Türkiye'nin en iyi haber sitesi

İyi oyunculuk senaristi bile yönlendirir

atv’de yayınlanan Kimse Bilmez dizisinin iki başrol oyuncusu Keremcem ve ile bir araya geldik ve set ortamından aşka, aile kavramından reyting savaşlarına kadar pek çok şey konuştuk

İyi oyunculuk senaristi bile yönlendirir

atv'de yayınlanan Kimse Bilmez dizisinin iki başrol oyuncusu Keremcem ve Özgü Kaya ile bir araya geldik ve çok eğlenceli bir sohbet gerçekleştirdik. Keremcem ve Özgü Kaya arasındaki uyumu hissetmemek mümkün değil. Birlikteyken çok eğleniyor ve sürekli gülüyorlar. Ortaya çıkan enerji sizi de içine alıyor. Fotoğraf çekimleri yapılırken Keremcem'in tecrübesiyle Özgü'yü yönlendirmesi, onu rahatlatması üstelik bunu oldukça naif şekilde yapması ben de büyük bir takdir duygusu uyandırdı.
23 yaşında çiçeği burnunda oyuncu Özgü Kaya ise oldukça sıcakkanlı ve yetenekli. Öyle ki, üç müzik aleti; keman, gitar ve piyano çalıyor. Şu an ise konservatuvarda opera eğitimi alıyor. İkilinin hem müzik hem de oyunculuk ortak noktası. Böyle olunca sette birlikte düetler yapıyorlar.
Yıllardır dizi sektöründe olan Keremcem iyi oyuncu olmanın öneminin altını çiziyor: "Siz kendi işinizi ne kadar iyi yaparsanız o işin içinde o kadar parlarsınız. Öyle ki, senaristler karakterini parlatan oyunculara başka şeyler yazıyor."

- Dizide aksiyon sahneleri için özel eğitim aldınız. Nasıl geçti hazırlık süreci?
- Keremcem: Kimse Bilmez dizisi başlamadan önce iki, üç ay role hazırlık dönemim oldu. Aksiyon yönetmeni, dublör ve dövüş eğitmeni vardı ekibimizde. Yani oldukça profesyonel, dünya standartlarında bir hazırlık süreciydi. Önce dövüş, ardından yönetmen koreografiyi veriyor, çalışıyorduk. Spor yapmaya alışkın olmama rağmen ter içinde kalıyordum.

- Siz 15 yıldan fazla süredir dizi sektöründesiniz. Bu süreç içinde yukarı doğru ilerleyen bir ivme oldu mu sektörde?
- K: Tek kamera, tek ekip ve 70 dakika kadar çekiyorduk önceden. Şimdi iki ya da dört kamera, iki ekip ve en az 140 dakika çekiliyor diziler. Dizilerin zamanının uzaması ilginç, dünyada örneği yok tabii ama teknik açıdan çok ama çok ilerledik. Artık tüm dünyaya dizi satabiliyoruz ve onlar bizden aldıkları dizilerin tek bölümünü beşe bölüp hafta için yayınlıyorlar.

- Peki, 15 yıl önce de başrol oyuncusuydunuz, şimdi de... Ve artık rol arkadaşlarınızın çoğu Z kuşağından, 22, 23 yaşındalar. Aranızda kuşak farkı olduğunu hissediyor musunuz?
- K: Mesela partnerim Özgü, 23 yaşında. Benim tecrübemden faydalanmayı seçiyor o. Eskiden jenerasyonlar arası fark 10 yıldı, şimdi ise üç yıla düşmüş. Bu çok farklı bir duygu. Ama Özgü ile hiç kuşak farkı yaşamıyoruz. Çünkü bende teknolojiyi de sektörü de takip ediyorum. Özgü de olgun biri. Bazen Özgü'yü internetten çanta alırken görüyorum tabii (Gülüyoruz).



MAYMUN İŞTAHLI DEĞİLİM

- Bu arada nazar değmesin ama saçınızda hiç beyaz görmüyorum...
- K: Tek sayıları severim, 41 yaşmndayım, 41 kere maşallah, evet saçımda beyaz yok, boyamıyorum saçlarımı. Boya sanmalarından mustaribim ama...

- Özgü Hanım, sizim Keremcem'den öğrendiğiniz şeyler var mı?
- Özgü Kaya: Çok şanlı bir setteyim. Vaktimin çoğu Keremcem'le geçiyor. Engin Hepileri, Ahmet Mekin, onların da hem oyunculuk hem de hayat deneyimlerinden yararlanıyorum.

