Almanya'nın en ünlü fotoğrafçılarından Hans Rudolf Uthoff, Tükkler'in Almanya'da son dönemlerde uğradığı haksız ithamlara isyan etti. 89 yaşındaki ünlü fotoğrafçı, "Onlara o kadar çok şey borçluyuz ki. Bunları hiç hak etmediler" dedi. Uthoff, 1964 yılında Bochum'daki bir demir-çelik işletmesinin Türkiye'den getirdiği işçilerin İstanbul'dan Bochum'a kadar olan tren yolculuklarına eşlik edip bunları fotoğraflamıştı.
"EN İYİLERİNİ SEÇTİK"
LEİCA MP 85 fotoğraf makinesiyle tarihe tanıklık eden Hans Uthoff, "Çelik döküm derneği vardı. Gussstahlproduktion AG. Haziran 1964 yılında Ruhr Havzası'na Türk işçi getirdiler. Montan şirketinin bir delegasyonu işçileri seçip onların yolculuğuna eşlik etmişti. Ben de aralarındaydım. İşverenim en iyi, en sağlıklı olan işçileri seçti. Almanların beğenmediği, tehlikeli veya pis bulduğu bütün işleri Türkler yaptı" dedi.
HAZİRAN 1965'te Bochumer Verein tarafından seçilen 100 erkeğin İstanbul Sirkeci'den trene bindiğini anlatan Uthoff, "Ailelerin vedasına, istasyonlarda yaşanan hüzne, yabancı ülkeye varıştaki şaşkınlığa... Hepsine tanık oldum. O zamanlar sadece iki Türkçe kelime biliyordum. İyi günler. Ama onu bile aklımda iyi tutamadığım için sürekli 'iyi güler' diyordum. İnsanlar Almanya için seçildiğine çok seviniyordu" dedi.
50 SAAT YOLCULUK
HER bir işçinin hayatını değiştirecek seyahate "şık halde çıktığını" belirten ünlü sanatçı, "Almanya, hepsi için özlem duyulan ülke konumundaydı. Aileleri gelip uğurladı. Acıları, korkuları, endişeleri yansıdı kameraya. İstasyonda yaşananlar insanın kalbini parçaladı. Çoğu bir daha ne zaman veya hiç görüşüp görüşemeyeceğini bilmiyordu. Yolculuk yaklaşık 50 saat sürdü. Üç gece iki gün" diye konuştu.
"MAVİ BONCUK VARDI"
İSTANBUL-Sofya-Belgrad-Salzburg-Münih yolculuğunda trendeki duyguları "karışık" olarak anlatan Uthoff, "Sessizlik vardı, sakindi ortam. Bastırılmış korkular ve aynı zamanda büyük beklentiler vardı. İki genç vardı. Ceplerinden birer mavi boncuk çıkarttılar. Nazardan korunmak için. Fotoğraf çektirmek istemediler. Şirketin misafirhanesinde kaldılar. Ranzalarda. En basit koşullarda yaşadılar. Kim bilir ne yapıyorlar" dedi.
"ÇOK ÇALIŞKANLARDI"
TÜRKLERİN o dönemde kendilerine bir şey almadığını anlatan fotoğrafçı, şöyle dedi: "Her kuruşu memleketlerine gönderirlerdi. 1964 yılında zaten Türk işçilerin iş ahlakını Dışişleri Bakanlığı da övdü. Bakanlık, 'Alman işletmeleri, Türk işçilerin mükemmel disiplini ve ayak uydurma kabiliyetine, fiziksel dayanıklılığına ve beklenti olmaksızın göreve hazır olduklarına dikkat çekiyor' açıklamasını yapmıştı."
"İZLERİNİ KAYBETTİM"
"BEN fotoğraflarımı şirket dergisi için hazırladığı röportaj kapsamında teslim ettim. Sonra başka işler girdi araya. Adamların izini kaybettim. Ama demir-çelik işçileri ve madenciler arasında kaldığım 12 yıl içinde birçok başka Türk işçisiyle tanıştım. Onlara o kadar çok şeyler borçluyuz ki. Bu siyah-beyaz fotoğraflarımla bunları hatırlatmak istedim. O dönemler gelen insanların cesareti, çalışkanlıkları ve yaptıklarını anımsatmak istedim."
HERKES POLİTİKACI DEĞİL"
"VE 50 yıl önce umutla ve iyimserlikle başlayan bu projeye. Maalesef bugün bu proje hakaretler ve önyargıların dolu olduğu bir girdabın içinde. Neredeyse her Türk'e Erdoğan gözüyle bakıyorlar. Bunları bu insanlar hak etmedi. Belki de geçmişe kısa bir bakış, bir hatırlatma işe yarar diye düşünüyorum." FRANKFURT
Hans Rudolf Uthoff kimdir?
1927 yılında Hannover'de dünyaya gelen Uthoff, 1955 yılından bu yana fotoğrafçılık yapıyor. 10 yıl boyunca madenlerde ve Alman demir-çelik işletmelerinde fotoğraf çekip basına servis eden Uthoff, 120'den fazla ülkede çalıştı.