Gençliğe Hitabe, son derece büyüleyici ifadelerin bir araya geldiği bir yazıttır. Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi Türkçe yazılmış olsa da hitabedeki bazı ifadeler günümüzde anlaşılmayabilir. Bu nedenle Atatürk'ün gençliğe hitabesi sözleri küçük bir sadeleştirme ile daha iyi anlaşılabilir. Gençliğe Hitabe sözleri ve tarihine dair merak edilenlerin yanıtı yazımızın devamında.
Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi, gençlere nasihat niteliğindedir. Atatürk, gençlere verdiği tavsiyelerde, geçmişte yaşanan olaylardan ders alınması gerektiğini vurgulamıştır. Atatürk, kurduğu cumhuriyeti ve onun değerlerini gençliğe emanet etmiştir. Bu nedenle gençlerin yetişmesine ve Türk milletinin geleceğine etkisine yönelik gerekli tedbirleri almıştır. Hitabede, Türk milletinin karşısına çıkacak tehlikeler karşısında nasıl hareket edilmesi konusunda da gerekli tavsiyelerde bulunulmuştur.
Atatürk, gençliğe hitabenin son bölümünde umudunun gençlikte olduğunu istikbalin gençlere emanet edildiğini bir kez daha vurgulamıştır. Söz konusu hitabe, günümüzde de tüm sınıflarda öğrencilere ders olarak okutulur ve öğrencilerin bu hitabeyi ezberlemesi, anlaması istenir. Bu hitabe ile ilgili yarışmalar ve güzel okuma yarışmaları dahi yapılabilir.
Her ne kadar zor bir Türkçe ile yazılmış olmasa da Atatürk'ün gençliğe hitabesinin daha iyi anlaşılması için bazı ifadelerin günümüz Türkçesi ile ifade edilmesi gerekebilir. Bu sayede, ilkokul sıralarındaki öğrencilerin dahi Atatürk'ün gençliğe hitabesini anlaması mümkün hale gelir. Aşağıda hitabenin günümüz Türkçesi ile ifade ediliş şeklini bulabilirsiniz.
Ey Türk Gençliği!
Öncelikli olarak vazifen, Türkiye'nin bağımsızlığını ve Cumhuriyetin temel değerlerini sonsuza kadar korumaktır. Türk milletinin geleceği de buna bağlıdır. Bu prensip senin en kıymetli hazinen olacaktır. Gelecekte de seni bu hazineden mahrum bırakmak isteyenler olacaktır. Bir gün ülkenin bağımsızlığını ve cumhuriyeti korumak zorunda kalırsan, harekete geçmek için içinde bulunduğun koşulların ne olduğunu düşünmeyeceksin. Bu imkânlar hiç umulmayan zamanlarda kendini gösterebilir. Cumhuriyeti ve bağımsızlığı elinden almak isteyen düşmanlar, dünyada görülmemiş bir galibiyetle karşılaşacaklardır. Ülkenin tüm şehirleri zorla ele geçirilmiş, işletmeleri zapt edilmiş, orduları darmadağın edilmiş olabilir. Bu acı koşullar içinde iktidar sahipleri ihanet içinde olabilir. Hatta bu iktidar sahipleri, kişisel çıkarları uğruna işgalcilerle işbirliği yapabilirler. Ulus, bu tablo içerisinde harap olmuş olabilir.
Ey Türk'ün geleceğinin evladı! Bu şartlar içerisinde görevin, Türk bağımsızlığını ve cumhuriyetini kurtarmak olmalıdır. Bunun için de muhtaç olduğun güç, damarlarındaki asil kanda gizlidir.
Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin. Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
Mustafa Kemal Atatürk