz konusu olduğunu belirten Büyükelçi Musa, bunun dönemsel olduğunu düşüncesinde olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Euro Bölgesi’ndeki krizden Belçika çok etkilenmese bile bölge ülkelerinde yabancı düşmanlığı, antisemitis yaklaşımlar, göç karşıtı söylemler ve uygulamalar arttı. Elbette bu daha çok kolaycı bir yaklaşım. Bir sorun mu var, Euro Bölgesi krizde mi, işsizlik arttı mı, ne yapalım? O zaman yabancıları engelleyelim Gelenler mümkünse gitsin, gelmeyi isteyenleri getirmeyelim. Ama bu bir insan, herhangi bir ürün değil. Bu insan bir varlık olarak geliyor, dini ihtiyaçları oluyor, dil, aile,birleşim gibi pek çok ihtiyaçları oluyor. Bunları bir bütün olarak ele alırsak toplum barışı sağlayan bir takım uygulamalara gidebiliriz”\n\n
BÜYÜKELÇİ’DEN SATIR BAŞLARIYLA\n\nSON dönemde Avrupa’da artan ırkçılığı yakından takip ediyoruz. Belçika’da da hissediliyor. Liege’de futbolcu Sinan Bolat ırkçı hakaretlere uğradı. Cami avlusuna domuz kafası konuldu. Endişelerimi Başbakan Yardımcısı Lauretta Onkelinx’e de ilettim. Bunları marjinal faaliyetler olarak değerlendiriyorum. Bütün Belçikalı dostlarımızı töhmet altında bulunacak söylemlerden kaçınmalıyız.\n\n
BELÇİKA parlamentolarında yer alan siyasetçilerimiz var. Daha çok siyasetçimiz olsun, daha çok sanatçımız olsun, tiyatrocu, sinemacı, hukukçu, iktisatçımız olsun. Burdaki toplulumuzun yarısı Belçika vatandaşı ve iki ülke arasında köprü görevi üstlenmiş durumdalar. Bunun da bilincinde olmamız lazım.\n\n
TÜRKİYE-Belçika ilişkileri çok son dönemlerde önemli bir ivme kazandı. Çok iyi bir düzeyde gidiyoruz. Siyasi üst düzey ziyaretlerin sayısında artış var. Kasım’da Adalet, İçişleri ve Dışişleri bakanları arasında görüşeler olacak. Bu toplantının gündemini öncelikle terörle mücadele ve güvenlik konuları oluşturacak.\n\n
FLAMAN Bölgesi’ndeki okullarda Fransızca, Almanca ve İngilizce dışında yabancı dilleri artırmak üzere bir çalışma var. Bu planın içine Türkçe ve Arapça’nın da dahil edilmesini düşünüyor Ancak bizim esas hedefimiz bu derslerin müfredat içine alınarak verilmesi. Bunun için çalışmalarımız sürüyor.\n\n \n\n
Serpil AYGÜN’BRÜKSEL