Yazar Gülnar Onay, 1995 senesinde taşıdığı Bodrum'da iklim değişimini bizzat yaşayarak görmüş bir isim. Çorak bir alanı yemyeşil bir bahçeye dönüştürmüşken, 2006 senesinden itibaren Bodrum özelinde doğanın farklı bir hale geldiğini kendi bahçesinde gözlemlemiş. Daha önce bahçe üzerine kitaplar yazan Onay ile İnkılap Yayınları'ndan çıkan Az Su İsteyen Bahçeler isimli kitabı için buluştuk. Gülnar Hanım ile çiçekleri, ağaçları, bahçeciliği ve tabii ki 26 yıl sonra terk ettiği Bodrum'u konuştuk.
GELDİĞİMDE BAMBAŞKA BİR BODRUM VARDI: "Benim merakım, sevdam bahçe, doğa, çiçekler. Bu yüzden Bodrum'un merkezinden ziyade ıssız, sakin yerlerini tercih ettim yaşamak için. 1994'te taşındığımda bambaşkaydı Bodrum. Ancak 26 yıl sonra bu kasabadan vazgeçmeme çevremdeki bazı insanlar, şaşırdı. Bodrum'dan ayrılmam hiç de zor olmadı. Bodrum'un ciddi bir su sorunu var. Anlamsız kira artışları. Hava koşulları ve altyapı sıkıntıları. Yalıçiftlik Sahili'nde sabah 07.30'da araba park yeri bulamıyorsunuz. Deniz kenarındaki şezlonglar geceden kapışılıyor. Son birkaç senedir Bodrum'a yazlıkçı olarak gelenler Bodrum koşullarına pek saygı duymuyor. Her konuda olduğu gibi elbet bu durumun da istisnaları var. Korkum bu durumun yaygınlaşması. Ben kendi yaşamımın ve yaşımın getirdiği koşullar nedeniyle İstanbul'a taşındım."
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ DOĞAYA BAKIŞIMI DEĞİŞTİRDİ: "2006 senesine kadar Bodrum'da, bırakın klimayı vantilatör kullandığımı bile hatırlamıyorum. Ancak o seneden sonra iklim değişikliğini adım adım gördüm diyebilirim. Küresel ısınma demek sadece ısı değişimi değil elbette. Onunla birlikte ilk olarak kuraklık ve su sıkıntısı oluyor. O zaman ilk olarak az su isteyen bitkilere, ağaçlara yöneldim. Dünyada suyun az olduğu bölgelerde bahçeleri, yetişen bitkileri araştırdım. Az su isteyen ya da kuraklığa dayanabilen bitkileri inceledim. Bunun yararları var. Öncelikle, bahçe sahibini üzmüyor. Çünkü bitki dikmek, yetiştirmek onunla duygusal bir bağ kurmak demek. Hele de ona emek verdikten sonra. Evcil hayvanlarımız gibi ses vermese de sizinle iletişim kurduğunun farkına varıyorsun."
ÇİM, ORTANCA GİBİ SUYU SEVEN BİTKİLERE VEDA EDİN: "2010'lu yıllarda bahçe işleri yapan bir işyerinden alışveriş yaparken iki bey gelip 10 dönümlük arazilerine çim dikmek istediklerini söyledi. Dayanmayıp '10 dönümlük alana çim mi dikeceksiniz?' diye sordum. 'Evet, tarlada mı oturalım!' dediler. Evet tarlada oturun, her yer çim olmak zorunda mı? Sonra kuyu açtırdıklarını, su sorunu olmadığını söylediler. Halbuki o su, onların değil ki! Yeraltı suyu hepimizin. Tıpkı bahçeler gibi. Hiçbir şeyin sahibi değiliz, hepsi bize emanet. Artık kimse 'Benim bahçem, 500 metrekare. İstersem çim eker, gönlümce sularım. Kuyum var benim' diyemez. Çok su isteyen bitkilerden kaçınmalıyız. Çim dışında mesela ortanca da çok güzeldir, dekoratiftir ama susuz yapamaz. Gölge sever, ılıman ortamı sever."
ALOE VERANIN 400 ÇEŞİDİ OLDUĞU PEK BİLİNMEZ: "Aloe vera, ölümsüzlük bitkisi anlamına gelir. Sıcak ülkelerin bitkisidir. Dış görünüşü ile kaktüsü andırır. Çiçekleri tohum vermez. Kök kısmınının hemen yanından verdiği yavruların ayrılması ile üretimi yapılır. Cilde iyi gelir diye meraklısı çok. Ama 400 çeşidi olduğunu pek kimse bilmez. Aloe vera, onlardan sadece bir tanesi. Onlardan çok su isteyen var, az isteyenleri var."
BİBERİYE, ADAÇAYI, PELİN OTU HAFTADA BİR SULANIR: "Öncelikle doğal olarak, kendiliğinden çıkan endemik bitkilerimiz var. Biberiye, kekik, adaçayı, lavanta, mercan köşk, pelin otu... Bunlar az suyla, haftada bir kere bile yeterli olacak cinstendir. Mesela meyve sebzeyi yıkadığınız su bile yetebilir. Bir marul yıkarken 10 litre su gider. Benim bahçeme diktiğim adaçayı biraz fazla su alınca öldü. Nedeni doğada su görmemeleri idi."
