Bizim oyun havalarımız bir gariptir, özeldir... İçinden sayısız makam geçer. İginçtir, yer yer hüzün de ihtiva eder... Hüzünle coşku arasında gidip gelir. Sanki 'hepimizin sonu aynı, gelin bugünü, bu anı yaşayalım doya doya' der bize... Ölümlü olduğumuzu bile bile, üç günlük dünyaya kafa tutarcasına 'oynamaya' çağırır bizi! 'Oyun havası' tabiri bile bize özeldir. Başka dillerde benzeri yoktur. 'Dans müziği' tabiri falan da karşılamaz bunu... Mesela
İç Anadolu'da türkü söylemek yerine 'türkü havalandırmak' tabiri kullanılır. Özellikle mezvu bozlak ise... Hava ve havalandırmak tabiri böylesine kıymetlidir. İşte bizim geleneksel oyun havalarımıza el attı son dönemin başarılı bir ses mühendisi ve aranjörü. Elektronik dokunuşlar yaptı. Yeniden yorumladı, farklı bir dünyaya taşıdı onları. Adı Özgür Karakaya bu usta ismin...
Bu projede sahne adını OZGVR olarak seçmiş. Albümün adı ise 'oyun havaları'nın esprili çevirisi Airplayz... Karakaya, Dokuz Eylül Üniversitesi Müzik Teknolojisi ve Ses Mühendisliği mezunu bir müzik dehası... Aynı zamanda bol ödüllü bir reklam filmi yönetmeni. İşin içine canlı enstrümanları da katarak, oyun havalarımızı elektronik bir altyapıyla yeniden yorumlamış... Dokuz farklı sanatçı tarafından seslendirilen, Türk Halk Müziği'nden özenle seçilmiş eserlerin; latin, tropik ve elektronik ögelerle birlikte yeniden işlendiği Airplayz albümü alanındaki en başarılı ve özel işlerden biri...
Arpej Yapım etiketiyle yayınlanan ve Özlem Özbakan'ın prodüktörlüğünü, OZGVR'ün aranjörlüğünü üstlendiği projede; Melodi, Pelin Yılmaz, Murat Boztepe, Yusuf Taşkın, Ertan İşbilir, Kingsta, Tuna Taşkın, Berna Ökmen, Ender Çalışkan Türk Halk Müziği'nin sevilen eserlerini seslendiriyor.
Farklı versiyonlarıyla toplam 16 şarkının yer aldığı Airplayz albümünde; Şeker Oğlan, Fidayda, Ankara'nın Bağları, Yekte, Misket, Dım Dım Yar, Halkalı Şeker, Neriman, Su Sızıyor, Kesik Çayır, Burçak Tarlası, Söm Söm Yarim ve Değirmenin Oluğu; R&B, Afro- Latin, reggae, house, disco-folk ve trap müzik tarzlarıyla yeniden yorumlanmış. Popüler müzik tarzlarının hızlı değişimler yaşadığı günümüzde, Airplayz; içeriğindeki modern ve radikal düzenlemelerle, dinleyicileri şaşırtmayı, gülümsetmeyi ve dans ettirmeyi yüzde yüz garanti ediyor!
BAŞKA BİR DÜNYANIN PEŞİNDE
Şenay Lambaoğlu, Türk caz sahnesinin önemli seslerinden. Aynı zamanda cazı, caz öğelerini popüler müzik alanına taşıması da onu özel kılan taraflarından. Kendi yazdığı şarkılar ve su gibi yorumuyla üretkenliğini sürdürüyor sanatçı... Şimdi de başarılı aranjör Genco Arı ile birlikte yine kendi şarkılarından biriyle, Böyle Nasıl Yaşanır?'la huzurlarımızda. Yine melankolik bir şarkı... Zaten melankoli Lambaoğlu'nun ruhunda, müzikal aurasında var...
Kendini bu dünyada sürgünde hisseden tüm özel ruhlar gibi 'başka bir dünya' arıyor şarkısında yine sanatçı: "Böyle nasıl yaşanır hiç olmadan, konuşmadan/ Böyle nasıl yaşanır bir başka dünya bulmadan/ Bir başka dünya kurmadan..." Sesi piyanoya çok yakışıyor Lambaoğlu'nun... Piyano da onun sesine... Bu şarkıda sanki piyano dokunuşlarıyla, Lambaoğlu'nun ruh okşayan sesi hemhal olup kalbimizi onarıyor... Müzikal bir şifa oluveriyor dinleyene...
Gerçekten de, şarkının tanıtım metnine imzamızı atarak söyleyecek olursak: "Piyano ve vokal hücum kayıt olarak gerçekleştirilirken parçanın basgitar ve davulu Genco Arı'ya ait. Şarkının duygusal yapısı Şenay Lambaoğlu'nun ustaca kullandığı vokaliyle birleşiyor ve böylece ortaya müthiş bir drama çıkıyor."
Lambaoğlu için hayat müzikten, müzik hayattan ayrı değil... Bakın nasıl ifade ediyor kendisi bu durumu, bizzat kendi sözleriyle: "Caz özgürce müzik yapmak demek benim için. Yeni ve başka ne söylesem nasıl söylesem diye peşine düştüğüm merakımın beni getirdiği nokta. İlham veren, sınırlarımı aşan, kalbe dokunan ve iyileştiren müzikler yapmaya çalıştım hep. Caz nasıl dönüşümsel bir müzikse ben de değişmek istedim. O yüzden benim kılavuzum oldu. Hayat defterimin içinde büyük harflerle gururla taşıdım caz müziğini ve bana kattıklarını. Hayatım boyunca 'ses' arayışıyla deli olurken kim olduğumu,nereye evrildiğimi çok da düşünmedim. Tanımlamayı, sınıflandırmayı, ayrıştırmayı bir kenara koyarsak içinde progresif bir yaklaşımla müzik yapan kalpler var şarkılarımda. İster caz diyelim, ister rock ya da pop."