Hızlı değişen bir dünyada büyüyen gençler, 2026'nın ilk haftasına hayatı yeniden tanımlıyor. Üniversite diplomasının tek başına yeterli görülmediği, yapay zekanın artık daha temkinli kullanıldığı, ofis işlerinin cazibesini yitirdiği bir döneme giriliyor. Gençler daha az çalışmayı, birden fazla işle var olmayı ve hayatla daha dengeli bir ilişki kurmayı öncelik haline getiriyor.
Pandemiyle birlikte kırılganlığı erken yaşta deneyimleyen bu kuşak, ruh sağlığını görmezden gelmiyor; hız ve rekabet yerine dengeyi, gösteriş yerine iyi hissetmeyi seçiyor. Bu değişim beslenmeden spora, kültür-sanattan çalışma hayatına kadar her alana yansıyor. Fast food'un yerini ev yemekleri, pahalı spor salonlarının yerini sokaklar ve sahil yürüyüşleri alıyor. Kültür-sanatta ise gençler daha samimi, daha ulaşılabilir ve kendileriyle bağ kurabildikleri alanlara yöneliyor.
Biz de yapay zeka uzmanından psikoloğa, diyetisyenden spor antrenörüne hatta eğitim yazarına uzanan isimlerden görüş aldık. 2026'ya girerken gençlerin önceliklerinin neler olduğunu, hangi alanlarda risk ve fırsatlarla karşı karşıya olduklarına göz attık.
Ceyda Karaaslan / Eğitim yazarı
MİKRO SERTİFİKALAR REVAÇTA
Eğitim ve kariyer tercihlerinde diplomanın tek başına yeterli olmadığı çok daha net biçimde görülüyor. İş dünyası hızla değişirken, gençler de bu değişime uyum sağlayabilen, kendini sürekli güncelleyebilen bir profil oluşturmayı hedefliyor. Yazılım, dijital okuryazarlık, veri analizi, yabancı dil, iletişim, ekip çalışması ve problem çözme gibi alanlar öne çıkıyor. Mikro sertifikalar, çevrim içi eğitimler, stajlar ve proje temelli deneyimler, klasik eğitim yollarının yanında hatta zaman zaman önünde konumlanıyor. Gençler için önemli olan artık "Hangi diplomaya sahibim" sorusundan çok, "Hangi sorunu çözebiliyorum ve bunu kanıtlayabiliyor muyum?" kıymetli olacak. 2026'da gençlerin "iyi bir hayat" anlayışı, önceki kuşaklardan belirgin biçimde ayrışıyor. Yüksek maaş, statü ya da tek bir kuruma bağlı uzun vadeli kariyer artık tek başına yeterli görülmüyor. 2026'da gençler için iyi bir hayat; dengeli, esnek, anlamlı ve sürdürülebilir bir yaşam kurabilmek etrafında şekilleniyor.
Pınar Mumcu / Koşu grubu kurucusu ve kaptanı
BEDENİNİ TANIMAK ÖN PLANDA
Gençler için koşu, yeniden ön plana çıkacak. daha hızlı olmakla değil; beden ve zihnin birlikte iyi hissetmesiyle ilgili. Koşu artık hayatın bir parçası. Yavaşlayabilmek, gerektiğinde durabilmek ve ertesi gün yeniden çıkabilecek enerjiyi bulabilmek artık çok değerli. Sürdürülebilirlik yalnızca fiziksel bir hedef değil; zihinsel olarak da dengede kalabilmenin bir yolu. Çünkü koşu artık spor salonuna sıkışmak zorunda değil; hayatın içine yayılıyor. Parklar, sahiller, orman yolları... Hepsi hem bedeni çalıştırmak hem de zihni toparlamak için yeterli alanlar sunuyor. Fiziksel hareket, mental rahatlamayla birlikte ilerliyor. 2026'da spor gençler için daha fit görünmekten çok, dengede kalabilmek anlamına geliyor. Daha güçlü görünmekten çok, bedenini tanımak ve ona iyi davranmak ön plana çıkıyor. Koşu artık sadece "spor yapmak" değil hem fiziksel sağlığı korumanın hem de mental olarak ayakta kalmanın en basit, en ulaşılabilir yollarından biri.
İlker Gezici / Kültür - Sanat yazarı
EKONOMİK MALİYET BELİRLEYİCİ OLACAK
Yeni yılda gençlerin kültür- sanat tercihlerinde belirleyici değişken estetik ya da ölçek değil, ekonomik rasyonalite olacak. Gençler kültür-sanat harcamalarını artık duygusal reflekslerle değil, maliyet–fayda hesabı üzerinden değerlendirecek. Bu durum büyük prodüksiyonların tamamen dışlanmasına yol açmayacak; ancak bu tür etkinlikler gençler için istisnai deneyimler olarak konumlanacak. Kültür-sanatta belirleyici olan, üretimin büyüklüğü değil, sunduğu deneyimin ekonomik karşılığı olacak. Dijital platformlar, düşük erişim maliyetleri nedeniyle kültür-sanat tüketiminin temel zemini olmaya devam ederken; tiyatro, konser ve sergi gibi fiziksel etkinlikler daha seyrek ama daha planlı deneyimler hâline gelecek. Örneğin sinemada Sinema Genel Müdürlüğü tarafından eylül sonu itibarıyla başlatılan her çarşamba sinema biletinin 120 lira kampanyası gençler tarafından büyük ilgi görmüş ve bu sayede sinema salonlarına seyirci çekilmişti. Aynı kampanyaların devam etmesi sinema sektörünün geleceğini belirleyecek. Tiyatroda yine tek kişilik oyunların artmasını bekliyorum. Tabii ki podüksiyon maliyetleri sebebiyle...
