Türk motor sporlarında tarihi bir an yaşandı! 17 yaşındaki Ayşe Çebi, TOSFED 2025 sezonunda erkek rakiplerini geçip Türkiye'nin ilk kadın karting şampiyonu oldu. Biz de elbette bu genç kızla buluşup hikayesini dinlemek istedik. Röportaj başlamadan önce ısınmak için sohbet ederken "Aslında ben hızdan korkarım" deyince hemen kayıt cihazını açtım.
- Nasıl korkuyor olabilirsin ki? 20'ye yakın erkeğe karşı tek başına yarıştın...
- Çok korkak biriyimdir, hızdan aşırı korkarım. Ama arabaya binince bambaşka bir insan oluyorum. Karting araçlarında 150, normal otomobilde de 200 km yapmışımdır. Yani kontrolde bendeyse keyfini çıkarırım ama hız yapan birinin yanında oturuyorsam çok korkuyorum.
- Bize hikayeni anlatır mısın?
- İstanbul'da 2008'de doğdum. İki yaşından beş yaşına kadar Amerika'da yaşamıştım. Sonra İstanbul'a döndük. Eğitimim Amerika'da başladı. Sonra İstanbul'da Oğuzkaan Koleji'ne gittim. Şimdi Tarabya İngiliz Okullarına gidiyorum. Şu an lise sondayım. Turizm otelcilik alanında İsviçre'de bir üniversiteden kabulüm geldi.
- Motor sporlarına nasıl sevdalandın?
- Takım sporları bana değildi. Hatamın bedelini kendimin ödediği bireysel sporları deniyordum. Pandemide babamla Formula 1 yarışlarını izlerken eğlenceli geldi. Nasıl başlarım diye araştırınca kartingle tanıştım. 2020'de Tuzla pistine babamla gittim. Kediden bile korkan ben, karting araçlarında hızı yaparken çok keyif aldığımı fark ettim.
- Gelelim şampiyonluk sezonuna...
- Yedi etaptan oluşan bir sezondu. Çok zordu. Takımım Borusan Otomotiv Motorsport ile sezon başı yarış takvimini tamamlama gibi bir planımız yoktu. "İlk iki yarışa katılalım önümüzü görelim" dedik. Yurt dışından mekaniklerim Sebastian geldi. İlk yarışta üçüncü oldum. Birden kürsü gelince sezonu tamamlama kararı aldık. Ama liderden 45 puan gerideydik. Şampiyonluk aklımızdan geçmiyordu, kürsü olsa yeterliydi. Bu arada yurt dışında Avrupa Şampiyonası'nda başarılı yarışlar çıkardım. Bu tecrübeler bana çok şey kazandırdı.
ÇÜNKÜ HENÜZ BEN UŞAK'A GELMEDİM!
- Arupa'da da yarışıyorsun ama Türkiye'de Uşak pistinin sen yendeki ayrı...
- Evet en sevdiğim pist... Uşak'a gitmeden
önce "Buradakiler pist rekoruna çok yakınlar,
sen ne yapacaksın?" diyorlardı. Çünkü henüz
ben Uşak'a gelmemiştim. Antrenmanlarda pist
rekorunu kırdım, hem de eski lastikle! Sonra
Uşak'ta zafer benim oldu. O günden sonra
sadece kendimize odaklandık. Kimse benim
kazanmamı beklemiyordu. Biz gerçekten sürpriz
yumurta gibiydik. Aslında çok sürpriz
değildi. Ben her zaman Türkiye'de en hızlılardan
biriydim. Körfez pistinde de kazanınca
dedikodular başladı,
"Ayşe illegal motor kullanıyor" diye. Her yarış
motorum açıldı. Hiçbir şey çıkmadı tabii ki.
Sonuçta 18 tane erkek var ve bir anda 1 tane
kız geliyor. Kabullenemiyorlar.
- Neden kabullenemiyorlar?
- Bilmiyorum. Kadınların tabii ki de dezavantajı
çok büyük. Ben kupa peşinde koşmadım,
kupa istesem zaten Kadınlar Kupası'nı
garanti alabiliyorum. Bu arada Kadınlar Kupası
kadar saçma bir şey yok! Bence bu ayrımcılık.
- Mekaniklerin Sebastian'ın adı çok geçti...
- Evet katkısı çok büyük. Mekaniklerimle
beraber hep araba üstünde çok çalıştık. Ağırlıkların
yerlerini değiştirdik, yağmurda nasıl
daha hızlı olabilirim diye. Bir de ben öteki
erkeklere göre kısayım ve bu da yağmurda çok
büyük bir dezavantaj. Aşırı sıcak olduğunda
ama avantaja geçiyor. Yağmur oluğunda benim
moralim bozuldu. "Böyle kaybedemeyiz
şampiyonayı" dedim. Mekaniklerim de "Sen
benimle dalga mı geçiyorsun? İkinci olsan
ne olacak? Biri senden bir şey mi bekliyor?"
dedi. Hayır ama yağmurdan dolayı kaybetmek
istemiyordum. O da "Kaybetmeyeceksin ama
böyle düşünmeye devam edersen kaybedersin"
dedi. O düşüncemi kırdı. Ben o hafta
sonu yağmurdaki iki yarışı da 2 saniyeyle
kazandım. Sonra yarı finale geldik. O hafta
sonu yarışta yaşananlar sebebiyle verilmesi
gereken bir karar verilmedi. Beni dışarı attılar.
