Sosyal medyada son günlerde yeni bir nostalji akımı gündemde. Kullanıcılar yapay zekâya fotoğraflarını yükleyerek kendilerini 70'li, 80'li ve 90'lı yıllarda nasıl görüneceklerini keşfediyor. Ortaya çıkan görüntüler sosyal medyada paylaşım rekorları kırarken, uzmanlar yapay zekânın nostaljiye olan ilgiyi de yeniden şekillendirdiğine dikkat çekiyor. Konu hakkında görüşlerine başvurduğumuz Uzman Psikolog Serhat Çıkman, "Bu akımın ilgi görmesinin ardında yalnızca yeni bir teknolojiyi deneme hevesi değil, tamamen psikolojik olarak bir özlem ve merak var. Bu eğlencenin temelinde, beynin acılardan arınmış 'güvenli liman' arayışı ve içimizdeki özgür benliği yeniden diriltme çabası bulunuyor" ifadelerini kullandı. 80'lere dönmek için artık bir zaman makinesine gerek yok. Bir fotoğraf, birkaç kelimelik komut ve yapay zekâ yeterli. Sosyal medyada hızla yayılan yeni akımda kullanıcılar, bugünkü fotoğraflarını yapay zekâyla yeniden yorumlatarak kendilerini 70'lerde, 80'lerde hatta 90'larda nasıl görüneceklerini keşfediyor. Kısa saçlar, kabarık fönler, renkli ceketler, dönemin makyajı ve nostaljik fotoğraf efektleri... Yapay zekânın oluşturduğu bu görüntüler, sosyal medyada hem şaşırtıyor hem de nostalji rüzgârı estiriyor.

ZİHİNLERDEKİ GÜVENLİ LİMAN
Yapay zekanın sunduğu filtrelerin, tıpkı bir sihirli değnek gibi, kişiyi saniyeler içinde daha "tanımlı", daha "tahmin edilebilir" ve daha "basit" bir dünyaya ışınladığını ifade eden Uzman Psikolog Serhat Çıkman, "O yıllar, zihnimizde karmaşanın değil, daha net sınırların olduğu birer 'güvenli liman' olarak kodlanmış olmalı ki, geçmiş zamanları merak edip veya özler duruma düşmüş oluyoruz. Bu nedenle akım, toplu bir yığılma ritüeli haline gelir. Benlik modeli oluşturmayan dijital dünyada, kök salabileceğimiz geçmişe ait bir dalga boyu ararız" dedi.

BEYNİN DENGELEME MEKANİZMASI
Nostaljinin yalnızca geçmişe duyulan özlem olmadığını, aynı zamanda güçlü bir zihinsel düzenleme aracı olduğunu belirten Çıkman, "Beynimiz, geçmişi hatırlarken acı veren anları bilinçdışı bir süzgeçten geçirir, sadece ılık, parlak ve duygusal olarak doyurucu anları saklar. Bugün bireyde yaşanan travmatik olaylar, bireyin geleceğe bakış açısını buğulaştırabilir. Oysa 70'ler, 80'ler ve 90'lar zihnimizde 'bir şeylerin hala anlaşılır' olduğu zamanlar olarak yer etmiştir" şeklinde konuştu.

İSTENEN GEÇMİŞİ BUGÜN YİNELEMEK
Nostalji fotoğraflara bakan kişinin aslında paralel evrendeki bir başka 'kendisi' ile tanışmak istediğini vurgulayan Çıkman, "Günümüzde kimliklerimiz takipçi sayımıza, iş unvanımıza veya paylaşımlarımıza göre sürekli şekil değiştiriyor ve kırılganlaşıyor. Oysa filtrenin ardındaki 70'li yıllardaki o bıyıklı, umarsız adam veya 90'lardaki o asi duruşlu kadın; içimizde hep var olan özgür benliğimizdir. Kişi burada tıpkı rol yapan bir oyuncu gibi özgürleşme anı yaşar. Ancak asıl mesele, o dijital geçmişteki benliği bir fotoğrafta hapsetmek değil; o benliğin cesaretini, neşesini ve umursamazlığını yarın sabah gerçek hayatta yeniden diriltebilmektir" diyerek sözlerini noktaladı.