Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Sosyal medyanın gücünü kaza geçirince anladım

TRT Haber'de yayınlanan Sosyal Medya programının sunucusu gazeteci Serdar Kuzuloğlu, sosyal medyanın en popüler isimlerinden. Fakat Kuzuloğlu, ulaştığı kitlenin gücünü ağustos ayında kaza geçirince anladığını söylüyor. Ameliyatın ardından tanımadığı onlarca insan Kuzuloğlu'nu ziyaret etmiş, kan verenler bile olmuş

Giriş Tarihi: 31.12.2011
Gazeteci Serdar Kuzuloğlu'nu (@mserdark) Twitter'da 100 binin üzerinde insan takip ediyor. Facebook sayfasının binlerce 'beğeneni' var. Formspring'de şimdiye kadar kendisine yöneltilen 9 bin soruya cevap vermiş. Tüm bunlar bir yana Kuzuloğlu, TRT Haber'de yayınlanan Sosyal Medya programının da sunucusu. Kendisini 'İnternet Ekipler Amiri' olarak tanımlayan Kuzuloğlu'nun koltuğunun altında bir değil, birçok karpuz var anlayacağınız. Tüm bunları bahane edip, Kuzuloğlu'nun kapısını çaldık. Kendisinden sunduğu programı, sosyal medyayı ve gelecekle ilgili öngörülerini dinledik.
- TRT Haber'de yayınlanan Sosyal Medya programı büyük bir başarı yakaladı. Peki nasıl başladı bu macera?
- Sosyal Medya programının ilk konuklarındandım. Nagehan Alçı hazırlıyordu o zamanlar. Program ilk önce söyleşi formatındaydı. Benimle beraber program, sosyal medyanın felsefesine yöneldi. Sonra fark ettik ki sosyal medya, internetin ilk zamanlarında olduğu gibi teknolojik bir ayrıntı olarak hayatımıza girdi fakat sosyolojik etkileriyle beraber aslında teknolojinin dışında, yaşama dair farklı bir unsur oldu. Biz de sosyal medyanın yarattığı gündeme ve kişilere odaklandık. Bu, zaman zaman vatandaş gazeteciliğine de, sosyal medya ünlülerine de girdi. Duyduğumuza göre en çok izlenen programlardan biri haline geldi. Normalde TV izlemeyen bir kitleye TV izletmeyi başardık.
- Sosyal medya üzerine TV programı yapmak sizi zorluyor mu?
- Sosyal medya üzerine TV programı yapmak, bir körün fili tarif etmesine benziyor. Herkes tuttuğu tarafından bakıyor olaya. Bu işin teknolojisinden bahsedenler de var, sosyal taraflarından da. Ayrıca Türkiye'de konuk olayı çok zor. Konuk sayısı az ve konukların çoğunun kendi kafasında konuşmak istediği sabit konular var. O konuların dışına çıkmak istemiyorlar. Bir yandan da TV izleyicisi beş bilinmeyenli denklem gibi. Ekranda görmek istedikleriyle ilgili net fikirleri yok. İnsanlar 'Hep ünlüleri çıkarıyorsunuz,' diyor. Tanınmamış kişileri çıkardığımız zaman da 'Bu kim ki?' diye soruyor. Biz, iki popüler insan bir de internet ünlüsü çağırmaya özen gösteriyoruz. Twitter'da hazır cevaplıkları, enteresan yorumlarıyla tanınanlar var. İzleyiciler, zannediyor ki bu insanlar anında üreten anında tepki veren insanlar. Oysa birçoğu Twitter'da yazacağı bir cümle için bazen saatlerce düşünüyor. Aklına bir şey gelince not alıyor. Hatta onları yollama saatleri var. Bin tane hesap kitap içerisindeler. Bu da bizi zorluyor
- Olumlu tepkiler alıyorsunuz ama...
-
Programın konsepti sayesinde, TV başında bizi izleyenlerin ne düşündüğünü, neler konuştuğunu bire bir takip edebiliyorum. Gerçek zamanlı bir reyting ölçüm cihazı gibi. Önümde de Twitter ekranı var. E-postalara bakıyorum. Twitter'dan bazen küfrediyorlar bazen de kahkaha atıyorlar. Ben de takip ederek programın tonunu şekillendirebiliyorum.

