Güçlü yorumuyla bilinen Gülçin Ergül, karantina döneminde evde sözlerini yazıp söylediği, kaydını yaptığı ve klibini de kendi çektiği Ferman adlı bir şarkı yayınladı. Anıl Şallıel'in saksafonuyla katkıda bulunduğu soul trap tarzındaki şarkının hikayesini Ergül'den dinledik.
- Şarkıya katkıda bulunan isimler de evden mi yürüttü çalışmaları?
- Elbette. Şarkının vokal kaydını kendim yaptım, şarkıyı ben yazdım, videosunu ben çektim, hatta saç makyajımı kendim yaptım. Elbette profesyonel işimin olmadığı dallarda da kendimi zorlamış oldum ama şartların kısıtlı olması her zaman üretimi beslemiştir. Sanatta hep böyle dönemlerde dışavurum yükselmiştir. Şarkının düzenlemesini Emre Bayar yaptı. Videosunu ise yönetmen Gökhan Palas düzenledi. Onlar da evden çalıştı.
- Neden bu yolu seçtiniz?
- Evde kalmanın büyük bir sosyal bilinç ve sorumluluk olduğunu düşünüyorum. Bu zorlukları hep beraber, birlik içinde atlatmalıyız. Ben kimseyle bir araya gelmeden bu şarkıyı tamamladım çünkü risk almak istemedim. Sadece kendim değil, hepimizin sağlığı için iyi bir örnek olmak istedim. - Ferman'ın bir hikayesi var mı?
- Ferman'ın hikayesinde karantina döneminde uzaktan belki de görüntülü görüşen ama duygularını tam olarak açamamış birisi var. Hem sosyal mesafeyi koruyor, hem de içindeki aşkını saklı tutuyor şimdilik. Ama sorunuza asıl cevabım şudur; kim ne anlamak isterse anlayabilir. Her şarkı kimin ne anladığına ve kendi kişisel, eşsiz tecrübe birikimlerine göre, her kalpte yeniden şekillenir. Sanatın güzelliği, yorumlanabilir olması bence.
- Bu süreçte zorlandığınız oldu mu?
- Ben karantina dönemini, evde kalmayı sevdiğim için verimli şekilde ve yalnız geçiriyorum. Beni zorlayan tek şey konserlerin olmaması. Onun dışında yine yogamı yapıyorum, vokal egzersizlerimi yapıyorum, şarkılar yazıyorum, kayıtlar yapıyorum, kitap okuyorum, belgesel izliyorum, yemek yapma becerilerimi geliştiriyorum. Bence mutluluk ve huzur kaosun ortasında bulunabilir bir şey.
- Karantina döneminde birçok kişi kendi iç dünyasında yolculuğa çıktı. Siz neler hissediyorsunuz?
- Yüzeysellikten uzaklaştığımızı, zorunlu olarak (genel konuşmak gerekirse) bu yola girdiğimizi düşünüyorum. Ne olmuş yani kuaföre gitmesek, herkesi görünüşüyle değerlendirmesek, yargılamadan herkesin bir mücadelede olduğunu bilerek merhamet duysak, kendimizle kalsak ve kendi iç sesimize kulak versek? Daha iyi olmaz mı? Bence koronavirüsün bize getirdiği manevi bazı getirileri de yok değil. Her şeyin iyi ve kötü kutupları olduğuna inanıyorum ve bardağın dolu kısmı da her zaman var.