Prof. Dr. Ali Murat Kırık / Bilişim uzmanı
YAPAY ZEKA ARAÇ OLARAK KULLANILACAK
2026 yılına gelindiğinde gençlerin yapay zekayı büyük ölçüde hız ve kolaylık merkezli kullandığını ve kullanacağını düşünüyorum. Eğitimden gündelik hayata, içerik üretiminden iletişime kadar pek çok alanda yapay zekâ, işleri kısa sürede çözme beklentisini güçlendiriyor. Bu durum, özellikle zaman baskısı yaşayan gençler için yapay zekayı vazgeçilmez bir araç hâline getiriyor ve pratiklik çoğu zaman ilk tercih oluyor. Hız ve kolaylık hâlâ güçlü bir motivasyon olacak. Ancak kontrol, doğrulama ve bilinçli kullanım ihtiyacı da giderek daha fazla önem kazanacak. Yapay zeka, amaç değil araç olarak konumlandırıldıkça bu denge daha belirgin hâle gelecektir. Bununla birlikte doğru soru sorma ve yönlendirme becerisi de öne çıkacak. Yapay zekayla etkili iletişim kurabilen, ne istediğini net biçimde ifade edebilen gençler daha verimli sonuçlar elde edecek.
Tuba Kayan Tapan / Beslenme ve Diyetetik Uzmanı
İŞLENMİŞ GIDALARA ELEŞTİREL BAKIŞ ARTACAK
Beslenme konusunda gençlerin öncelikleri arasında gerçekçi sağlık anlayışı öne çıkacak. Zindelik, enerjiyi uzun vadede sürdürebilme, sürdürülebilirlik ve uzun yaşam daha fazla önem kazanacak. Bu dönemde etiket okuma davranışı daha da yaygınlaşacak; şeker ve işlenmiş gıdalara karşı eleştirel bir bakış açısı artacak. Protein ve yüksek lif içeren gıdalar daha çok tercih edilirken, bitkisel ağırlıklı beslenme öne çıkacak. Burada önemli bir fark var: Gençler mükemmel derecede 'sağlıklı' beslenmekten ziyade dengeye öncelik verecek. Kısıtlayıcı yaklaşımlar yerine, esnek ama doğru bir beslenme anlayışı benimsenmeli. Bir diğer önemli konu pratiklik olacak. Hızlı yaşam temposu, fast food anlamına gelmeyecek; bunun yerine hızlı ama sağlıklı seçenekler gelişecek. Örneğin paketli ama temiz içerikli ürünler, taze fakat hazır salatalar gibi alternatifler öne çıkacak. Pratik yiyecekler olacak, ancak sağlıksız olmayacak. Aynı zamanda nostaljik yemekler de trend haline gelecek. Anneanne ve babaanne mutfağından gelen lezzetler, yerel mutfağa ait tencere yemekleri Gençler için koşu, yeniden ön plana çıkacak.
Tuğçe Betül Şenel / Psikolog
DENGE ÖNEMLİ BİR ROL OYNAYACAK
Artık gençler için "başarı" kavramının içeriği belirgin biçimde değişiyor. Önceki yıllarda hız, yani çabuk sonuç almak, erken yaşta yükselmek ve sürekli üretmek ön plandayken, artık bu yaklaşımın ruhsal bedeli daha görünür hale geldi. Yoğun tükenmişlik, kaygı bozuklukları ve anlam arayışı bu hız kültürünün doğal sonuçları oldu. Bu nedenle gençlerin giderek dengeyi daha çok önemseyeceğini söyleyebiliriz. Denge derken, iş, eğitim, sosyal hayat ve ruhsal iyilik halinin birlikte yürüyebilmesini kastediyorum. Gençler artık "en hızlı olan" değil, "kendine iyi gelen tempoyu yakalayan" olmayı başarı olarak tanımlamaya başlıyor. Bu da bize, hızdan tamamen vazgeçmek değil; hız ile durabilme becerisini birlikte yönetebilmenin önem kazandığını gösteriyor. Gençlerin ruh sağlığına bakışı 2026'ya doğru daha bilinçli ve önleyici bir hale geliyor. Gençler özellikle kaygı, sınır koyamama, duygusal tükenmişlik ve değersizlik hissini daha erken fark edip ciddiye alacaklar.