"Doğunun Efesi" olarak anılan Palu Kalesi, Elazığ'ın değil, Türkiye'nin en zengin katmanlı yerleşim alanlarından biri olma özelliğini taşıyor. Yürütülen kazı çalışmalarında elde edilen bulgular, kalenin binlerce yıl boyunca kesintisiz bir yaşam alanı ve stratejik savunma üssü olarak kullanıldığını ortaya koyuyor.

Kazılarda Urartu Kralı Menua dönemine ait çivi yazılı kitabeler, kaya merdivenleri, sarnıçlar ve kaya mezarları gün yüzüne çıkarılırken; Urartu, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine tarihlenen seramik kaplar, mutfak eşyaları ve günlük yaşam objeleri bölgenin ticari ve sosyal ağını gözler önüne seriyor. Ayrıca sur duvarlarının alt katmanlarında kalenin savunma sistemine ilişkin yeni mimari kalıntılar ve askeri mühimmat parçalarına ulaşıldı.

KAZI ALANINA ÜST DÜZEY ZİYARET
Palu Kalesi'ndeki arkeolojik kazı ve restorasyon sahasını ziyaret eden Vali Hatipoğlu'na, Palu Kaymakamı Fatih Çevik ve İl Kültür ve Turizm Müdürü Kadir Atıcı eşlik etti. Çalışmaları sahadan takip eden Hatipoğlu, yürütülen titiz faaliyetler ve ortaya çıkarılan arkeolojik eserler hakkında yetkililerden detaylı brifing aldı.
"PALU KÜLTÜR TURİZMİNİN AMİRAL GEMİSİ OLACAK"
İncelemelerin ardından değerlendirmelerde bulunan Vali Hatipoğlu, Palu'nun sadece arkeolojik açıdan değil, kültür turizmi açısından da büyük bir potansiyele sahip olduğunu belirterek, "Palu, bölgenin kültür turizmi açısından amiral gemisi olacak" dedi.
Kazılardan elde edilen taşınabilir bulguların temizlik, belgeleme ve restorasyon işlemlerinin ardından müzede sergilenmesi hedeflenirken; kalıcı yapıların ise açık hava müzesi konseptiyle ziyarete açılması planlanıyor. Palu Kalesi'nde yürütülen bu kapsamlı çalışmanın, Elazığ'ın tarihsel mirasını ulusal ve uluslararası alanda daha görünür kılacağı vurgulandı.