Röportaj: Özlem AVCI - İlker GEZİCİ - Merve YURTYAPAN
Fotoğraflar: Recai KÖMÜR
Ünlü oyuncu Tolga Çevik, başrolünü Melis Birkan'la paylaştığı 'Sen Benim Her Şeyimsin' filmiyle izleyiciyle buluştu. Filmde kızı Tuna ve oğlu Tan ile kamera karşısına geçen Çevik; eşi Özge Çevik'in de bir sahneye konuk olduğu yapımla aile boyu heyecan yaşıyor. Çevik; izleyiciyi hem güldüren, hem de hüzünlendiren filmde, bir kızının olduğunu öğrenmesiyle hayatı değişen bir adamı canlandırıyor. Biz de Çevik ile çocukluğumuza dönüp biraz oyun oynadık!
MERVE YURTYAPAN
Sürekli yemek yaptığı için eşini bıktırmış!
2013 yılında rol aldığı 'Patron Mutlu Son İstiyor' filmi sırasında karşılaştığım Tolga Çevik, mütevazı tavırlarıyla dikkatimi çekmişti. Konuk olacağı TV programının çekimlerine saatler öncesinden gelmiş, tüm ekiple tanışıp tek tek sohbet etmişti. Şimdi yeni filminin heyecanını yaşayan Çevik, her zamanki gibi sempatik ve mütevazıydı.
Çocukluk yıllarından bahseden ünlü oyuncu, babalığın da zor bir iş olduğunu söylüyor: "Erkeğin içindeki çocuk ölmez. İçindeki çocuk virüstür ve erkek onun ölmesini istemez. Sığındığımız en güzel şeydir. Ben çocukluğumu doya doya yaşadım ve çocuklarıma da yaşatıyorum. Yeni yeni formüller öğreniyoruz. Bir gün anneme 'Çocuk büyütmek çok zor' dedim. Bakkala gidiyorlar, arkasından gizli gizli takip ediyorsun falan. Anneme, 'Siz nasıl bıraktınız bizi?' dedim. Annem de 'O kadar dert etme... İlk 45 senesi çok zor ama sonra geçiyor' dedi. Gerçekten çocuk büyütmek böyle bir his."
DEODORANT ŞİŞESİNDEN ROKET YAPIYORMUŞ
Çocukları konusunda çok hassas olan Çevik'e nasıl bir baba olduğunu soruyorum. Şöyle cevap veriyor: "Kontrollü olmak zorundasınız. Mutlaka düşecek ama nasıl düşülmemesi gerektiğini anlatmak gerekiyor. Örnek görünce inanıyorlar; ben de kafamdaki dikişleri gösteriyorum."
Sohbetimiz sırasında Çevik'in çok iyi bir aşçı olduğunu öğreniyoruz: "Mutfağa girmeyi çok severim. Yemeği Özge'ye bırakmamaya çalışıyorum çünkü orası düşündüğüm yer. Sürekli yemek yapıyorum, Özge de bıktı! 'Yine kaç çeşit yaptın? Bu kadar yemeği kim yiyecek!' diyor. Birçok yemeği çok iyi yaparım. Geleneksel yemeklerde de iyiyim. Annemi yemek yaparken çok izlerdim. Mutfakla ilgili bir projem var; farklı bir şey yapacağım."
Çocukken kendisine oyuncak yapmayı çok sevdiğini söyleyen ünlü oyuncu, "Bitmiş deodorantlardan roket yapardım, metal kutulardan araba... 'Şunu alalım' diye tutturan bir çocuk olmadım hiç" diyor.
Kendisini izlemeyi sevmediğini belirten Çevik, şöyle konuşuyor: "Televizyonda programım yayınlanırken bile bakmam. O kapandı bitti, yenilerine odaklanmak lazım diye düşünüyorum. Zaten olay senden çıkmış oluyor. Orada geri dönüşü yok."
10 parmağında 10 marifet olan ünlü oyuncuya müzikle arasının nasıl olduğunu sordum. "Şarkıcı olmayı çok isterdim. Biz sahnede şarkı söyleme eğitimi alıyoruz ama çok iyi şarkı söylemeyi çok isterdim" diyerek bilinmeyen bir yanını anlatıyor.
İlker GEZİCİ
'30'umda baba oldum, iyi ki de öyle olmuş'
Amacımız, Tolga Çevik'le oyun parkına gidip, atlı karıncaya binip top havuzunda oynamaktı. Sonra Çevik; şortlarımızı giyip, şapkalarımızı takıp çocukluğumuza dönme fikrini sundu. Biz de kendimizi bir anda o günlerde buluverdik! Konseptin fikir babası Çevik, televizyonda yaptığı programlarda gördüğümüz gibi çok zeki ve hazır cevap biri. Bir saatlik sohbetimiz sırasında bunu bize hissettirdi.
Çevik'in başrolünü oynadığı 'Sen Benim Her Şeyimsin', bir komedi filmi değil. Güldüren bölümlerinden daha çok; gözlerinizin dolacağı, hatta ağlayacağınız sahneleri olan bir film. Zaten filmin galasında burnunu çeke çeke ağlayanlar olduğunu gördüm. Ben de iki kız babası olduğum için, filmdeki baba-kız hikayesi beni çok duygulandırdı.
