Kuzey Kore lideri yine ağlattı!
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, Doğu Asya Futbol Federasyonu'nun düzenlediği 2015 Doğu Asya Kupası'nı kazanan Kuzey Koreli kadın futbolcuları havalimanında karşıladı.
Kuzey Kore'yle yakınlaşmayı savunun Avrupa Parlamentosu üyesi babası Glyn Ford'un yardımıyla Pyongyang'daki Kim Song-il üniversitesinde bir sömestir Kore dili okuyan Alessandro Ford, izlenimlerini BBC'ye anlattı.
Ford'un BBC'nin Newshour programında paylaştığı izlenimleri şöyle: "Sabahları okula giderken tüm öğrenciler, Kim Jong-il'in (Şimdiki Kuzey Kore lideri Kim Jong-un'un 2011'de ölen babası) 6 metrelik heykelinin önünden geçiyordu. Saygımızı göstermek için hepimiz heykelin önünde dizilip, eğilmek zorundaydık. Selamdan sonra okula gidiyorduk. Yolda giderken herkes neşeli bir şekilde sohbet ediyordu. Espriler yapıp gülüyorduk. Ama heykele yaklaşır yaklaşmaz herkes susuyor, sohbetler kesiliyordu. Şapkalar, çantalar çıkarılıp saygı selamı veriliyordu. Sonra sohbet kaldığı yerden devam ediyordu. İlk gittiğimde, hem çok şaşırdım, hem de korktum."
BBC: Okulunuzdaki öğrenci arkadaşlarınızla iletişim kurabiliyor muydunuz?
FORD: Birkaçı çok iyi İngilizce konuşuyordu. Çoğu, çok az İngilizce konuşuyordu. Bir de Çinli öğrenciler vardı. Onların İngilizcesi çok daha iyiydi. Benim sınırlı Korecem ve onların sınırlı İngilizcesiyle varoluşun doğasını konuşmuyorduk, ama anlaşıyorduk.
BBC: Sizi merak ediyorlar mıydı?
FORD: Çok belirgin bir ayrım vardı. Büyük bir bölümü, dışarıdaki hayata, benim hayatıma; genel olarak dışarıdaki hayata büyük ilgi duyuyordu. Küçük bir bölümü de hiç ilgilenmiyordu.
BBC: Peki merak eden gruptakiler size ne soruyordu.
FORD: Askeri öğrenci olan bir arkadaşım vardı. 25-30 yaşlarındaydı. 10 yıldır ordudaydı. Kim Sung-il üniversitesine kimya, fizik ya da ona benzer bir şey okuması için gönderilmişti. Oraya gittiğimde beni kollarımdan tuttu, yatağıma oturttu, "Ülkenle ilgili bildiğin her şeyi anlat" dedi.
Ona 'Ne bilmek istiyorsun?" dedim. "Sen de orduda mısın?" diye sordu. "Yok öğrenciyim" dedim. "Öyleyse insanlar kaç yaşında askere gidiyorlar?" diye karşılık verdi. "Biz sizdeki gibi askerlik yapmıyoruz" dedim. Çok şaşırdı. "Sizin ülkelerindeki insanlar, memleketlerini savunmak istemiyorlar mı?" dedi. Ona "Şu anda en azından ülke içinde savaş yok. Zorunlu askerlik yok" dedim.
Bunun üzerine bir İngiliz subayın kaç para kazandığını nerede yattıklarını, ne tür hakları olduğunu sordu. Halkın askerler hakkında ne düşündüğünü, Amerikalı subayların nasıl olduğunu sordu. Bu soruların hiçbirinin yanıtını bilmiyordum. Ama onunla aynı işi yapanların yani Amerikan ya da İngiliz ordusundaki bir subayın kendisinden tamamen farklı bir hayat sürdüğü gerçeği çok ilgisini çekiyordu.
Kuzey Kore'de ev almıyorsunuz. Devlet size tahsis ediyor. Kendi evinizi seçebiliyor olma ve eviniz için para ödüyor olmanız düşüncesi onlara çok farklı geliyordu. 'Bir ev kaça mal oluyor?' diye soruyorlardı. 'Kira ne kadar?' diye soruyorlardı. Yani genel olarak dış dünyaya çok ilgi duyuyorlardı.
BBC: İnsan hakları ihlalleri, yönetimin gerçekleştirdiği infazlar gibi şeyleri konuşuyor muydunuz?
FORD: Hayır ama bir keresinde kelimeleri seçerek, "Amerikalılar sizin siyasi tutsakları kamplara gönderdiğinizi söylüyorlar" dedim. Gruptaki bir kız, "Evet Amerikalıların ne söylediğini biliyorum. Ama onlar Japonların bizi tuttukları gibi kamplar gibi değil. Onlar yeniden eğitim kampı. Bir kişi büyük liderin siyasi düşüncelerini anlayamazsa o zaman ona öğretilmesi gerekir."
BBC : Peki kültürel açıdan sizinle Kuzey Koreli öğrenciler arasında ne tür farklar vardı. Cinselliği, evliliği konuşuyor muydunuz mesela?
'Ahlaki açıdan muhafazakârlar'
FORD: Tabii her şeyi konuşuyorduk. Cinsellik açısından batıdaki gençlerin evlenmeden önce başkalarıyla birlikte olmasını çok yadırgıyorlardı. Yani evlilikten önce cinsel ilişkiyi kastediyorum. Onlar bunun için evliliğin beklenmesi gerektiğini söylüyorlardı. Sadece cinsellik açısından değil, örneğin giyim tarzları da çok sadeydi. İnsanlar Kuzey Korelilerin solcu olduğunu söylerler. Doğru. Çünkü Kuzey Kore komünist/sosyalist bir devlet. Ama ahlaki açıdan oldukça sağcı, muhafazakâr bir toplum.