Başarılı işletmecilerimizden Celal Çapa'nın oğlu Emre Çapa, babasının izinden gitti ve ABD'de Rhode Island'da Johnson&Wales Üniversitesi'nde aşçılık eğitimi aldı. Türkiye'ye döndükten sonra da Akaretler'de ilk mekan deneyimini verdi. Emre Çapa'nın ismini kendi koyduğu mekanı Minyon, bir buçuk yıl önce açıldığında kısa sürede popüler oldu ve rüştünü ispatladı. Şimdiyse Boğaz'a inen Çapa, ikinci şubesini Sortie'nin içinde açtı. Elbette Emre Çapa'ya en büyük desteği de babası verdi. Sık sık babaoğlu Akaretler'de ellerinde kağıtlar, hesap kitap yaparken görebilirsiniz. Şebnem Çapa ise daha çok yemeklere yorumlarda bulunuyor. Şu sıralar Çapa ailesi el birliğiyle Minyon'u büyütüyor anlayacağınız. Sortie'nin içinde Celal, Şebnem ve Emre Çapa ile buluştuk, sektörün zorluğunu ve aile yaşantılarını konuştuk.
-
Emre Çapa Minyon'u açmaya karar verince bir araya geldiniz. Oğlunuza nasıl destek veriyorsunuz?
-
Şebnem Çapa: Ben müşteri olarak destek veriyorum. Hiçbir şeye karışmadım. Her şey Emre'nin kendi seçimi.
-
Celal Çapa: Oğlumuz için bir araya geldik. Halbuki biz kendimizi bir sektörden emekli etmiştik. Emekli olup rahat etmek istiyorduk. 'Oğlum için tekrar sahalara döndük,' demek yanlış olur. Ama 'Sahanın kenarından Emre'ye destek veriyoruz,' diyebilirim.
-
Celal Çapa ismi, eğlence hayatında önemli bir marka. Siz yıllarca en iyi ve başarılı mekanlara imza attınız. Kendi döneminizle şimdikini kıyaslamanızı istesem.
-
C.Ç: Emre'nin önünde çok zor bir dönem var. Biz bir lale devri yakalamıştık. Şimdi bu sektörde ayakta durmak çok zor. Ben ara sıra Emre'nin hesap işlerine yardımcı olmaya çalışıyorum. Yine de ben bile zor başa çıkıyorum. Maliyetler çok yüksek, rekabet hat safhada. Allah'ın sevdiği kuluymuşum ki en güzel dönemde bu işi yapıp bitirmişim.
-
Şebnem Hanım yıllarca eşiniz Celal Çapa'yı beklediniz. Şimdi de oğlunuz eğlence sektöründe yer almayı seçti. 'Yine nereden bulaştım?' diyor musunuz?
-
Ş.Ç: Ben zaten yapı itibariyle gece hayatını çok seven biri değilim. Celal'i işten çok, evde beklemeyi tercih ettim. Hiçbir kadın, gündüz kocasının işine gitmediğine göre ben de eşimin işine gitmedim. Kocam çalışırken, onun yanında olmamaya özen gösterdim.
-
Eğlence sektöründe eski müşteri kalmış mı?
-
C.Ç: Müşteri kalitesinde büyük farklılaşma var. Biz şanslı bir dönemde iş yapmışız, şimdi daha iyi anlıyorum. O zamanki müşteriler çekirdek aile gibi birbirini tanır, bildik yerlere gider ve oralara destek olurdu. Kişilerin açtığı yerler önemliydi. Bugün ise maalesef açılan yerin lokasyonu, fiyat politikası ve popülerliği önem taşıyor.
-
Emre Çapa: Bir de zincirler oluştu. Babamın zamanında Ahmet'in, Mehmet'in kafesiyken, şimdi kafeler yurtdışındaki gibi şirketlere döndü. Artık Nişantaşı'ndaki bir kafenin 12 yerde şubesi var. Tek tip mekanlaşma oldu.
-
C.Ç: Günümüzde müşteri ince eleyip sık dokumuyor, başka normları var. Bunların başında da lokasyon ve fiyat politikası geliyor.
-
Ş.Ç: Para el değiştirdi. Eskiden gezen elit kitle, artık ev davetlerini tercih ediyor.
-
Oğlunuzu eleştiriyor musunuz? Yanlışlarında uyarıyor musunuz?
-
C.Ç: Bana o zevki vermiyor açıkçası. Benim dediklerimi genelde kabul ediyor. Yanlışı beraberce halletmiş oluyoruz. Tartışacak mevzumuz kalmıyor. Bana olan hürmetinden mi, ataerkillikten mi bilemiyorum, ama beni kırmıyor.
PİYASA ŞARTLARI ÜRKÜTÜCÜ
-
Bu sektöre tekrar giriş yapmak tedirginlik yaratıyor mu?
-
C.Ç: Şu an Emre doğru yerde ve doğru noktada. Beni ürküten tek şey piyasanın şartları. Ben bir yere kadar yardımcı olabiliyorum. Bazı maçları almaya benim gücüm yetmiyor. Her gün hesaba kitaba bakıp, onları devamlı Emre'nin burnuna sokuyorum.
-
Ş.Ç: Babanın huyudur Emre'nin burnuna sokmak. Tedirginlik benim karakterimde yok.
-
Sizin eğlence hayatınız nasıl gidiyor?
-
C.Ç: Ben bıraktığınız yerdeyim. Gezmeyi çok seviyorum.
-
Ş.Ç: Ben ev davetlerini tercih ediyorum. Aslında bizde Celal dışında gece hayatına çok meraklı biri yok. Emre'nin de babasının hızına yetişmesi zor. -
C.Ç: Evet, ama ben gezmeyi bırakamıyorum. Adrenalin yükselmesi oluyor. Misal dün gece 03.00'te yattım, sabah 08.00'de kalktım.
-
Kendinize nasıl bakıyorsunuz?
-
C.Ç: Güzel yiyorum. Spor yapmıyorum, ama kendime bakıyorum. Bir tek sigarayı bırakamıyorum. Bu takımda ailenin ağır yükünü ben taşıyorum.
EMRE ŞANSSIZ, HAZIRA KONAMADI!
-
Bazı kişiler Celal Çapa'nın oğlu olarak Emre Çapa'yı şanslı buluyor.
-
Ş.Ç: Bence çok şanssız. Celal'in zamanında ona rakip diyebileceğimiz üç-dört yer vardı. Şimdi 35 yer var. Emre babasına 10 yıl önce yetişseydi, hazır olan bir şeye konacaktı. Babası bırakınca, şimdi kendini sıfırdan ispat etmesi gerekiyor.
-
Emre Çapa'yı Emre Ergani'ye benzetenler de oldu.
-
E.Ç: Konfüçyüs, 'Başkasının izinden giden, kendi izini bırakamaz,' demiş. Benim de örnek aldığım birçok işletmeci var. Emre ağabey ve amcam İzzet Çapa gibi...
-
Amcanız İzzet Çapa'yla bir gün ortak bir projede yer almak ister misiniz?
-
E.Ç: Bu işler kısmet, ileride içimize sinen bir proje olursa neden olmasın.