Milletçe, İstanbul'un fethinin Hollywood usulü çekilmesi arzumuz sonunda gerçekleşti. Faruk Aksoy'un yönettiği
Fetih 1453 gösterime girdi. Tarihi epik sinemanın Hollywood tarafından nasıl çekildiğini etüd eden Aksoy'un, genel olarak seyirciyi memnun eden bir filme imza attığı ortada.
Yüzüklerin Efendisi, 300 Spartalı, Cesur Yürek, Cennet'in Krallığı, Truva gibi filmlerin anlatım sistematiğinden yararlanan ve bu filmlerin ilgi çekici sahnelerini yer yer kolajlayan film, sinematografik olarak başarılı bulunsa da, yapımın özellikle senaryo konusunda zaafları olduğu da bir gerçek. Ama
Fetih 1453 vizyona girdiği andan itibaren sanki, 1951 yapımı, Aydın Arakon'un yönettiği
İstanbul'un Fethi filmi hiç çekilmemiş gibi de bir algı oluşmaya başladı. O yıllar için Türk sineması adına önemli bir başarı olarak nitelendirilen ve sinemamızın ilk büyük prodüksiyonu kabul edilen İstanbul'un Fethi, yıllarca TRT ekranlarında, fetih kutlamalarının vazgeçilmez filmi olarak yayınlanan bir yapımdı. Öncelikle bir sinema yazarı olarak bu filmi hatırlatmayı görev bilirim. İsteyenler, filmi Youtube'dan izleyebilir. Elbette filmin dönemin şartları düşünülerek değerlendirilmesi gerektiği de unutulmamalı. İzleyince iki filmin birçok ortak noktası olduğunu göreceksiniz. Ama gerek anlatım gerekse İstanbul'un kuşatılması konusunda epey farklılıklar bulunuyor.
İSTANBUL'UN FETHİ
PRODÜKSİYON
Ocak 1951'de vizyona giren film, Türk sinemasının ilk büyük prodüksiyonu kabul ediliyor. O yıllarda bir film 20-30 bin liraya çekilirken, İstanbul'un Fethi, 90 bin liraya çekilmiş. Filme Genelkurmay destek vermiş. Savaş sahnelerinde askerler kullanılmış. Film daha sonra tekrar seslendirilip renklendirilerek 1970'lerde yeniden gösterime girmiş.
HİKAYE
Fethin hikayeleştirilmesi, Fatih'in üç adamının (Hızır Bey, Ulubatlı Hasan ve Mustafa) Bizans'a sızıp, stratejik bilgileri ele geçirmesi üzerine kurulu. Bizans diyarında Türklere yardım eden ise Ayasofya Kilisesi'nin pederi. Tabii Fatih'in divan üyelerinden Çandarlı Halil Paşa da, Bizanslılarla işbirliği içerisinde. Böylece iki taraf da birbirlerinin stratejik bilgilerine ulaşıyor, ona göre hamleler yapıyor. Yaratılan bu gerilim sürecinde fetih gerçekleşiyor. Döneminin şartları düşünüldüğünde, filmin görsel olarak da iyi kotarılmış olduğu söylenebilir.
BİZANS'A YAKLAŞIM
Filmin erdemlerinden biri, Bizans İmparatorluğu'na ve İmparator XI. Konstantin'e saygılı yaklaşımı. Bizans halkına ve imparatora karşı hamasi milliyetçi duygulara çok da yer verilmiyor. Son tahlilde XI. Konstantin, ülkesini savunan bir lider olarak resmediliyor. Filmin kötü adam rolünü ise imparatorun kimi komutanları üstleniyor. Filmin vurgularından biri de Bizans halkı ile Osmanlı ahalisi arasındaki ilişkinin iyi olduğu yönünde. Öyle ki, Fatih ve Osmanlı ordusu fetih sonrası İstanbul'a girerken, Bizans halkı onları çiçeklerle karşılıyor.