- Müzik eğitimi aldığınızı duydum...
- Ö.K: Hâlâ öğrenciyim aslında, konservatuvarda opera eğitimi alıyorum.
- K: Bülbül gibi bir sesi var. Özgü şarkı söylediğinde şarkı söyleyesim kaçıyor. Harika ötesi...

- Ne kadar ortak noktanız var. İkinizde aslınsa şarkı söylüyorsunuz ve oyunculukta ilerliyorsunuz...
- Ö.K: Gerçekten Keremcem'le bu kadar iyi anlaşmamızın en önemli sebebi müzik. Müzik benim zaafım.

- Oyunculukta mı kalacaksınız, yoksa müzikte mi ilerlemeyi düşünüyorsunuz?
- Ö.K: Hayatımda müzikle ilgili bir şey yapmak istiyorum tabii ama şu an oyunculukta ilerliyorum ve bu sektörde çok yeniyim. Maymun iştahlı da değilim. Emin adımlarla gitmeyi istiyorum. Müzik konusunda çok güzel fırsatlar çıktı önüme. Onları önümüzdeki zamanlara bıraktım.

- 23 yaşındasın, ünlüsün ve hayranların var. Bu durum seni ürküttü mü hiç?
- Ö.K: İlk başta inanamadım ve kabullenemedim. Çünkü ilk oynadığım karakter ortalığı çok karıştıran bir karakterdi ve yolda yaşlı teyzeler "Senin yüzünden çocuklar birbirine düştü" falan diyorlardı. Ama gençlerden daha olumlu tepkiler alıyordum. Hayranlarım sete gelmeye başlayınca çok şaşırdım. Çünkü bizim için karşılıksız olarak büyük çaba harcıyorlar. Onların sevgisini hissetmek de çok özel.

REYTİNGİ YÜKSEK DİZİ EKİP İŞİDİR

- Keremcem, yaptığınız tüm diziler tuttu. Reyting kurbanı olan dizinizi hatırlamıyorum...
- K: Yaptığım işlerin izleyici tarafından kabul görmesi mutluluk verici. Reytingimin olması da güzel ama hiç kimsenin reytingi bir diziyi tek başına yüklenecek kadar çok değildir. Bu bir ekip işi. Doğru projeyi seçmeye çalışıyorum ve izleyicideki etkimin böyle olduğuna şükrediyorum.

- Gelen projelerin tutup tutmayacağı sadece bir şans işi mi bugünlerde?
- K: Gerçekten oyunculuğa gönül vermiş kişiler, doğru projenin içinde kendilerini dişi karakteri (İzleyicide güzel karşılık bulabilecek karakter) seçmeye çalışıyorlar. Bazen seçebiliyorsunuz bazen seçemeyebiliyorsunuz bazen hayat sizi bambaşka bir yere getiriyor. Oyuncu elinden gelenin en iyisini yapıp sonra dizinin başarılı olacağını umuyor. Başarısız olsa bile elimden geleni yaptım diyebiliyor.

- Artık kötü karakterler de seviliyor değil mi?
- K: Aynen öyle... Ancak şöyle bir şey de var, siz kendi işinizi ne kadar iyi yaparsanız o işin içinde o kadar parlarsınız. Öyle ki, senaristler karakterini parlatan oyunculara başka şeyler bile yazıyor. 36 bölüm senaryosu yazılmış şeyler çekmiyoruz. Senaristi bile oyuncunun sergilediği oyunculuk yönlendirebiliyor.



ALİ HOCA GİBİ İYİNİN VE HAKLININ YANINDAYIM

- Ali Hoca karakterini çok sevdi seyirci...
- K:
Evet, hocam aşağı hocam yukarı diyen bir kitle oluştu. Çok sevdiler. Hatta Özgü'nün hocam dediği yerleri kesip klip yapmışlar.

- Ali Hoca ile etik değerlerde buluşuyoruz demişsiniz, nedir bu etik değerler?
- K:
Geçmişince acayip şeyler yaşamış ama yaptığı işlerde hep iyiliği ve doğruluğu gözetmiş bir adam Ali Hoca. Bu bakımdan benimle uyuşuyor. Doğrunun, iyinin ve haklının yanında olan bir karakter. Ben de öyle olmaya çalışıyorum. Bu plastik bir çaba da değil, içim öyle.

