Duygusal zekası yüksek çocuklar yetiştirmeye odaklanın!

Giriş Tarihi: 8.8.2017 16:52 Güncelleme Tarihi: 23.8.2017 10:44
Duygusal zekası yüksek çocuklar yetiştirmeye odaklanın!

Duygusal zeka becerilerinin yüzde 50’si doğuştan gelmekle birlikte, diğer yarısı sonradan edinilebiliyor. Buradaki en önemli etken tabii ki çocuğun içinde yaşadığı aile ortamı ve anne babası…

Yapılan araştırmalar, bireylerin hayatlarını yönlendirmelerinde, mutlu ve başarılı olmalarında zekanın () etkisinden çok, duygusal zekanın önemli olduğunu gösteriyor. Bunun başlıca nedeni; düşünme yeteneğinin zeka ile sınırlı olup, istek ve motivasyonun duygusal zekanın birer getirisi olmasından kaynaklanması. Duygusal becerisi olan çocuklar, hayatlarının her evresinde başarılı olmaya adaylar. Bu yüzden çocuklara duygusal zeka becerisinin kazandırılması, onların hayatlarındaki engelleri aşmaları ve hayal kırıklıkları ile kolay başa çıkabilmeleri için büyük önem taşıyor. Çocukların duygusal zekasını geliştirmek için aileye düşen görevlerin neler olduğunu, Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz anlatıyor.

Duygusal zeka nedir?

Zekayı sözel, mantıksal, içsel, görsel, bedensel, müziksel, sosyal ve ruhsal gibi birçok açıdan sınıflamak mümkün olsa da en yaygın sınıflandırma, IQ (İntelligence=dinamik=zihinsel) ve (Emosyonel=duygusal=sosyal) olarak iki ayrı ana kategoride ele almaktır. Yapılan araştırmalar, akademik yani dinamik zekanın (IQ) duygusal yaşamla pek ilişkisi olmadığı ve sosyal hayat sevk ve idaresinin tamamen duygusal zeka (EQ) ile alakalı olduğunu gösterir. IQ yüksekliğinin sosyal hayatta, özel yaşamda hatta iş hayatında başarı demek olmadığı anlaşılmıştır. Sosyal ve özel hayatta başarıyı getiren, "duygusal zekadır." Duygusal (sosyal) zeka (EQ) ne kadar yüksekse kişinin toplum içindeki başarısı ve sevilmesi de o denli yüksek seviyelerdedir. Duygusal zekayı ölçen ölçekler geliştirilse de henüz IQ'yu ölçen testler kadar kesin sonuçlar verecek nitelikte değildir.

IQ çoğu zaman tek başına yeterli olmayabilir...

IQ ve EQ'nun eğitimle şekillendirilmesi büyük önem taşır. Okulda başarılı olan çocuklardan, hep sonraki hayatında da büyük başarılar beklenir. Ama çoğu zaman yıllar geçtikçe bu beklentilerin her zaman gerçekleşmediği görülür. Bunun sebebi, belki gerçek yaşamın okul hayatına göre çok daha komplike olması ve belki de insan ilişkilerinde gereken başarı için başka kriterlerin de öne çıkmasıdır. Yapılan bilimsel araştırmalar da okul başarısının hayattaki başarıya yetmediğine dikkat çekiyor. Örneğin 1940 yılında yapılan bir araştırmada; dünyaca meşhur Harvard Üniversitesi'nden mezun olan 95 öğrenci 40 yaşlarına kadar takip edilmiş ve görülmüş ki; sınavlardan en yüksek puanları alan hatta derece ile bitiren öğrenciler, sınıflarını zar zor geçen kişilerden maaş, verimlilik ve kendi alanlarındaki konumları açısından daha üstün pozisyonlara gelmemişler. Gerçek yaşamda başarının nasıl garantileneceği üzerine kafa yoran herkes, bizim ülkemizde de buna benzer örneklere rastlayabilir.

Çoklu zeka

Zeka, bilgiyi işleme ile ilgili bir kapasitedir. Beynin ve zihnin donanımıdır ve bu bilgiyi işler. Kısmen birbirinden bağımsız zekalar vardır. Bütün insanlar bu zekaların tümüne sahiptir. Ama çocukta ayrı ayrı bazıları daha gelişmiş, bazıları daha zayıf olabilir. Her şeye rağmen çoklu zeka ölçütleri bir kavram kargaşası oluşturabilir. Zaten mantık-matematik zekası dışındaki diğer zeka çeşitleri, duygusal zekanın içinde olması gereken bölümlerdir. Bu nedenle terminolojide karışıklık olmaması açısından, en doğrusu zekayı IQ ve EQ olarak tasnif etmek ve değerlendirmektir.