Rakibime ceza vermediler. Normal şartlarda
vermeleri lazım. Sonrasında biz mahkemeye
başvurduk ve benim haklı olduğum anlaşıldı
ama yarıştan çok sonra ceza geldi. Şampiyonluğumu
o belirledi aslında. O hafta sonu o
karar verilmiş olsaydı finale çıkmayacaktım ve
direkt şampiyon olacaktım.
OKUYARAK DEĞİL GEZEREK ÖĞRENİRİM
- Çok akıcı konuşuyorsun, genelde kimleri okuyorsun?
- Kitap asla okumam ben! Hiç okumadım hayatımda. Ben okumaktan ziyade çok araştırıyorum. Okurken değil ama ben bir şey görürken daha verim alıyorum. Bütün karting yarışlarını izlerim, kim ne yapmış, nerede nasıl geçiş yapmış diye. Hepsini kafamda kurmaya çalışıyorum. O böyle yaptıysa ben de böyle yapabilirim diye düşünürüm.
- Görsel öğrenmenin gücünü ortaya koyuyorsun.
- Ben okula da çok giden bir insan değilim çünkü spor bunun önünün büyük bir kısmını kapatıyor. Ben hayatım boyunca hiç ödev yapmadım ve hayatım boyunca hiç okumadım. Böyle deyince herkesin kafasına kültürsüz bir yapı geliyor. Ben çok gezen bir insanım, annem babam sağ olsun. Ailemle dünyayı çok geziyoruz. Görmek çok daha etkili benim için. Benim her zaman savunduğum şey, okulda ya da kitapta öğrenmektense gezip oranın kültürünü görmek daha iyi.
- Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı peki...
- Bence çok gezen. Benim hayal gücüm çok geniş. Küçüklüğümden beri benim hep olağanüstü hayallerim var, annem söyler. Baktığınızda gerçekleşmesi imkansız olan hayaller değil, sadece çok fazla çabalamam gereken hayaller bunlar. Ne kadar fantastik hayal kurarsanız, o kadar hayata bakış açınız değişiyor. Bence hayalleri kısıtlı olan bir insan kendine bariyer koymuş oluyor.
İKİ EFSANEDEN TEBRİK: İKİNCİLİĞİ KABULLENMEDİN, AFERİN!
Bir yarışta liderle aramda 5 saniye fark var ve kapatmak çok zor. Sonra herkesi geçtim, son turda liderin arkasındaydım. Ayhancan Güven Abi'nin DTM yarışındaki atağını hatırladım. Benim de son virajda geçmeyi denemem gerekiyor. Yoksa kendime çok kızacaktım. Yaptım, olmadı ama en azından denemiş oldum. Öyle bitti yarış. İkinciliği kabullenmeme tarafım var. Çok üzüldüm. Sonra Kenan Sofuoğlu ve Toprak Razgatlıoğu ağabeyler yanıma geldi: "Üzülme. Denemeseydin sana çok kızardık ama denedin. Denemeseydin ikinciliği kabullenmiş olurdun. Öyle bir yarış pilotu yok!" Ben de "İkinciliği asla kabullenmem ben" dedim. Kenan ve Toprak ağabeyler bütün sezon benimleydi. Bir şeyi yanlış yapınca söylediler. Yarış kazandım, benimle beraber sevindiler.
ZAYN DOĞRU YOLDA İLERLİYOR
"Bu sezon Moto GP'de yarışacak Toprak Abi için çok heyecanlıyım. İlk senesinde kesinlikle kürsüye çıkacaktır. Bence çok iyi geçecek bu sezon onun için. Ben Kenan Sofuoğlu ağabeyi de çok seviyorum. Dünyanın tartışmasız en iyi sporcularından biri... Zayn için çok tepki gösteriyorlar ama bir sporcu başka türlü yetişemez. Kenan abi kendinde ne eksik gördüyse Zayn'e veya Toprak abiye onu gösterdi. Toprak abiyi şu an görüyoruz. Biz Kenan abi ile ilk tanıştığımızda Zayn daha çok küçüktü. Kenan abinin büyük oğlu var Mahir, ona karting yaptırmak istedi ama Mahir istemedi. Kenan abi hiç zorlamadı zaten. O zaman hep Zayn geliyordu, yapmak istiyordu. Kenan abi de yaptırıyordu ama hiçbir şey düşünmeyerek yaptırıyordu. Sonra baktı Zayn severek yapıyor, Kenan abi de üstüne gitmeye başladı. Bence olması gereken bu zaten. Bir sporcu çocuğunun iyi olabileceğini az çok tahmin edebiliyor."
İSKO'NUN İTALYA'DAKİ REKORLARI KIRILAMIYOR
- Peki İtalya'daki Türk yarışçı İskender Zülfikari için ne dersin?
- İsko ile yarışımız çok oluyor. İskender'in kırdığı rekorları hâlâ hiç kimse kıramadı. İskender'in piste döndüğü süreler, videolar, datalar hâlâ öğretiliyor. Çünkü İskender bambaşka bir şey. 7/24 pistte bulunan bir çocuk. İtalya'ya gitmesi çok iyi oldu. Orada gerçek rakiplerle yarışacak. Bir de Rüzgar Evci var, annesi Burcu abla ve babası Hakan abiye "Rüzgar kodlanmış gibi bir çocuk" diyoruz.
Hız ❱ Ben
Kedi ❱ Korku
Pist ❱ Limit
Rüya ❱ Beyin
Okul ❱ Zaman kaybı
Üniversite ❱ Network
Formula 1 ❱ Verstappen
Gezmek ❱ Öğrenmek
Saat ❱ En önemli şey
Tavla ❱ Mantık
Satranç ❱ Kural