HAYATIMDA KİMSE YOK, KENDİMLE MUTLUYUM

- Şu an âşık mısınız?
- Ö.K:
Hayır. Hayatımda kimse yok. İşime konsantre olmuş durumdayım ve bundan çok mutluyum.

- Siz de yalnızlığı sevenlerdensiniz galiba?
- Ö.K:
Evet. Çünkü İstanbul'a geldiğimde iki yıl yalnız yaşadım ve alıştım. Asla sıkılmam. Kendimle barışığım ve kendimle vakit geçirmeyi seviyorum. Oyunculuğun da bunda katkısı var. Farklı karakterler gördükçe kendimi de keşfediyorum.

- Sonradan keşfettiğiniz hangi yönleriniz oldu?
- Ö.K:
Mesela kıskanç, hırslı bir karakteri oynuyordum. İzleyiciden tepki de alan bir karakterdi. Bu benim içimdeki hırslı yönümü keşfetmemi sağladı.

- Peki, ya Sevda karakteri?
- Ö.K:
Sevda'yı çok seviyorum. Sette çok uzun saat çalışıp çok yorulduğumuzda bile hiç şikâyet etmedim. Bulunduğu yere şükreden bir yapım var. İşimi çok seviyorum ve onun getirdiği zorluğu da kucaklıyorum. Yorgunluklar idare edilebilir. Karakteri ve senaryoyu çok içselleştirdim.

- Gitar da çalıyorsunuz değil mi?
Ö.K:
Gitar, keman, piyano çalıyorum. İlkokulda klasik gitar eğitimi aldım. Sonra şan. Ardından güzel sanatlar lisesine girdim, branşım kemandı. Piyanoyu ortaokuldan beri çalıyordum. Yaptığı işe odaklanıp onu iyi yapmaya çalışan biriyim. Bu konuya takıntılıyım galiba. Bu yüzden üniversiteye geçtiğimde enstrüman değil de sahneyi istedim. Oyunculuk tutkum da okuldaki sahne derslerinden geldi.

KIZMAYI BİLEN BİR ADAM DEĞİLİM

- Çok sakin duruyorsunuz, sanki asla sinirlenecek biri değilmişsiniz gibi...
- K:
(Gülüyoruz) kızmayı çok bilen bir adam değilim. Çünkü sesin hiç yükselmediği bir ailede büyüdüm. Kızdığı zaman bile oturup konuşulan, iletişimin önemine inanan biriyim.

- Sette hiç sinirlendiniz mi?
- Ö.K:
Sinirlenmesi bile bir sakinlik içeriyor ama sakinliğine alışık olduğumuz için sinirlenince geriliyoruz. Sinirlenince bile mantıklı olabiliyor ama...
- K: Bağırıp çağırmayı beceremem. Sinirlenince manalı şeyler de söyleyemem. Sessizliğimin anlaşılması güzel bir şey ama. Sessizliği anlayan bir partnerim varmış şu an onu anladım (Gülüyoruz).



- Özgü sette nasıldır?
- K:
Çok neşeli, cıvıl cıvıl... Çok tatlı gülüyor. Bazen herkesin gülmeyeceği bir şeye gülmeye başlıyor ve duramıyor. Onu ben durdurabiliyorum. Gülmesinin bitmesini çok beklediğimiz oldu. Sabahın dördünde bile gülmeye başlayabiliyor. Bu da ekibin motivasyonunu yükseltiyor.
- Ö.K: Rol icabı sette çok ağladığım için vücudum bir süre sonra buna gülerek tepki vermeye başlıyor. Bir de çok çabuk ağlayabilen biriyim. Sahneyi düşünürken bile ağlamaya başlayabiliyorum.

- Duygusal mısınız?
- Ö.K:
Çok duygusalım.
- K: Çok genç ama çok olgun biri. İlk başta 23 yaşında bir partnerim olduğunu öğrenince biraz ürktüm ama ne kadar profesyonel olduğunu bilmiyordum. Ancak çok çalışkan, disiplinli olduğunu gördüm. Geç saatlere kadar büyük bir enerji ile çalışıyor. Nerede acaba yeter artık diyecek diye beklerken gıkı çıkmadı. Topuklu ayakkabılarla saatlerce koştuğu oldu.

