Fatih'teyim... Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi'nin tam karşısında bulunan sokaktan içeri doğru ilerliyorum. Sokağın tam sonunda bulunan Medrese Davutpaşa'dan içeri giriyorum. Muhteşem bir avlu beni karşılıyor. Çiçekler ve çimen kokusu tarihle bütünleşmiş, beni yüzyıllar öncesine davet ediyor. Avludan açılan 16 kapı ve bu kapıların ardında çalışan, ilim ve bilim üreten yüksek lisans ve doktora öğrencileri var. Tıpkı 15'inci yüzyılda derviş, molla ve ilim tahsili gören talebeler gibi... Çok değil, beş yıl önce bir harabeyi andıran bu tarihi yapı, Fatih Belediyesi tarafından alınarak restore ettirildi ve aslına uygun olarak bir ilim merkezi haline getirildi. Şimdi akademik çalışma alanı bulmakta zorlanan Fatihli yüksek lisans ve doktora öğrencileri burada çalışmalarına devam ediyor. Siz de yüksek lisans ya da doktora öğrencisiyseniz ve Fatih'te ikamet ediyorsanız, bu medreseden yararlanabilir, tarihi bir odada çalışma imkânı bulabilirsiniz. Nasıl mı? İşte haberin devamında tüm bu sorularınıza yanıtla bulacaksınız... Medrese Davutpaşa'yı Fatih Belediye Başkanı M. Ergün Turan ile geziyoruz. Kapıdan avluya bakan çocukları görünce hemen içeri davet ediyor ve onlarla uzun uzun medresenin tarihi hakkında konuşuyor. Oyuncaklarını verip uğurladıktan sonra: "Fatih'te doğup büyüyen çocuklar bu medreselerin içine girmemişti. Benim amacım bu kültür varlıkları ile çocukların erkenden tanışması" diyor ve devam ediyor: "Bu vakıf eserlerinin asli fonksiyonlarına uygun olarak kullanılmasını çok istiyorum. Çünkü yüzyıllar önce vakıf sahipleri buraları yaptırırken kendi hazinelerinden bir bütçe ayırmışlar ve ne için kullanılmasını istiyorlarsa o şekilde inşa ettirmişler. Çeşme yaptıran her daim su içilsin istiyor. Cami yaptıran burada ibadet edilsin diye yaptırıyor. Böyle medrese yaptıranlar da ilim ve bilimin buralarda devam etmesini, öğrencilerin eğitim yuvası olmasını diliyor. Aradan yüzyıllar da geçse bize düşen, vakıf sahiplerinin, yani ecdadımızın bu isteklerini günümüzde de yaşatmaktır. Bu eserleri aslına uygun şekilde günümüz insanına kazandırmaktır. Bir vakıf eserinin yapılış amacına uygun çağdaş normlardan hangisine uyuyorsa o şekilde kullanılması bizim felsefemiz haline geldi. Davutpaşa Medresesi'ni de işte bu felsefe ile restore ettirdik. Burayı vakfeden dönemin devlet adamı Davut Paşa'nın da amacı buydu. Biz de yüksek lisans ve doktora öğrencilerine çağrıda bulunduk. 110 öğrenci başvurdu, 75'i kabul edildi. Kabul edilenler bu medresedeki odaları kullanıyor ve burada ülkemiz için ilim ve bilim üretiyorlar."
ECDAD YADİGÂRI AYAĞA KALKTI
Turan, yaptıklarının manevi bir borç olduğunu da vurguluyor: "Bütün vakıf eserlerinin asli fonksiyonlarına dönmesi Fatih'i de bereketlendirecektir. Çünkü burası tarih boyunca nakış nakış işlenmiş bir yer. Çok kültürlü bir belde... Son 20 yılda Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın önderliğinde ecdad yadigârı eserler ayağa kaldırıldı. Müthiş işler yapıldı."
DEVŞİRME ESERLER BULUNDU
Medrese inşa edilirken pek çok tarihi eser de yapımında kullanılmış. Restorasyon esnasında ortaya çıkan bu eserler de koruma altına alınmış. Örneğin Bizans ve Doğu Roma'ya ait eserler de var, ören yerlerinden devşirilerek kullanılanlar da... Sütunlardaki baklava motifleri ise eserin Osmanlı'ya ait olduğunu gösteriyor. Ortaya çıkan lahit kapağı ise bir müzede sergilenecek.
YENİ BAŞVURULAR 8 ŞUBAT'TA
Siz de Medrese Davutpaşa'da bir çalışma odasına sahip olmak istiyorsanız başvuruda bulunabilirsiniz. Başvuru için öncelikli koşul lisansüstü, doktora adayı ve doktora öğrencisi olmak. Fatih'te ikamet etmek de şart koşuluyor. Bu gereklilikleri karşılıyorsanız, belediyenin internet sitesinde bulunan formu 8 Şubat tarihinden itibaren doldurabilirsiniz.