Zeka testleri

Zeka testleri denince akla IQ testleri gelir. Ancak günümüzde birçok IQ testlerinin yetersizliğinden bahsetmektedir. Bu nedenle bu testler yerine, çoklu zeka değerlendirmesi sağlayan testlere talep artmıştır. Bununla beraber bazı uzmanlar sosyal (duygusal) zekayı somut bir şekilde ölçmenin mümkün olmadığını düşünür. En önemli , hayatın bizzat kendisidir. Kişinin mesleki başarısı, iş ve aile hayatı, sosyal ilişkileri, tutarlılığı, dürüstlüğü ve mutluluğu en önemli zeka göstergeleridir. Ayrıca zekayı arttırmak da kişinin kendi elindedir. Bir çocuğun zekasını, düzenli, sağlıklı beslenme ile 4 puan, olumlu düşünme felsefesi ile 6 puan, düzenli uyku ile 10 puan ve stresten uzak durma ile 12 puan arttırabilirsiniz. Ancak belirli bir alanda ileri beyin fonksiyonları gösteren, yani yüksek IQ sergileyen bir çocuğun, her alanda çok becerikli olması genelde pek rastlanılan bir durum değildir. Dahi derecesinde yüksek IQ gösteren bir şahısın, şaşırtacak derecede düşük sosyal zeka örnekleri sergilediği çok görülmüştür. Asıl önemli olan duygusal zekadır. Dolayısıyla anne babaların sağlıklı çocuklarının IQ tespiti çabalarına girmeleri son derece lüzumsuz bir uğraş olsa gerek. Çünkü tek başına IQ pek bir şey ifade etmez. Zeka üzerine çevresel faktörlerin de çok etkili olduğu malumdur. Kişinin bulunduğu ve yaşadığı çevreye ve topluma göre de zeka olumlu ya da olumsuz olarak etkilenme gösterebilir. Zeka, kesinlikle eğitimle ve çalışmayla yükseltilebilecek bir kavramdır. Anne-babaların çocuklarının zekalarını geliştiren, onları araştırma ve incelemeye yönelten oyuncaklara ağırlık vermeleri bu açıdan çok önemlidir. Sürekli testlerle alıştırma yapan veya devamlı matematik, fizik problemleri ile uğraşanların zekaları belirgin bir yükselme eğilimine girer.

Üstün zekalı çocuk, süper insan mı demektir?

lık, toplumda bir ayrıcalık olarak görülse de süper güçlere sahip olmak anlamına gelmez. Üstün zekaya sahip olmak sıra dışı bir durum olduğu için farklılığın ayırt edilemediği ve hoş karşılanmadığı topluluklarda farklı ve üstün olmak çocuğu rahatsız bile edebilir. Zihinsel olarak diğerlerinden üstün olmanın duygusal bir ağırlığı da bulunur. Üstün zekalı çocuklar diğerlerinden farklı ve yoğun düşünebildikleri gibi duyguları da bu yönde ilerler. İncinme ihtimalleri diğer insanlara göre daha çoktur ve fazlasıyla kırılgandırlar. Fiziksel gelişim, zihinsel gelişimle eş zamanlı olarak ilerlemediğinden düşünmesine ve hissetmesine rağmen bunları uygulamakta fiziksel yetersizlik bulunması, özellikle çocukları hayal kırıklığına sürükleyebilir. Üstün zekalı çocuklar, genellikle toplumdaki diğer bireylerle bir uyum sıkıntısı yaşarlar. Bu çocukların pek çoğu, kendi idealleri ile topluma ayak uydurma istekleri arasında içsel bir çelişki yaşarlar. Herkesin zevk aldığı ve ilgi duyduğu şeyler bu çocuklara sıkıcı gelebilir. Bu nedenle toplum tarafından hep şüpheci ve kuşkucu gözlerle takip edilirler. Bu konuda aile ve eğitmenler uyanık olmalıdır. Üstün zekalı bir çocuk kendini dışlanmış hissedip, toplum dışına itilmeden farkına varılmalı ve e alınmalıdır. Genelde dikkati çeken nokta, üstün zekalı çocukların bir veya birkaç konuda çok yetenekli olduklarıdır. Örneğin; fizik ve matematik alanlarında çok başarılı olan biri, edebiyatta ortalama normların altında olabilir. Bu çalışmanın verdiği diğer bir sonuç da, üstün zekalı olmanın her zaman başarı getirmediğidir.

Zeka düzeyi arttırılabilir mi?

Zeka düzeyinin azalması ya da yükselmesi belli oranlarda bizim elimizdedir. Bu nedenle "işleyen demir ışıldar" atasözünü beynimize de uyarlayabiliriz. Kullandığınız organ gelişir, kullanmadığınız geriye gider! Bu kural değişmez bir kaidedir. Örneğin; 100 puan olan zeka düzeyini 120'ye çıkarmak da, 80'e indirmek de sizin elinizdedir. Bir öğrenciyi yarım dönem, çok zeki ve az zeki öğrencilerin olduğu sınıfa koyduğunuzda sınav başarısının (+), (-) en az yüzde 20 fark ettiğini görürsünüz. Bu nedenle, veliler çocuklarını her zaman daha başarılı çocukların olduğu sınıflara kaydettirmek isterler. Bu durum belki de içgüdüsel olarak gelişmiş doğru bir reflekstir. Aynı şekilde ilaçlarla; vitamin ve mineral takviyesi ile zekayı kapasitenin en üst noktasına çıkarmak mümkün olabilir. Bu ilaçlarla, özellikle sağlıklı ve dengeli beslenemeyen çocukların zihinsel kapasiteleri azami derecede yükselebilir.

Hazırlayan: Aytülike Keskin
ARKADAŞINA GÖNDER
Duygusal zekası yüksek çocuklar yetiştirmeye odaklanın!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN