İran ile ABD arasında, Haziran 2025'te İsrail ve ABD'nin İran'a saldırıları sonrasında kesintiye uğrayan nükleer görüşmeler, Umman'da yeniden başlamıştı.
Müzakereler, Tahran-Washington arasında tansiyonun yeniden yükseldiği, Washington'un Tahran'a karşı bölgede askeri yığınağını artırdığı bir dönemde gerçekleşmişti.
Müzakerelerde İran heyetine Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi başkanlık ederken, ABD'yi Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff temsil etmişti.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD ile yapılan görüşmeler için, "İran ile ABD arasında Maskat'taki müzakereler, tarafların görüşmeleri sürdürme yönünde mutabakata varmasıyla sona erdi." demişti.
"MÜZAKERELER DAR VE KIRILGAN"
The New York Times (NYT) gazetesindeki habere göre, ABD Başkanı Donald Trump, İran'la tırmanan gerilimin ardından bir kez daha diplomasinin kapısını araladı. Ancak uzmanlara göre bu yol, Tahran'ın düşündüğünden çok daha dar ve kırılgan.
TAHRAN'IN DİPLOMASİ STRATEJİSİ
NYT'ye göre İran, nükleer program konusunda yıllardır uyguladığı taktiği yeniden devreye soktu. Bu taktik, müzakereleri uzatmak, zaman kazanmak ve askeri çatışmayı mümkün olduğunca ertelemek.
TRUMP KISA SÜREDE "ZAFER" İSTİYOR
Trump yönetimi ise kısa sürede "zafer" ilan edebileceği bir anlaşma peşinde. Tarafların bu zıt beklentileri, süreci daha baştan riskli hale getiriyor.
ABD ile İran arasında cuma günü Umman'da yapılan nükleer görüşmeler, en azından şimdilik bir krize dönüşmedi. Görüşmeler ne sert bir kopuşla sonuçlandı ne de askeri bir müdahaleyle.
İRAN'IN KIRMIZI ÇİZGİLERİ
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ardından yaptığı açıklamada, süreci "iyi bir başlangıç" olarak nitelendirdi. Tarafların gelecekteki müzakereler için bir "çerçeve" üzerinde çalışacağını belirten Arakçi, başkentlerde yapılacak istişarelerin ardından görüşmelerin devam edeceğini söyledi.
TRUMP'IN ANLAŞMA İÇİN ASIL ŞARTI…
Trump da görüşmelerin ardından yaptığı açıklamada, sürecin "iyi başladığını" söyledi ve "anlaşma için acele etmiyorum" mesajı verdi. Ancak asıl şartının İran'ın "asla nükleer silaha sahip olmaması" olduğunun altını çizdi.
MÜZAKERELERDE ÇIKMAZ
Habere göre, bu noktada ciddi bir belirsizlik ortaya çıktı. Çünkü İran zaten nükleer silah üretmeyeceğini belirtiyor.
Ancak Trump'ın müzakere ekibi, ABD'nin gerçek hedefinin İran'ın uranyum zenginleştirme dahil nükleer programını tamamen durdurması olduğunu açıkça dile getiriyor.
ABD'NİN İRAN'DAN TALEPLERİ
ABD'nin ilk etapta masaya koyduğu talepler oldukça kapsamlı. Talepler arasında İran'ın elindeki tüm zenginleştirilmiş uranyumu teslim etmesi, yaklaşık 440 kilogramlık, neredeyse bomba yapımına yetecek seviyedeki stokların tamamen devri, balistik füzelerin menzilinin İsrail'i vuramayacak şekilde sınırlandırılması, Hizbullah ve Husiler gibi bölgesel vekil güçlere verilen desteğin kesilmesi yer alıyor.
İsrail ise özellikle İran'ın son dönemde balistik füze üretim tesislerini hızla onarmasından endişeli. Bu tesisler, olası bir savaşta ilk hedefler arasında görülüyor.
"İSRAİL ABD'DEN BAĞIMSIZ HAREKETE GEÇECEK"
Diplomasi sürecini zorlayan bir diğer başlık ise İsrail'in artan güvenlik kaygıları. The Jerusalem Post gazetesine göre, İsrailli savunma yetkilileri, İran'ın balistik füze programının "varoluşsal bir tehdit" oluşturduğunu belirterek Washington'a açık bir mesaj verdi.
Tel Aviv yönetimi, İran'ın "kırmızı çizgiyi" aşması halinde Washington'dan bağımsız olarak askeri harekat düzenlemeye hazır olduğunu ABD tarafına iletti. İsrail, bu eşiğin henüz aşılmadığını ancak İran'daki gelişmelerin yakından izlendiğini vurguluyor.
WASHİNGTON'A OPERASYONEL PLANLAR SUNULDU
İsrailli yetkililer, son haftalarda ABD'li muhataplarına İran'ın füze üretim altyapısının hedef alınmasına yönelik operasyonel planlar da sundu.
Bu planların, üretim tesisleri ve kritik altyapıya yönelik hava saldırılarını kapsadığı belirtiliyor.
İsrail tarafı, İran'ın stratejik silah kapasitesini yeniden inşa etmesine izin verilmeyeceğini ve hareket serbestisinin saklı tutulduğunu özellikle vurguluyor.
"SAVAŞIN YÜKÜ İSRAİL'E KALABİLİR"
İsrail'de bazı güvenlik yetkilileri ise Trump'ın İran'a karşı sınırlı ve sembolik bir saldırı modelini tercih etmesinden endişe ediyor.
Yetkililer, Yemen'de Husilere yönelik ABD operasyonlarını hatırlatarak, "Birkaç hedef vurulup zafer ilan edilmesi İran'ın asıl kapasitesini ortadan kaldırmaz" görüşünü dile getiriyor.
Tel Aviv'e göre böyle bir senaryoda yük yeniden İsrail'in omuzlarına kalabilir.
"TRUMP BÖLGESEL SAVAŞIN RİSKLERİNİN FARKINDA"
NYT'ye göre, Trump geçmişte sınırlı ve hızlı askeri operasyonlara sıcak bakmış bir lider. Ancak bu kez uzun ve bölgesel bir savaşın sonuçlarının farkında.
Böyle bir çatışma, yüzlerce ABD'linin ölümüne yol açabilir, İsrail'i ağır biçimde vurabilir, küresel enerji piyasalarını sarsabilir ve Trump'ın tabanında ciddi tepki doğurabilir.