Müzik dinlenir, konser hem dinlenir hem izlenir; peki ya müziği okumak mümkün mü? Nota okumak olası ama müziği okumak iddialı bir kullanım... Bunları sorgulama sebebim sosyal medyada rastladığım Müziği Okuyanlar Kulübü oldu. Mesaj atarak tanışmak, çalışmaları hakkında bilgi almak istedim. Cevap, kulübün kurucusu piyanist ve müzik tarihi araştırmacısı Can Özükan'dan geldi: "Bir oturumumuza gelip bizzat gözlemek ister misiniz?" Davet edildiğim etkinlik, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı öğretim üyesi, flütist Doç. Aslıhan And Say'ın konuk olacağı bir oturumdu. Etkinliğin mekanı da İstanbul'un adından söz ettiren kültür merkezlerinden Narmanlı Sanat... Sanat tarihçisi ve küratör Duygu Barlas'ın kuruculuğunu üstlendiği bu mekanda, ressam Bilge Alkor'un eserleri, yıllar boyu oluşturduğu kıymetli sanat koleksiyonu ve eşi, yazar Can Alkor'un kütüphanesi yer alıyor. Müziği Okuyanlar Kulübü için harika bir ev sahibi.

Zira mekanın ruhu oradaki sohbete de müzisyenlerin performansına da büyük katkı sağlıyor. Etkinlik başlamadan önce Müziği Okuyanlar Kulübü'nün kurucusu, piyanist Can Özükan'ı tanımak istedim. Genç bir müzisyen, neden ve nasıl böyle uzun soluklu bir etkinliğe soyundu? İzmir'de 2000 yılında dünyaya gelen Özükan, ailesindeki ilk müzisyen. Ortaöğretimde müzik öğretmeni sayesinde sanata eğilimi fark edilince hayatı -kendi tabiriyle- 'hiç beklemediği bir hızla' müzikle bütünleşiyor. Devamında Güzel Sanatlar Lisesi, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuvarı ve piyano ile tanışması... "Bu hayalin peşinden gitmek, tahmin ettiğimden çok daha meşakkatli bir süreçti" diye anlatıyor o günlerini... Araştırma tutkusu kendisini üniversite yıllarında müzikolojiye de yönlendiriyor. Bir eseri piyano başında çalışmaya başlamadan önce, bestecinin düş dünyasını, yaşadığı dönemin jeopolitik koşullarını ve dönemin kültür-sanat atmosferini araştırıyor.

DEVLET SANATÇILARI DA KATILDI
Yolunun doğup büyüdüğü İzmir'den farklı bir atmosfere ihtiyacı olduğunu düşünüyor. "Yıl boyu sayısız sanatçının binlerce konser verdiği, önemli ressam, heykeltıraş ve edebiyatçıların sergilerle, söyleşilerle bir araya geldiği dünyanın en önemli metropollerinden biri" diye tanımladığı İstanbul'a 2024'te taşınıyor. İzmir'de Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi'nde 2023 yılında kurduğu Müziği Okuyanlar Kulübü'nü İstanbul'da genişletiyor ve daha kurumsal bir hale getiriyor. Bunu da etkinliğe katılan sanatçılar sebebiyle söylüyorum. Devlet Sanatçısı piyanist Gülsin Onay, Aydın Büke, İpek Mine Sonakın, Prof. Dr. İlke Boran, Yiğit Özatalay müzik tarihi araştırmacısı Serhan Bali, piyanist ve yazar Gülfam Göknar, müzisyen ve araştırmacı Hüseyin Kıyak ve benim katıldığım gecede yer alan flütist Doç. Aslıhan And Say... Gerçekten Türkiye'de sanat ve klasik müzik çevrelerinde saygı duyulan, kıymetli isimler.

HERKESİN KATILIMINA AÇIK
❙Müziği Okuyanlar Kulübü'nün kapısı, müziğe ilgi duyan, merak eden ve bu alanla bağ kurmak isteyen herkese açık bir platform. Tahmin edileceği üzere kontenjan sınırlı...
❙ Katılımcılar genç üniversite öğrencilerinden, farklı meslek gruplarındaki sanatseverlere; müzisyenlere, hatta müzik araştırmacılarına ve tarihçilere kadar çeşitlilik gösteriyor.
❙ Kulübe her yaştan insan ilgi gösteriyor. Konuk müzisyen katılımcılar da isterlerse konu bağlamında mekanda performans da sergileyebiliyorlar.

MERDİVEN ALTI MÜZİK KURSLARINA DİKKAT
- Başarılı bir piyanist olarak bir yandan da ders veriyorsunuz. Birçok öğrenciniz var. Sizce anne ve babaların yaptıkları en büyük hata nedir?
- Can Özükan: Bu benim için gerçekten çok önemli ve üzerine sıkça kalem oynattığım bir konu. Ne yazık ki Türkiye'de artık neredeyse her sokak başında bir müzik akademisi kuruluyor ve bu noktada nicelikten çok niteliğin belirleyici olması gerekiyor. Bu kurumları kimlerin kurduğu, bu kişilerin müzikal yolculuklarının nasıl şekillendiği büyük önem taşıyor. Zaman zaman, bambaşka enstrümanlarda yetişmiş sanatçıların bir anda piyano öğretmeni olarak kariyerlerine devam ettiğini görüyoruz. Bu durum; fizyolojik, pedagojik ve teknik açıdan ciddi eksikliklere yol açabiliyor. Bir öğretmen olarak en sık karşılaştığım sorunlardan biri de bu. Bir öğrencinin uzun yıllar boyunca hobisine zaman ayırıp, yatırım yaptığını dile getirmesi ve seviyesinin bu emeğin çok altında olması; öğrenci, aile ve öğretmen açısından son derece yıpratıcı bir sürece dönüşebiliyor. Bu sebeple benim mottom ''hobi, bir kültür ve kuşaktan kuşağa aktarılan mirastır'' iyinin peşinden koştuğunuzdan emin olun.

DÜNYA SAHNELERİNDE PARLAYAN BİR SANATÇI
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı öğretim üyesi Doç. Aslıhan And Say; gerek akademik kariyeri gerek orkestra ve solist sanatçılığıyla klasik müzikte uluslararası sahnelerde performans gösteren bir flütist... İsviçre'deki Gstaad Menuhin Festivali, Almanya'daki Schleswig- Holstein Müzik Festivali ve Tayvan' daki Dorian Müzik Festivali gibi birçok önemli uluslararası organizasyonlarda yer almış ve eğitimler vermiş. Dünyaca ünlü flüt virtüözü Sir James Galway tarafından İsviçre`de verilen "Yükselen Yıldız" ödülüne layık görülmüş. Bu prestijli ödül kapsamında altın flüt ağızlığı ile onurlandırılmış.
And Say geceye de üç öğrencisi Duru Bulam, Eda Tınaz ve Sezin Dengiz ile katıldı. Orkestrada yer alan önemli soloları öğrencileriyle oda müziği olarak çalarak tanıttı. Akademisyenlikten solistliğe, orkestracılıktan oda müziğine uzanan çok yönlü kariyeriyle uluslararası sahnelerde ülkemizi başarıyla temsil eden Aslıhan And Say, sanat yolculuğundaki önemli anekdotları konuklarla paylaştı. Bununla kalmayarak flütün tarihsel gelişimi, orkestradaki yeri ve önemini anlattı. Yanında getirdiği farklı flüt çeşitlerini, onların gelişimini anlatırken Google'da bulunamayacak ansiklopedik bilgilere kavuştuk.