FATİ H SULT AN MEHMED
Sultan Mehmed'i, Sami Ayanoğlu canlandırıyor. Kudretli ve kararlı bir hükümdar olarak resmedilen Fatih'in, İstanbul'u alma konusunda birkaç motivasyonu var. Cihan imparatorluğu kurmak, Hz. Muhammed'in Hadis-i Şerif'i ve Osmanlı topraklarını bütünleştirmek. Ayanoğlu fiziksel olarak Fatih'in bilinen görsel imajına benzetilmeye çalışılmış. Bu benzerlik de başarılı bir şekilde uygulanmış. Lakin İstanbul'u fethettiğinde 19 yaşında olan Fatih'i, 38 yaşındaki Ayanoğlu'nun canlandırması dezavantaj gibi duruyor.
TEPKİLER
Filmle ilgili günümüze kalan çok malumat yok. Birkaç kitaptaki referans yazılarında, filmin gösterime girdiği yıllarda büyük ilgi gördüğü belirtiliyor. Ama seyirci rakamıyla ilgili bilgi verilmiyor. Filmin 1970'lerde gösterime girdiğinde nasıl karşılandığı da meçhul. Ama fethin yıl dönümlerinde özellikle 1980'lerde TRT'de sürekli gösterilen yapımın, zaman içeresinde unutulması da ayrıca düşündürücü.
***
FETİH 1453
PRODÜKSİYON
17 milyon dolarlık bütçesiyle film, Türk sinemasının en pahalı yapımı unvanını taşıyor. Filmin hazırlık ve çekim süreci bir kaç yılı buldu. Recep İvedik filmlerinin yapımcısı Faruk Aksoy, bu kazançlı seriden elde ettiği maddi kaynakla Fetih 1453'ü çekti. Film, 'büyük prodüksiyon' örneği olarak sinema tarihimizdeki yerini aldı.
HİKAYE
Filmin odak noktasında Fatih Sultan Mehmed ile Ulubatlı Hasan var. Fatih'in İstanbul'u alma isteği, onun ruh hali, hazırlıklar filmin ilk yarısında kendine yer buluyor. İkinci yarıda ise 'mücadele ruhunu' Ulubatlı Hasan üstleniyor. Siyasi ve stratejik hamleler, genel olarak ya diyaloglarla seyirciye aktarılıyor ya da direkt anlatımla... Çandarlı Halil Paşa'nın ise hain olduğu ima ediliyor. Daha çok görsel olarak duygu yaratmaya çalışılıyor. Bu konuda Cesur Yürek, Truva gibi epik Hollywood epik filmlerinden esinlenmeler göze çarpıyor.
BİZANS'A YAKLAŞIM
Film, Hollywood usulü bir anlatımla kotarılsa da, Bizanslılar söz konusu olunca, 1970'lerdeki tarihi Türk filmlerden kalma hamasi yaklaşım birden ortaya çıkıveriyor. XI. Konstantin, ülkesi savaşa girmek üzereyken bile eğlenceden vazgeçmeyen, kötü ruhlu, entrika çeviren, altın kadehlerde içki içen, adeta Gargamelvari bir lider olarak resmediliyor. Onun ağzından sürekli 'dinsiz Türkler' sözcükleri dökülüyor. Bu da seyircide nefret uyandırıyor. Bizans halkını pek göremesek de onların Osmanlı'ya bakışını anlatan sözcük 'kaygı' olurdu herhalde.
FATİ H SULT AN MEHMED
51 yıl sonra Fatih'i canlandırmak oyuncu Devrim Evin'e düşüyor. Filmde Fatih, kudretli ve kararlı bir hükümdar olarak resmedilmenin ötesinde babası II. Murat'la sorunlu ilişkisi, kuşatma sırasında düştüğü umutsuzluk gibi insani özellikleri ile de yer yer gösteriliyor. Fatih'in İstanbul'u fethetme konusundaki motivasyonu adeta Hz. Muhammed'in Hadisi Şerif'ine indirgeniyor. Cast oluşturulurken fiziksel benzerlik tercih edilmediği belli. Bu bir sorun teşkil etmiyor.
TE PKİLER
İlk dört günde 1.4 milyon kişinin izlediği filme aşırı ilgi gösterildiği söylenebilir. Genel olarak seyircinin beklentilerini karşılayan film, olumlu ve olumsuz eleştiriler alıyor. Filmde yaratılan görsel atmosfer başarılı bulunurken, senaryosunun vasat olduğu izleyenlerin ortak eleştirisi. Milliyetçi söylemin dozunun iyi ayarlanamadığı bir diğer eleştiri.