Dünyanın hemen her mutfağında biri söylendiğinde diğerini akla getiren lezzet ikilileri var. Amerika'da hamburger-patates, İngiltere'de balık-patates, İtalya'da makarna-peynir derken Türkiye'de bu liste çok daha tanıdık tatlarla uzuyor. Simit-çay, karpuz-peynir, kuru fasulye-pilav, Türk kahvesi-lokum, köfte-piyaz... Yıllardır aynı sofrada buluşan bu lezzetlerin birlikteliği yalnızca damak tadıyla açıklanmıyor. Aynı zamanda coğrafya, alışkanlıklar ve kuşaktan kuşağa aktarılan sofra kültürü de bu ikilileri hayatımızın bir parçası haline getirmiş durumda. Üstelik dünyada birlikte tüketilmesi alışkanlığa dönüşmüş bazı yiyecekler yüksek yağ, tuz veya yoğun işlenmiş ürünlerden oluşurken, bizim geleneksel ikililerimizin arasında süt ürünlerinden bakliyata, tahıldan meyveye farklı besin gruplarını aynı öğünde buluşturan örnekler bulunuyor. Peki yıllardır severek tükettiğimiz ikililer birbirlerine neden bu kadar yakışıyorlar ve beslenme açısından gerçekten yabancı örneklerden daha avantajlılar mı? Türkiye'nin hafızasına yerleşen lezzet ikililerini gastronomi, kültür tarihi ve beslenme açısından mercek altına aldık.

SAYMAKLA BİTMEZ
Bizim sofralarımızda ki ikililerin lezzetleri de bir başka. Simit-çay, nohut-pilav, köfte-piyaz, döner-ayran, balık-salata, hamsi-mısır ekmeği, mantı-yoğurt, börek-çay, bal-kaymak ve tabii ki Türk kahvesi-lokum...
Yıllardır birlikte tükettiğimiz bu lezzetlerin çoğu artık tek başına tüketilmeyecek şekilde birbirleriyle bütünleşmiş durumda. Üstelik bazı geleneksel ikililerimiz yalnızca lezzetleriyle değil, bir aradayken farklı besin gruplarının birleşmesiyle de dikkat çekiyor. Kuru fasulye-pilavda bakliyat ve tahıl, köfte-piyazda et ve bakliyat, karpuz-peynirde meyve ve süt ürünü aynı öğünde buluşuyor. Balığın yanına salata geldiğinde sofraya sebze de ekleniyor.
Dünya Sağlık Örgütü de sağlıklı beslenmede çeşitliliğe dikkat çekiyor; sebze, meyve, bakliyat, tahıl ve farklı protein kaynaklarının dengeli tüketilmesini öneriyor. Elbette Türk kahvesi-lokum, tahin-pekmez ya da bal-kaymak gibi tatlı ikililerde ölçüyü kaçırmamakta fayda var...
Yani bizim vazgeçilmez ikililerimizin kuru fasulye-pilavdan köfte-piyaza, balık-salatadan karpuz- peynire kadar birçok geleneksel eşleşmemiz farklı besin gruplarını aynı sofrada buluşturuyor.

BİRBİRLERİ OLMADAN EKSİK KALIYORLAR
Kuru fasulyenin yanında pilav gelmediğinde, simidin yanında çay olmadığında ya da Türk kahvesinin yanında küçük bir lokum bulunmadığında sofrada sanki bir şey eksik kalıyor. Bunun nedeni yalnızca lezzet değil. Bu ikililer yıllardır aynı sofralarda, aynı öğünlerde ve aynı anlarda karşımıza çıktığı için zamanla yemek kültürümüzün bir parçasına dönüşüyor. Simit-çay sabah telaşının, Türk kahvesi-lokum misafir ağırlamanın, karpuz-peynir yaz sofralarının, kuru fasulye-pilav ise ev yemeklerinin hafızamızdaki karşılıklarından biri. Yani bu yiyeceklerin birlikteliğini yalnızca "birbirine yakışıyor" diyerek açıklamak yetmez. Onları güçlü birer ikili yapan şey aynı zamanda alışkanlıklarımız. Üstelik bazı eşleşmeler birbirini lezzet açısından da tamamlıyor. Karpuzun tatlılığı peynirin tuzlu tadıyla, Türk kahvesinin yoğun ve acı karakteri lokumun tatlılığıyla dengeleniyor. Tahin ve pekmezde de farklı tatlar aynı kaşıkta buluşuyor. Yıllardır sofralarımızdan eksik olmayan bu ikililer böylece yalnızca ne yediğimizi değil, nasıl bir sofra kültüründen geldiğimizi de anlatıyor.

POPÜLER LEZZETLER SINIFTA KALDI
Dünyanın farklı ülkelerinde de biri olmadan diğerinin eksik kaldığı pek çok ikili var. Amerika'da hamburger- patates, donutkahve ve cips-gazlı içecek, İngiltere'de balık- patates, Kanada'da pancake-akçaağaç şurubu bunların en bilinen örnekleri arasında. Ancak dünyaya yayılan bu popüler ikililerin birçoğu lezzetli olduğu kadar sağlığa zararlı olabilecek özellikleriyle de dikkat çekiyor. Çünkü kızartma, yüksek miktarda şeker, tuz ve yağ çoğu zaman aynı öğünde buluşuyor. Hamburgerin yanında patates kızartması tüketildiğinde öğünün yağ ve tuz miktarı yükseliyor. Cips-gazlı içecek ikilisinde yağ ve tuza yüksek miktarda şeker eşlik ediyor. Donut-kahve ve pancake- şurup gibi tatlı ikililerinde de şeker tüketimi artıyor. İngiltere'nin meşhur balık-patates ikilisinde ise kızartma yöntemi nedeniyle öğünün yağ miktarı yükseliyor. Özellikle bu yiyeceklerin sık ve fazla tüketilmesi sağlıklı beslenmenin önüne geçebiliyor.
Dünya Sağlık Örgütü de fazla tuz, serbest şeker ve doymuş yağ tüketiminin sağlık açısından büyük risk oluşturduğuna dikkat çekiyor. Günlük tuz tüketiminin 5 gramın altında, serbest şekerin ise günlük enerjinin yüzde 10'undan az olması öneriliyor. Yani dünyanın vazgeçilmez ikilileri damakları cezbetsede sık tüketildiğinde fazla şeker, tuz ve yağ alımını artırarak sağlığımıza zarar veriyor.