Ünlü oyuncu, filmde eski sevgilisinin 'Bu senin kızın' diyerek kendisine bir çocuk getirmesiyle hayatı değişen 'Sedat' isimli bir adamı canlandırıyor. Çocuklarına çok düşkün bir aile babası olan Çevik, filmi ailece seyrettiklerini ve çok etkilendiklerini söylüyor: "Bu filmde çocuklarımla birlikte oynasam ne güzel olur' diye düşündüm. Zaten beraber bir şey yapmayı çok istiyorduk. Orijinal filmde başrol oynayan Eugineo Derbez, ülkesi Meksika'da çok popüler bir komedyen. Bir komedyenin böyle bir dramda oynaması hoşuma gitti."
"Komedyenler neden dram yapmak ister?" diye sorduğumda, Çevik şu yanıtı veriyor: "Ben komedyen değilim, oyuncuyum. Piyasaya trajedi oynayarak başladım. Yıllarca komedi yaptık, şimdi eskiye döndük. Komedide rahat ediyorum ama dramdan da zevk alıyorum."
'ÇOCUK SEVEN ADAMI KAÇIRMAYIN'
Çevik'in "Torunlarımın da yıllar sonra DVD'sini izleyeceği bir film oldu" dediği 'Sen Benim Her Şeyimsin'in asıl başrolü, ünlü oyuncunun 11 yaşındaki kızı Tuna. Kızının torpille değil, yeteneğiyle rolü aldığını söyleyen Çevik, şöyle konuşuyor: "Tuna, 6 yaşından beri set arkasında bu işten para kazanıyor. Ben de 7 yaşından beri bu işin içindeyim. İlk paramı 13'ümde kazandım. Başka hiçbir meslek düşünmedim. Çocuklarım oyunculuk yapmak isterse kendileri bilir, ben karışamam."
Filmde aniden kucağına bırakılan çocuğu kabullenmekte zorlanan bir adamı oynayan Çevik'e, "Aynı durumla karşılaşsanız ne tepki verirsiniz?" diye sordum. Aile kurumuna ne kadar değer verdiğini anlattı: "Herkes evlat ister. 'Ben asla istemiyorum' diyen biriyle ne kadar sohbet edebilirsin ki... 17 yaşından beri 'Evleneyim, çoluk çocuğa karışayım' kafasındaydım. Karşıma da böyle birisi çıktı. Özge, 22 yaşında oğlumuzu, 23 yaşında da kızımızı doğurdu. 30 yaşımda baba oldum. İyi ki de öyle olmuş... İtalyan aileleri gibi kalabalık aile isterim. Bu işin yaşlılığı tatsız; yalnız olmamak lazım. Kadınlar çocuk seven adamı bulunca kaçırmasın çünkü tatlı adamdır o..."
ÖZLEM AVCI
Gelenekçi biri, kalabalık bayram sofralarını çok seviyor
Tolga Çevik; sakin, nazik fakat kontrollü bir baba. Yeni neslin çabuk olgunlaştığını söyleyen ünlü oyuncu, gençlerin zekasını takdir ediyor: "Yeni nesil, ergenliğe erken giriyor. Biz salaktık; bir şey bilmezdik. Şimdiki gençler dünyayı biliyor. Dolayısıyla onları kandırman mümkün değil. Benimkiler benden daha iyi tartışıyorlar ama aslında daha çocuklar..."
Çocukları Tuna ve Tan'ın oyunculuğunu beğendiğini söyleyen Çevik, setteki disiplinlerine övgüler yağdırdı: "Filmde çok eğlendiler. Tuna, çok acıklı bir sahneden sonra 'Parkta oynayabilir miyim?' dedi. Oyunculukta 'tamam'lar. Babaları olarak, disiplinleri çok hoşuma gidiyor. Çocuk gibi çalışmıyorlar. Ben olmasam da oyunculuk yaparlar. Habire bir şeyler çekiyorlar. Çocukları ön planda tutmuyorum. 'Ben yapıyorum, bak ne güzel fırsat var önünüzde' demiyorum. Piyano da çalıyorlar, resim de yapıyorlar."
Önümüzdeki yıl iki film birden çekmeyi düşünen ünlü oyuncu, sinemada her şeyi kendi başına yapmayı doğru bulmuyor. "Hem yazıp, hem yönetmek, hem de oynamak zor bir şey" diyor. Senaryo yazmayı aslında çok sevmediğini belirten Çevik, şöyle konuşuyor: "Yazma, çok ayrı bir yetenek. Yazarlık başka, yönetmenlik başka bir şey. Yazayım, oynayayım, yöneteyim, o zaman vizyona da sokayım! Böyle olunca sonunda bir tek sen izlersin! Bunu yapanlara saygı duyuyorum ama ben o kadar uğraşamam. Yazarlık, yönetmenlik ve sahne tasarımı okudum. Oyunculuktan mezun oldum ama bence yönetmenliği, yönetmene bırakmalı."
'ENTERESAN BİR ÖZELİĞİM YOK Kİ'
"Şu anda kadar oynadığınız filmlerden memnun musunuz?" diye sorduğumda, Çevik şu yanıtı veriyor: "Hep içimden geleni yaptım ve karşılığını aldım. Keşke daha çok film yapsaydım diye bir pişmanlığım var. '700 film çekmeliyim' diye bir isteğim yok. Az olsun öz olsun, çocuklar ileride gurur duysun. 'Bunu niye yaptı babam?' demesinler."
"İşini yaparken anılacaksın. Ben işimi yaparken ünlüyüm" diyen Çevik, şöyle devam ediyor: "Boy belli, kilo belli. Enteresan bir özelliğim yok ki... Şöhret geldiği gibi gider. Hatta gelmesi 10 seneyi bulur, gitmesi bir geceyi... İnsanlıktan uzak yapamazsınız bu mesleği. 70 milyona dokunmanız lazım."