AĞAÇCIKTA RENKLERİN DANSI VAR: "Ağaçcık ya da bodur ağaç dediğimiz türler de kurak iklime dayanıklıdır. İğne yapraklı çam türlerine gelince yaprak yapıları onları korur. Bodur ağaç denilenler mesela erguvan, tüm Ege, Gökova erguvan doludur. Koca yemiş, menengeç, kapari, keçiboynuzu az suyla çok faydalı bitkilerdendir."
HAKKI YENEN SAKIZ ÇALISI: "Köyde bahçeler, kırlar tam bir sakız çalısı cennetidir. Sabahları enfes kokar. Kışın yaprakları kızıla dönüp enfes bir görüntü oluşturur. Ancak bir şey bol olunca değeri bilinmiyor. Yöre insanı, kent insanı hemen kesip atar. Ağacının gövdesinden sakız yapılır. Ne su, ne bakım ister. Çok yayılırsa budarsınız."
ZEYTİN AĞACI SU İSTEMEZ! SULARSAN ÜRÜNÜ ACI OLUR: "Kim bir zeytin ağacına vurulmaz ki... Tüm ılıman iklimlerde bahçelerin olmazsa olmazıdır. Rüzgarda yapraklarının iki rengi birbirine karışır dalgalı denizi andırır. Zeytin ağacı ilk sene belki biraz su ister ama sonra kendi halinde yoluna devam eder. Hatta çok sulanan zeytin ağacının mahsulü acı olur. Ondan zeytinyağı yapmak istemezler. Mesela benim bahçemde zeytin ağaçlarım vardı. İlk sene gelip topladılar. Sonra gelmediler, neden diye sordum, 'Bahçe su görüyor. Zeytin acır' yanıtını verdiler. Sofralık zeytinde de İspanya'dan sonra dünyada ikinci sıradayız."
KİMİ PALMİYE ÇEŞİTLERİ SUSUZLUĞA DAYANIKLIDIR: "Egzotik şeyler de denedim. Akdeniz yelpaze palmiyesi de sıcağa dayanıklı bir türdür. Mesela Datça hurması... Bu dünyada sadece Datça'da yetişir. Bir tek Bodrum'daki Gölköy var istisna ama ne yazık ki orası şu an koruma altında ve çöplük olmuş durumda. Bunlara ek olarak cüce palmiye dediğimiz mavi palmiyeler var. Bunlar çok az suyla yetişen, haftada bir sulamakla yaşayan canlılardır."
BEGONVİL SU VERMEZSENİZ ÇİCEK AÇAR: "Az su isteyen meyve ağaçlarının dışında bir de hiç su istemeyen, kendi başına yetişenler var doğada. Biraz da onlardan söz edelim. Süs bitkilerinden, iklim sarmaşıklarının başında begonvil gelir. Su vermezseniz çiçek açar, su verirseniz yemyeşil olur. Ama hakiki, doğal begonvilden bahsediyorum. Bir de bunun melezleri var. Yetiştirdiler, çiçekleri rengarenk, çiçekleri daha iri ama onlar da çok güzel, 'İlla bana su ver' diye yalvarmıyor. Yazın açan yasemini unutmayalım, kış yasemini çiçek vermez. Gölgelik seven hanımelini ekleyelim."
HAVUZLARINIZ İÇİN KUYU AÇAMAZSINIZ! YERALTI SUYU HERKESİNDİR
"Bodrum'da artık ihtiyaçtan -yani suyun azalması sebebiyle- insanlar bahçelerindeki su isteyen çiçekleri söküp kaktüs ekmeye başladı. Yalıçiftlik'te yukarıdaki mahallelere iki yıldır su gitmiyor. Milyonluk villaların satıldığı yerlerden bahsediyorum. Ancak hâlâ çimden vazgeçilmiyor. Çim su ihtiyacı sebebiyle kuraklık yaşamamızın sebeplerinden diyebiliriz. Bir de elbette evlerin önüne yapılan mini havuzlar, süs havuzları. Hemen 'Kuyumuz var' diyorlar. Yeraltı kaynakları herkesindir, onu havuzunuz için kullanamazsınız. Neymiş denizden çekiyormuş! Evet büyük araçlarla denizden su çekiyorlar ama buna değer mi? Bodrum'da nerede olursanız olun, bu yarımadada 20 dakika içinde denize ulaşabilirsiniz."
DAVETSİZ KONUĞUMUZ VARDI
Konu çiçek bahçe olunca elbette görüşmemizin davetsiz misafiri de oldu. Çiçeklerin vazgeçilmez dostlarından olan bir arı konuşmamız esnasında Gülnur Hanım'ın saçlarına kondu. Kendisini uyarınca arının cinsine bakarak, "Tatsız tecrübelerim oldu arılarla. İki kez şoka girdim, hastanelik oldum, ucuz kurtuldum. Ama bunlar zararsız. Sokar, acıtır en fazla" dedi.