Son dönemde "Gençler artık okumuyor... Kütüphaneye giden mi kaldı!" deniliyor. Bunları aklıma getiren Kütüphane Haftası oldu. 1964'ten beri her yıl mart ayının son haftası Kütüphane Haftası olarak kutlanıyor. Türkiye'de kütüphaneler artık yalnızca kitap okunan alanlar olmaktan çoktan çıkmış durumda. Artık farklı bir dönüşümün parçası haline geldiler. Bir yanda dijitalleşmeyle birlikte e-kitaplara ve veri tabanlarına erişim her geçen gün artarken, diğer yanda fiziksel kütüphaneler özellikle gençler için yeniden cazibe merkezi oluyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre Türkiye genelinde kütüphanelere olan ilgi rekor seviyelere ulaşırken, kullanıcı sayısı milyonları aşmış durumda. Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi'nin 6 yılda yaklaşık 9 milyon ziyaretçiyi ağırlaması ve yeni nesil kütüphanelerin yoğun ilgi görmesi bu dönüşümün en somut göstergelerinden biri. Ben de üniversiteden yeni mezun olmuş biri olarak kütüphanelerde çokça vakit geçirdim.

KÜTÜPHANEYE HER ZAMAN İHTİYAÇ VAR
Dijital kütüphanelerin yaygınlaşmasıyla birlikte açıkçası bir noktada "Artık fiziksel kütüphanelere gerek kalmayacak mı?" diye düşünmeye başlamıştım. Kendim de yaşayarak gördüm ki fiziksel bir çalışma ortamına hâlâ biz gençlerin ihtiyacı var. Özellikle Rami Kütüphanesi ve Millet Kütüphanesi gibi yeni nesil yapılar, kütüphane algısını tamamen değiştirmiş durumda. Kütüphane gençliği artık buralara sadece ders çalışmak için değil; vakit geçirmek, üretmek, hatta sosyalleşmek için geliyor. Sınırsız internet, geniş çalışma alanları, kafe benzeri ortamlar... Bu da fiziksel kütüphaneleri, dijitalleşmeye rağmen hâlâ güçlü kılıyor. Veriler ortadayken biz de kütüphanelerin önemini gençlerin ağzından dinledik...

YARARLANAN SAYISI 38 MİLYONU GEÇTİ
Fiziksel kütüphaneler, dijitalleşmenin hız kazandığı bir dönemde bile önemini kaybetmek bir yana, her geçen gün daha fazla ilgi görüyor. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre ülke genelinde 44 bin 829 kütüphane faaliyet gösterirken, bu kütüphanelerden yararlanan kişi sayısı 38 milyonu aşmış durumda. Bu tablo, kütüphanelerin hâlâ toplumun önemli buluşma noktalarından biri olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Özellikle Rami Kütüphanesi ve Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi gibi büyük kütüphaneler, bu ilginin en görünür olduğu yerler arasında.
DİJİTAL KİTAP VE SÜRELİ YAYIN 100 MİLYONU AŞTI
Dijital kütüphaneler, özellikle üniversiteler başta olmak üzere Türkiye'de hızla büyüyen bir alan haline gelmiş durumda. Dijital erişime açık e-kitap sayısı 125 milyonu aşarken, bu sistemleri aktif olarak kullanan kayıtlı kullanıcı sayısı da 4,2 milyona ulaşmış durumda. Bu tablo, bilgiye ulaşmanın artık daha hızlı ve kolay hale geldiğini ortaya koyuyor. Bu dönüşümün en önemli ayaklarından birini Milli Kütüphane bünyesinde sunulan dijital içerikler oluşturuyor. Dijital kitap, süreli yayın ve veri tabanı sayısının 100 milyonu aşması, Türkiye'de dijital arşivlerin ulaştığı boyutu gösterirken; ülke genelinde yaklaşık 3 bin noktada sunulan ücretsiz internet hizmeti de bu erişimi daha yaygın hale getiriyor. Ancak tüm bu dijital imkânlara rağmen ortaya çıkan tablo tek yönlü değil. Gençler odaklanmak ve sosyalleşmek için kütüphaneleri tercih etmeye devam ediyor.

DEMET AĞBAŞ (24) FİNANSÇI
Bilgiye yaptığım yatırım katma değer olarak dönecek Evde dikkat dağıtan çok şey var, kafede ise ortam fazla hareketli. Kütüphane daha dengeli, sakin ve çalışmaya uygun. Daha çok çalışmak için geliyorum ama aynı hedefe odaklanmış insanlarla aynı ortamda olmak da dolaylı bir motivasyon sağlıyor. Basılı kitap tercih ediyorum. Not almak, altını çizmek öğrenme sürecimi daha hızlandırıyor. Çünkü insanlar hâlâ odaklanabilecekleri fiziksel alanlara ihtiyaç duyuyor. Dijital dünya hız sağlıyor ama derinlik her zaman aynı olmuyor. Kütüphanede geçirdiğim her zaman bana aslında yatırım gibi geliyor; bilgiye yaptığım bu yatırımın gelecekte bana katma değer olarak geri döneceğini çok iyi biliyorum.

ELİF GENÇ (19) İLK VE ACİL YARDIM
Bilişsel öğrenmenin temeli dokunmaktan geçiyor Dijitalde her şeyi bulmak mümkün ancak bilişsel öğrenmenin temelinin, görsel, yazılı, dokunsal olarak gerçekleştiğini düşünüyorum. Kütüphanede çoğu kişinin tek bir odak noktası var, o da bir şeyleri çalışarak başarmak; bu yüzden çoğu kişiyi bir arada topluyor ve molalarda sosyalleşmek, hedefleriniz hakkında konuşmak belki bir daha göremeyecek olsanız dahi size çok şey katıyor. Vakti olanlar için eğer hem kafa dinlemek hem bir şeyler araştırmak hem de sosyalleşmek istiyorlarsa tercih edebileceklerini düşünüyorum. Bence basılı kitapların yerini de hiçbiri tutmuyor maalesef; mesela bir kitabı okuduğunuzda oradaki bir sözün altını çizmek, o tüm hikayelerin kitaplığınızda olduğunu bilmek, istediğiniz zaman elinize alıp tekrar inceleyebilmenin büyük bir ayrıcalık olduğunu düşünüyorum. İnsanlar odaklandığında çevresinde onu rahatsız edici herhangi bir faktör olsun istemiyor, bunun en güvenilir alanı da tabii ki kütüphaneler.

AYŞE CERİT (22) MALİYE OKUYOR
Sayfalara dokunmak daha gerçekçi Kütüphanede çalışmak daha özverili, daha düzenli bir ortam yarattığı için daha verimli hissettiriyor. Ev veya kafe ortamında dikkat dağıtıcı çok fazla unsur olabiliyor; kütüphane daha sessiz ve etraftaki insanların daha dikkatli olduğu bir nokta. Benim için sayfalara dokunarak okumak daha gerçekçi ve daha zevkli oluyor. Kütüphane herkes için daha iyi bir çalışma ortamı yaratıyor.