- İstanbul'da mı büyüdünüz?
- Ö.K:
Uşaklıyım, orada büyüdüm. Konservatuvar okumak için İstanbul'a geldim.

- İstanbul'a gelmek sizi korkuttu mu?
- Ö.K:
Ben cesaretli bir insanım. Annem ve babamla çok yaş farkımız yok, arkadaş gibiyiz. Beni cesaretlendiren hep onlar oldular. Ailem arkamda olduğu için kendimi hep çok güçlü hissettim. Konservatuvar da beni sektöre hazırladı. Orası da sanatçı egosunun olduğu bir yer.

SANATÇI EGOSU KİŞİYİ BESLİYOR

- Sanatçı egosunu nasıl tanımlıyorsunuz?
- Ö.K:
Sanatçı egosu dediğimiz şey insanı besleyen bir şey aslında. Rekabet doğuruyor. Mesela konservatuvarda bir rolü almak için en iyi arkadaşlar bile yarışır. Bu her sektörde var ve kötü bir şey değil.

- 30'lu yaşlarınızda bir evlilik tecrübeniz oldu. Peki, 40'larınızın başında olduğunuz şu günlerde baba olmak istiyor musunuz?
- K:
Her bakımdan bana iyi gelen bir yaştayım. Birçok şeyi anlamış ama anlayacak daha çok şeyin olduğunun da farkındayım. Evlenmek için evlenmem. Bir şeyi isteyerek yapıyorsanız başarı geliyor. Hayatın getirdiklerini isteyip istemediğimize karar verecek durumda olduğumuzda doğru karar veriyoruz. Ben o durumda olduğumu düşünüyorum. Hayat biz planlar yaparak başımıza gelenlerdir. Bir de asla asla dememeye çalışıyorum.

İLK GÖRÜŞTE DEĞİL TANIDIKÇA ÂŞIK OLURUM

- Geçmişte asla yapmam deyip yaptığınız şeyler oldu mu?
- K:
O kadar çok ki... Mesela ilk oyunculuk teklifi geldiğinde kahkahalarla güldüm. Ama üç saat sonra gidip görüştüm. Hayat bana "Sen misin gülen?" dedi.

- Aşkın hayatınızdaki yeri nedir?
- K:
Kalbimi dinleyebildiğimi düşünüyorum. Kalbin yönelmesi, zaman geçirmek, hayata bir yerden bakmak bambaşka bir şey. Aşkı yaşama şansına nail olmuş biriyim. İlk görüşte değil tanıdıkça âşık olan biriyim.
- Ö.K: Duygusalım ama mantığımla ilerlerim. İlk görüşte değil de tanıkdıkça âşık olurum ben de. Aşık olduğunda kendini kaybedebilen ama aynı zamanda planlı şekilde de ilerleyen biriyim. Kendini kaybetmek derken o yaşadığım tatlı heyecanı kontrol edemeyen, anın tadını çıkaran biri olmaktan bahsediyorum.

- Aşk da zamanla olgunlaşan, yaşayışı değişen bir şey mi?
- K:
Her duygu gibi aşk da evriliyor. 18'inde âşık olmakla 40'ında âşık olmak arasında tabii ki fark vardır. Her yaşın ayrı güzelliği var. Bir kalp bir kez aşka düştüyse bir daha düşebilir. O aşk aynı aşk olmayabilir ama aşk olur.

- Aileniz başka şehirde yaşıyor. Endişeleniyorlar mı sizin için?
- Ö.K:
Ailem hayattaki en büyük şansım. Küçük bir yerde olmamıza rağmen çok modern bir yaklaşımla büyüttüler beni. Annem de babam da benim sırdaşımdır. Bir de erkek kardeşim var. Onunla birlikte yaşıyoruz.

- Zamanla aile kavra mı değişti mi ya da değişiyor mu sizce?
- K:
Ben evlenip boşanmış bir adam olarak Milas'ta doğduğum yerdeki evlilikleri merak ettim. Acaba ben İstanbul'da bu sektör içinde olduğum için mi bunu yaşadım diye düşündüm. İlkokuldaki 20 arkadaşıma baktım, 18'i boşanmış, sadece ikisi evliydi. İletişim kanalları değişmişti. Bu değişime uyum sağlamak lazım. Önemli olan bunun içinde iyi ve doğru kalabilmek.

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
İyi oyunculuk senaristi bile yönlendirir
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN