İLKİM ÖZ* Evlilikler de insan gibi, doğuyor, büyüyor, gelişiyor, yaşıyor. İyi bakılırsa uzun ömürlü oluyor.
* Boşanmak başarısızlık, evliliği yürütmek başarı olarak görülüyor bizim toplumda. Evli kalmak adına mutsuz bir evliliği yürütmek, insanları ölümcül hastalıklara kadar götürebiliyor.
* Kadın evliliğindeki sorunları uzun süre paylaşamazsa yavaş yavaş depresyona girer. Motivasyonu azalır. O noktada, kadın artık mutsuzluğunu dillendirmeye başlar.
* Çocuk doğduktan sonra eşlerinden cinsel olarak uzaklaşan erkeklerin bilinçaltına baktığımızda, o erkeklerin kendi anneleriyle ilgili ciddi çatışmalar yaşadığını görüyoruz.
Bir değerimiz varsa, o ruhumuz kadar! Oysa biz değerimizi hep aidiyetlerimizle tanımlıyoruz... Ait olduğumuz sınıf, evli olduğumuz insan, yaşadığımız semt, ait olduğumuz cinsiyet... Oysa değerimizi o 'ruh' belirliyor her şeyden fazla, bilmiyoruz... Ruhumuzun istemediği şeyi sürdürmeye devam ettikçe de kendimizden, kendi gerçeğimizden uzaklaşıyoruz. Mutluluktan, hayatın tüm cıvıltısından kopuyoruz. Boşanma kararı almak da böyle bir şey... Ruhunun istemediği şeye son vermek. Her gün içinizden birileri bu karar üzerine düşünüyor, kiminiz vazgeçiyor... Kiminiz uygulamaya geçiyor. Boşanmayı talep etmek, evlenmeyi istemek gibi, doğal bir hak. Bu süreci yaşayan binlerce kadın, erkek var. İlk sizin başınıza gelmedi. Sadece biri 'Sizin için buradayım,' dese, süreç daha kolay olacak. Aile terapisti, ilişki psikoloğu İlkim Öz'e bu süreci, içinde yaşayan biri olarak sordum. Lütfen bu söyleşiyi bir panel gibi, boşanmak üzere olan bir kadının, bir uzmanla fikir teatisi gibi okuyun...