ESRA F. POYRAZ
MEKANLARIN DA RUHU VARDIR
"Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi'nde Yeni Türk Edebiyatı alanında doktora yapıyorum. Aynı zamanda üniversitede çalışıyorum. Burası Sur içi ve gerçek İstanbul aslında burası. Özellikle Davutpaşa Medresesi'nin bulunduğu yer üniversiteler semti gibi. Mekânların ruhuna inanırım. Bu mekânlar bizim hafıza mekânlarımız. Hafıza mekânlarını kaybettiğimiz zaman bulunduğumuz coğrafyaya aidiyetimizi kaybederiz. Dolayısıyla belediyelerin, vakıf binaların restorasyonunu tamamlayarak günümüze kazandırması aslında bizim geçmişle bağlantımızı sağlayan, kopan halkaları tekrar bağladıklarına inanıyorum. İnsanlar mekânları, mekânlar da insanları inşa eder. Benim bugün çalıştığım odada belki yüzyıllar önce bir molla, bir medrese öğrencisi çalışıyordu. Mazi le bağımızı koparmadan geleceği inşa etmek ilham da veriyor bizlere."
ÇAY DA VAR SOHBET DE
Medresede toplam 16 oda var. Bir de Baş Oda bulunuyor. Her bir odaya üç kişi gelecek şekilde dizayn edildi. Kendilerine ait masaları var. Bilgisayarı olmayanlar için bilgisayar odası bulunuyor. WİFİ her yerde var. Bir de gün boyunca çorba ve çay ikramı oluyor. Üstelik tüm bunlar ücretsiz. Medresenin çok güzel bir bahçesi var. Burada çalışmalarını sürdürenler açık havada sohbet ederek fikir alışverişinde de bulunabilecekler. Her bir odaya tarihi bir ilim ve bilim adamının ismi verilmiş. İbn-i Haldun, Fuzuli, İvaz Efendi ve Ebüssuud Efendi salonu bunlardan bir kaçı... Baş Oda'da ise herkese açık dersler, söyleşi ve mini konferanslar gerçekleştiriliyor.
RECEP EKEN
BİLGİNİN SONU YOK
"Karabük Üniversitesi'nde yüksek lisans öğrencisiyim. Doğma büyüme Fatihliyim. Kamu yönetimi bölümünde yönetim bilimi üzerine yüksek lisansımı yapıyorum. Medrese Davutpaşa projesini duyunca çok heyecanlandım. Çünkü pandemi dolayısıyla evden eğitimime devam ediyordum ama odaklanamıyordum. Ben de hemen başvuruda bulundum ve elemeyi geçerek kabul gördüm. Haftada üç gün, saat 08.00'den 14.00'e kadar medresedeyim. Çok rahat bir şekilde, çalışmalarımı bana tahsis edilen odada sürdürüyorum. Hem bilgisayar hem de internetin olması büyük kolaylık sağladı bana. Çay ve çorba servisi de var. O saatlerde farklı alanlarda çalışan arkadaşlarla sohbet etme imkânı buluyoruz. Bu da farklı alanlarda bilgilenmemizi sağlıyor. Bilginin sonu yoktur... Bu medrese de buna aracı oluyor."
E. MUKADDES AYYILDIZ
EVDE RAHAT ÇALIŞAMIYORDUM
"İstanbul Üniversitesi'nde lisans eğitimimi aldım. Boğaziçi Üniversitesi'nde yüksek lisans yaptım. Şimdi de İbn-i Haldun Üniversitesi'nde ikinci yüksek lisansımı yapıyorum. Doğma büyüme Fatihliyim. Hatta medresenin hemen yanındaki ilkokula okumuştum. Yüksek lisans alanım finansal ekonomi, tez aşamasındayım. Aynı zamanda ev hanımı ve anne olduğum için evde rahat bir çalışma alanım yoktu. Medrese Davutpaşa'nın duyurularını görünce çok sevindim ve hemen başvuru yaptım. Mülakatları da geçip seçildim. Bana tahsis edilen çalışma saatlerinde burada oluyorum. Bölünmeden rahatça çalışabiliyorum. Odayı Esra Hanım ile paylaşıyoruz. Kendisini burada tanıdım ve pek çok konuda fikir alışverişinde bulunmaya başladık. Bu çok güzel oldu. Kendimizi burada disipline etmiş oluyoruz. Farklı eğitim alanlarında arkadaşlarla sohbet etme imkânı buluyoruz. Daha önce de eğitim için tahsis edilmiş bir medresenin tekrar aslına uygun olarak bizlerin hizmetine sunulması takdir edilmesi gereken bir iş. Fatihimiz tarih boyunca kültür ve ilimin merkezi olmuş. Diğer öğrenciler için de bu tür tarihi medreselerin açılmasını istiyoruz."