HASTANEDE ROCK STAR GİBİYDİM
- Sosyal medya sizin için ne ifade ediyor?
- Ben sosyal medyanın gücünü, ağustos ayında geçirdiğim motosiklet kazasından sonra öğrendim. Kazadan sonra ameliyat geçirdim ve altı buçuk saat sonra kendime geldiğimde öğrendim ki birçok insan gelmiş. Hastanede birçok şeye yardım etmişler. Kan verenler bile olmuş. Hastane odam türbeye döndü. Rock star gibiydim. Bu inanılmaz bir şey. Bu insanlar, 'O bizi tanımaz. Biz onu internetten takip ediyoruz. Bize çok yardımı dokundu. Yardımcı olmak istedik,' diyerek gelmiş. Bunu duyduğumda tüylerim ürperdi.
- Türkiye'de doğru kullanılıyor mu sosyal medya sizce?
- Biz yakın tarihe kadar birçok şeyin hasretiyle yaşadık. Kendimizi sahip olduklarımızla tanımlıyoruz. Otomobilimiz, telefonumuz, evimiz hepsi bir mesaj veriyor. Ve bu mesajlar üzerinden iletişim kuruyoruz. İnternet de bunun vesilesi oldu. İnsanlar gittiği konser ya da mekanı, satın aldığı bir şeyi, beraber olduğu insanı bile teşhir malzemesi olarak kullanıyor. İnsanların kendini tanıtma şekli bile bir pazarlama metoduna dönüştü. Bio'larda, herkes CEO, trendsetter, yaşam koçu, life-hacker... Bu var olma savaşı, ileride, kotların paçalarını kıvırdığımız ya da Prekazi (Cevad) enseli saç kestirdiğimiz dönemlerdeki gibi buruk anılar olarak yer edecek hafızalarımızda.

ÇOCUKLARIM iPAD'LE DOĞDU
- İnsanların geçmişe baktıklarında sosyal medyadaki kimliklerinden pişman olacaklarını mı düşünüyorsunuz? - Twitter'da her şeyin uçup gittiğini düşünüyoruz. Fakat Twitter, daha güçlü bir arama motoruyla karşımıza geldiğinde bir insanın hayatının neredeyse bütün anlarını, kullanım sıklığına bağlı olarak, ortaya çıkarabilir. O zaman, birçok şeyin geri dönülmez olduğunu anlayacağız. 'Bunları neden yapmıştık acaba?' diyeceğiz. Tabii bu bir alışma, toplu bir bocalama dönemi. Bu hataları herkes yapıyor. Google'ın eski CEO'su Eric Schmidt'in bir sözü var, 'Bu dönemlerde yaşayan gençlerin çoğu ileride ya adını ya da soyadını değiştirecek,' diyor. Böyle bir şey de yaşanabilir.
- Yeni nesil daha mı şanslı bu konuda? - Benim çocuklarım iPad'le doğdular mesela. Bazen ağzımdan 'iPad'le mi doğdunuz?' gibi kelimeler çıkıyor. Evet, iPad'le doğdular. Konuşmayı sökmeden önce iPad kullanıyorlardı. Çizdikleri resimleri bana e-posta ile yolluyorlardı. Şimdi bu çocukların birçok anı bizim sayemizde zaten internette. Bu işlere akılları erdiğinde, hayatlarını paylaşmaya devam edecekler. Facebook Zaman Tüneli'nin doğumdan ölüme uzanan çizgisi gerçek olacak.

ARKADAŞINA GÖNDER
Sosyal medyanın gücünü kaza geçirince anladım
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN