NİŞANTAŞI artık eskisi kadar popüler değil. Bir zamanlar herkes Beymen Brasserie'nin, Lea'nın yolunu tutar, havalar ısınınca kafelerin kaldırımlara taşan masaları dolup taşardı. Oysa şimdi aynı şeyi Bebek için söyleyebiliriz. Nişantaşı'nın kalbi ise artık Reasürans Çarşısı'nda atıyor. Kafeleri, barları, son moda dükkânları ile Çarşı, bir eğlence cumhuriyetine dönüşmüş durumda. Reasürans'ın merdivenlerinden yukarı çıktığınız anda Nişantaşı kalabalığının nerede 'takıldığını' görüyorsunuz. Zanzibar, Cafe Wien, Aşşk Kahve, Therapy Bar ve Touch Down, üst katın popüler mekânlarından. Alt katta ise daha çok Koridor ve 37 gibi barlar yer alıyor. Ama alt katın son günlerde en çok dikkat çeken mekânı Tuz. Birkaç ay önce açılan Tuz, son günlerin en gözde buluşma noktası haline geldi. Bahsettiğim yer ufacık bir kafe. İçeride sadece tek bir masa var. Ama bu geniş ve uzun masa mekâna yetiyor da artıyor. Mekânın müdavimleri arasında tasarımcılar, modacılar ve tiyatrocular var. Mehmet Ali Alabora, Melisa Sözen, Mehtap Ar, Zeynep Tunuslu, Banu Sağlam gibi isimler sık sık gelenler arasında. Ama buraya gelmek için kimseyi tanıyor olmanız gerekmiyor. Çünkü Tuz'da racon, gelip masada kendinize bir yer bulmanız. Kısa bir süre içinde masadaki herkesle arkadaş olmanız ve sohbete başlamanız ise kaçınılmaz oluyor. Yer bulamayanlar da masanın etrafındaki bar taburelerinde, ayakta ya da kafenin hemen dışında takılıyorlar. Mekânın sahibi Çiğdem Yücel. Eskiden aynı yerde Eskici adında bir dekorasyon mağazası varmış. Bakmış yeme-içme sektöründe iş var, o da burayı bir kafeye dönüştürmüş. Özellikle hafta içleri Reasürans Çarşısı'nın alt katı çok kalabalık oluyor. Pasaj içinde elinde şarabıyla gezen pek çok kişi görmeniz mümkün. Çünkü hafta içi saat 17.00'den sonra, işten çıkan soluğu burada alıyor. Hafta içleri saat 24.00'e, hafta sonları ise 02.00'ye kadar da muhabbet aynı hızda devam ediyor.
PEYNİR-ŞARAP KEYFİ
Mekânın içinde mutfak yok ama bu, aç kalmanız için bahane değil. Çünkü burada herkes peynirşarap keyfi yapıyor. Gravyer, isli Çerkez, parmesan, mozarella ve hellim peyniri çeşitleriden sadece birkaçı. Peynirler, kırmızı üzüm ve kuruyemişle beraber tahtalarda servis ediliyor. Tahtaların altındaki minik çekmecelerde ise farklı peynirleri kesmek için farklı bıçaklar yer alıyor. Şili, İtalyan, Fransız şarapları dışında Kocabağ ve İdol'ün yerli şarapları da var. Özellikle Kapadokya bölgesine ait Kocabağ şarabı oldukça fazla tüketiliyor. Alkol istemeyenler içinse gerçek üzümlerden yapılan üzüm suları var. Üstelik onlar da yine şarap kadehlerinde, içine buz ve limon atılarak servis ediliyor. Kırmızı ve beyaz üzüm sularını içine limonla denemenizi tavsiye ederim. İki kişilik peynir tabağının fiyatı 17 TL. Peynir tabağı dışında salata ve ufak kanepe çeşitleri de var. Bir de her gün 'günün yemeği' çıkıyor. Etli patates, pilav, zeytinyağlı fasulye gibi yemekler dışında her gün çorba da oluyor. Ama burada her an bir sürprizle karşılaşmak mümkün. Örneğin geçtiğimiz hafta bir müdavim evindeki zeytinyağlı dolmaları getirmiş. Zaman zaman da farklı makarna çeşitleri oluyormuş. Mekânda ağırlıklı olarak caz çalıyor. Ama o an müşteri isterse Türkçe şarkılar da çalıyorlarmış. Burası tam bir mahalle barı konseptinde. Ama Florya'dan hatta Sarıyer'den bile her gün gelenler varmış. Çiğdem Yücel, Tuz'da tanışan iki müdaviminin önümüzdeki ay evleneceklerini söylüyor ama eklemeden de geçmiyor: "Burası çöpçatan kafesi değil."