Güzelliğin dezavantajını yaşıyorum!
İLKER GEZİCİ
Atv'nin sevilen dizisi 'Kertenkele: Yeniden Doğuş'un güzel oyuncusu Buse Arslan Akdeniz: Güzelliğin büyük dezavantajını yaşıyorum. Biz güzellikten rahatsız oluyoruz, korkuyoruz. Bize çok fazla güzellik empoze ediliyor.
'Kocamın Ailesi' dizisiyle tanınan ve 'Aşk Yalanı Sever' dizisiyle hayran kitlesini artıran güzel oyuncu Buse Arslan Akdeniz, yeni sezonda atv'nin sevilen dizisi 'Kertenkele: Yeniden Doğuş'un kadrosuna katılmıştı.
Dizide güzellik salonu işleten 'Didem' karakterini oynayan Arslan, bir yandan da Shakespeare'in 'Fırtına' adlı eserinin çocuk oyunu uyarlamasında sahneye çıkıyor. 1992 doğumlu genç oyuncu, bu yaz yapımcı Banu Akdeniz'in oğlu Kazım Akdeniz'le evlendi.
"Tam bir aşk kadınıyım" diyen güzel oyuncuyla dizisini, rolünü ve kariyerini konuştuk...
Bir diziye sonradan dahil olmak zordur. Bunun zorluğunu yaşadınız mı?
Evet, kolay bir şey değil. Sonuçta, herkes oynadığı rolü üzerine oturtmuş. Ahmet (Kayakesen) bana çok yardımcı oluyor. 57 bölüm birlikte çalıştık, onunla aram gayet iyi. Turabi de (Çamkıran) beni çok güldürüyor.
'Didem' karakterinden bahseder misiniz biraz?
Bugüne kadar hep genç kızı oynadım. Yaşımı oynamayı daha çok seviyorum. Bu dizide karakterin olgun, ayakları yere basan bir kadın olması beni cezbetti. Ne istediğini bilen, istediğini de alan, kendine güvenen bir kadın.
'Murat' komiserden hoşlandığını söylüyor, ona ilgisini belli ediyor. Ama buna rağmen 'Zeynep' karakteri 'Murat'tan uzak durmuyor. İkisi arasında rekabet yaşanıyor. 'Murat' iki kadın arasında kalıyor.
Tiyatro da yapıyorsunuz değil mi?
Evet. Çalışmadan duramıyorum. Bir tane çocuk oyunum var. Shakespeare'in 'Fırtına' eserinin çocuklara uyarlanmış halini oynuyoruz.
Maskara Tiyatrosu sahneye koyuyor. Çocuklar küçücük yaşta Shakespeare tanıyorlar düşünsenize, ne kadar güzel bir şey.
Çocukları seviyorsunuz o zaman...
Evet, inanılmaz seviyorum ve her şeyin oradan başladığına inanıyorum. Büyüklere birşey anlatmak çok zor. İş işten geçtikten sonra bir şey öğretmek insanı kanser eder.
Çocuk oyunlarında rol alanlar genelde küçümsenir. Bunu yaptığınızı duyanlar nasıl tepki veriyor?
Evet, maalesef öyle bir algı var. Çocukların ilgisini sahnede tutabilmek, kendini izletebilmek, sana tahammül etmelerini sağlamak çok zor. Sonuçta çizgi film izlemiyor. Çizgi film izlerken başka bir şey yapabilir ama bir saat oyuna konsantre olması zor. Onların saf ve direkt tepkilerini çok seviyorum.
Bu sayede oldukça fazla çocuk hayran kazanıyorsunuz değil mi?
Öyle ama benim çocuk hayran kazanmaya ihtiyacım yok. Bütün hayranlarım çocuk zaten. (Gülüyor)
ANNE OLMAK İSTERİM
Evlilkte bu kadar hızlı yol almışsınız. Çocukları da seviyorum dediniz. Kısa süre içinde anne olur musunuz?
Bilmiyorum. Şu an onunla ilgili cevap veremem. Kendimi henüz hazır hissetmiyorum. Ama ileride anne olmak isterim tabii.
Güzelliğin sektörde avantaj olduğunu düşünüyor musunuz?
Hayır, aksine büyük dezavantajını yaşıyorum. Biz güzellikten rahatsız oluyoruz, korkuyoruz. Bize çok fazla güzellik empoze ediliyor.
Panolarda, afişlerde güzel kadınlar, güzel adamlar; insanların tek hayali güzel görünmek.
Instagram'ın bu kadar patlamasının sebebi, insanların kendini güzel göstermek istemesi. Sürekli dış görünüş yarışı var. Bu durum sıradanlaştırıyor daha sonra herkesi.
LUNAPARKTAN ÇOK TİYATROYA GİDERDİM
Oyunculuğa nasıl başladınız?
Ben küçükken de meraklıydım tiyatroya. Ailem beni lunaparktan çok tiyatroya götürürdü. Sahnede biraz kısa boylu, çocuk gibi görünen biri varsa, "Ben de onun gibi olacağım" derdim. Konservatuvar sınavlarına girdim ve Beykent Üniversitesi'nde okudum. Eğer burslu kazanamasaydım, okuyamazdım.
Profesyonelliğe geçiş nasıl oldu?
Hem çalıştım, hem okudum. Dört senelik okulu üç senede bitirdim ama pişmanım. Hiçbir şeyin acelesi yokmuş. O yüzden yüksek lisans yapmayı düşünüyorum. Fakat şu aralar karamsarım. Bir yapımcı bana, "Sence oyunculuk olmasa, tiyatro olmasa ne olur? Dünya daha mı iyiye gider?" diye sormuştu. Şu an onun cevabını arıyorum. İnsanlar hâlâ sevgisiz büyüyorlar. Sevgisiz büyümenin acısını başkasına da yaşatıyorlar.
Sevilmediğinizi mi düşünüyorsunuz?
Hayır, herkesin kendi alanında huzurlu olmasını isteyen biriyim. Sevgi ortamı olmadan sanattan keyif alınacağını düşünmüyorum.
Ne yapmak lazım peki?
Bir kaçış yolu buldum, çocuk oyunu yapıyorum. Oynayacağım oyunlarla çocukları etkileyeceğimi ümit ediyorum.
OLDUĞU GİBİ OLANDAN ZARAR GELMEZ
Eşiniz (Kazım Akdeniz) ile bir sene içinde tanışıp evlenmişsiniz... Acele bir karar olmadı mı?
Evliliğin acelesi var. Onunla ilgili pişmanlığım yok. Hatta daha erken bile evlenebilirmişim. Çünkü o, kiminle evlendiğine bağlı.
Evleneli ne kadar oldu?
Beş ay oldu. Her şey gayet güzel gidiyor. Evlendikten sonra sorumluluk giriyor. İki taraf sorumluluk almayı kabul ediyorsa ve saygı varsa işin içinde, eve adım attıktan sonra daha mutlu olabiliyorsan neden evlenmeyesin ki? Olduğu gibi olan insanlardan zarar gelmez. Eşim beni olduğum gibi kabul etti.