Müzisyen Yavuz Akyazıcı'nın caz müzikle tanışmasına, John Coltrane'nin
A Love Supreme adlı albümü vesilesiyle olmuş. Boğaziçi Üniversitesi'nde okurken dinlediği albüm, Akyazıcı'yı caz müziğin adresi New York'a kadar götürmüş. New York'taki New School Jazz Academy'de, Jazz Performance bölümününden mezun olmuş. Ardından dünyaca ünlü caz kulüplerinde Matt Wilson, Eric Person, Joe Fonda gibi önemli isimlerle konserler vermiş ve onlarla birlikte New York'ta üç tane albüm kaydetmiş. 17 senelik Amerika serüveninden sonra 2006 yılında Türkiye'ye dönen ve müzik çalışmalarını sürdüren Akyazıcı'nın yeni albümü
Yavuz Akyazıcı Project Vol. 1, geçtiğimiz günlerde dinleyiciyle buluştu. Hande Yener'in
Romeo, Nil Karaibrahimgil'in
Kek, Teoman'ın
Paramparça gibi popüler olmuş şarkılarının caza uyarlandığı albümün ilk klibi ise Şebnem Ferah'ın
Bu Aşk Fazla Sana şarkısına çekilmiş. Yavuz Akyazıcı ile uzun süredir gerçekleştirmek istediği projesi üzerine konuştuk...
- 17 yıl Amerika'da yaşadıktan sonra neden Türkiye'ye dönmeye karar verdiniz?
- New York çok güzel ve çok hızlı bir şehir, fakat bir süre sonra insanı yorabiliyor. Bende de aynı etkiyi yaptı, kendimi emekli hayatı süren Amerikalılar gibi Miami'ye taşınma planları yaparken buldum. Bunun için çok gençtim. Ayrıca o sıralar, 2005 yılında oğlum dünyaya geldi. Oğlumu aile sevgisiyle, Türkiye'de büyütmek istedim.
TÜRKİYE'DE YETENEKLİ MÜZİSYEN ÇOK
- Türkiye'ye döndükten sonra neler yaptınız?
- Buradaki caz kulüplerinde çalmaya başladım ve albümümü yayınladım. Sonra New York'taki müzik grubum buraya geldi ve onlarla birlikte konserler verdik. Bir dönem buradaki müzisyenlerle de bir araya gelerek, performans yaptım.
- Döndüğünüzde Türkiye'de caz müziğe olan ilgide bir artış gözlemlediniz mi?
- Çok büyük bir artış olmuş. İstanbul'un yapısı çok değişmiş, çok mekan var. Özellikle Bilgi Üniversitesi Caz Bölümü'nün açık olduğu dönem çok sayıda insan yetişmiş. Oldukça genç ve yetenekli birçok müzisyen görüyorum. Herkes mutlaka bir şekilde yolunu bulacaktır. Rock çok gelişmiş tabii, o yüzden Şebnem Ferah ve Teoman'ı çok takdir ediyorum. Bence, o sektörü onlar yarattı.
- Albümde birlikte çalıştığınız grubunuzu nasıl kurdunuz?
- Yahya Dai'yi uzun zamandır tanıyorum, birlikte konserler vermiştik. Baran Say ve Derin Bayhan'la da daha önce birlikte çalmıştık. Sadece vokalimiz Ece Göksu'yı tanımıyordum, bir arkadaşımız aracılığıyla tanıştık. Ece de üç yıl New York'ta yaşamış.
ROMEO ŞARKISI BENİ ÇOK ETKİLEDİ
- Popüler olmuş Türkçe şarkıları caza uyarlama fikri ne zaman ortaya çıktı?
- Hep aklımda vardı. Cazın esas çıkış noktası, sokak. O yüzden canlı şeylerle beslenmesi çok önemli. Herkesin bildiği, bir gruba girdiğinizde sizden çalmanız beklenen caz standartları vardır. Bunlar 1930'larda, 40'larda, 50'lerde çok çalındı. Zamanın popüler müziğiydi aslında. Popüler kültürden bir şeyler almanın doğru bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum.
- Albümdeki şarkıları nasıl seçtiniz?
- Albümü yapmaya karar verince, bir yüzleşme süreci yaşadım ve ne kadar elitist olduğumu fark ettim. Çünkü nelerin popüler olduğundan haberim yoktu. Yakınlarıma, insanların en çok neleri dinlediğini sordum ve onlar bana önerilerde bulundu. Tabii çok güzel şarkılar olduğunu öğrendim. Teoman yakın arkadaşım olmasına rağmen, Paramparça şarkısını bilmiyordum. Şarkının sözlerini çok beğendiğimi söylediğimde, 'Abi bu benim en popüler şarkım,' dedi. Mesela Hande Yener'in Romeo şarkısı beni çok etkiledi.
- Yeni projeleriniz var mı?
- Ekim ayında Teoman'la birlikte bir albüm yapacağız. New York'tan, aralarında birtakım ünlü isimlerin de olduğu müzisyen arkadaşlarım gelecekler. Teoman'ın şarkılarının caz versiyonlarından oluşacak bir albüm olacak.