ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ı açık biçimde hedef göstermesi, NATO ve Avrupa Birliği (AB) için son yılların en ciddi jeopolitik krizlerinden birine dönüştü.
AVRUPA YENİ BİR KRİZLE KARŞI KARŞIYA
İngiliz medyasından BBC'ye göre kriz, Paris'te Ukrayna'da barış arayışlarının konuşulduğu bir toplantıyla eş zamanlı olarak patlak verdi. Avrupa liderleri, Rusya'ya karşı Ukrayna'nın egemenliğini koruma çabası içindeyken, Washington'dan gelen açıklamalar Avrupa'nın kendi iç güvenliğiyle ilgili çok daha rahatsız edici bir gündemi ortaya çıkardı: Grönland.
"GRÖNLAND İÇİN ASKERİ SEÇENEK MASADA"
Trump yönetimi, Grönland'ı ABD'nin ulusal güvenliği için "hayati" olarak tanımlamaya başladı. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, ABD'nin Grönland'ı elde etmek için "bir dizi seçeneği değerlendirdiğini" ve bu seçenekler arasında ABD ordusunun kullanılmasının da bulunduğunu açıkça belirtti.
ADAYI SATIN ALMA PLANI DA GÜNDEMDE
Aynı gün Dışişleri Bakanı Marco Rubio Kongre üyelerine, yönetimin Grönland'ı satın alma seçeneğini ciddi biçimde değerlendirdiğini aktardı. Rubio, askeri müdahalenin kısa vadede planlanmadığını söylese de askeri seçeneğin tamamen dışlanmadığı net biçimde ortaya kondu.
"KİMSE GRÖNLAND İÇİN ABD İLE KARŞI KARŞIYA GELEMEZ"
"Ulusal güvenlik açısından Grönland'a ihtiyacımız var. Danimarka bunu sağlayamaz" diyen Trump ise, adanın ABD'nin kontrolünde olması gerektiğini açık biçimde savundu.
Trump'ın danışmanlarından Stephen Miller da kimsenin Grönland için ABD ile askeri olarak karşı karşıya gelmeyeceğini belirtti ve Danimarka'nın adanın egemenliğini savunma hakkını sorgulayan ifadeler kullandı.
"NATO'NUN FİİLEN SONU ANLAMINA GELİYOR"
BBC'ye göre, bu çıkışlar Avrupa'da şok etkisi yarattı çünkü söz konusu olan, NATO üyesi olan Danimarka'ya bağlı özerk bir bölgeydi. Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, Trump'ın niyetlerinin ciddiye alınması gerektiğini söyledi ve ABD'nin Grönland'a askeri müdahalesinin NATO'nun fiilen sonu anlamına geleceğini dile getirdi. Grönland yönetimi de ABD'ye diplomatik girişimde bulunarak Rubio ile acil bir görüşme talep etti.
"AVRUPA'NIN ZAYIFLIĞINI GÖSTERDİ"
AB içinden bir yetkili durumu şöyle özetliyor: "Bu kriz Avrupa'nın Trump karşısındaki temel zayıflığını bir kez daha gösterdi."
"AB WASHİNGTON'U KIZDIRMAKTAN KORKUYOR"
BBC'ye göre Avrupa, Rus varlıklarına el koyma planını geri çekti, ABD tarifelerine misilleme yapmadı ve Grönland konusunda bile ortak ve sert bir tutum sergileyemedi. Çünkü herkes Washington'u kızdırmaktan ve ABD güvenlik şemsiyesini kaybetmekten korkuyor.
BBC'ye konuşan uzmanlara göre bu kriz, NATO için varoluşsal, AB için bölücü ve Avrupa için ise stratejik bir uyanış zorunluluğu. Ancak şimdilik Avrupa tek ses olamıyor, caydırıcı davranamıyor ve krizi şekillendiremiyor.
BBC'ye göre, Avrupa ülkeleri geç de olsa ortak bir açıklama yayımlayarak Grönland'ın geleceğine yalnızca Grönland halkı ve Danimarka'nın karar verebileceğini vurguladı ve Arktik güvenliğinin NATO çerçevesinde, kolektif biçimde sağlanması gerektiğini bildirdi.
Ancak açıklamada ABD'ye yönelik doğrudan bir eleştirinin yer almaması dikkat çekti. Avrupa başkentlerinde hakim olan hava, Washington'u karşılarına almaktan duyulan derin endişeydi.
KRİZİN MERKEZİNDE NEDEN GRÖNLAND VAR?
Öte yandan uluslararası haber ajansı Associated Press (AP), Trump yönetiminin bu kadar sert biçimde Grönland'a odaklanmasının arkasında yalnızca siyasi hesaplar değil, hızla değişen küresel dengeler yattığını belirtti.
Grönland, dünyanın en büyük adası ve topraklarının yaklaşık yüzde 80'i Arktik Dairesi'nin kuzeyinde yer alıyor. Kanada'nın kuzeydoğusunun açıklarında bulunan ada, Kuzey Amerika'ya giden Kuzey Atlantik deniz yollarını kontrol eden bir konumda bulunuyor.
İkinci Dünya Savaşı sırasında ABD, Grönland'ı Nazi Almanyası'nın eline geçmemesi için fiilen işgal etmişti. Soğuk Savaş boyunca da ada, Sovyetler Birliği'ne karşı erken uyarı ve savunma sistemlerinin merkezlerinden biri oldu.
ARKTİK'TE YENİ TİCARET YOLU
Soğuk Savaş sonrasında Grönland'ın da içinde bulunduğu Arktik bölgesi büyük ölçüde uluslararası iş birliğinin hâkim olduğu bir alan haline gelmişti. Ancak iklim değişikliği bu dengeyi bozdu.
Arktik buzları hızla eriyor ve bu durum, Kuzeybatı Geçidi olarak bilinen yeni bir deniz ticaret yolunun açılmasını mümkün kılıyor. Bu rota, Avrupa ile Asya arasındaki ticareti ciddi biçimde kısaltabilecek potansiyele sahip.
GÜÇ MÜCADELESİNİN MERKEZİ HALİNE GELDİ
Bu gelişme Arktik'i yeniden büyük güç rekabetinin merkezine taşıdı. Çin 2018 yılında kendisini "Arktik'e yakın ülke" ilan etti ve "Kutup İpek Yolu" adını verdiği projeyi duyurarak bölgedeki ticaret ve kaynaklara erişme hedefini ortaya koydu.
Rusya ise Arktik'teki askeri varlığını hızla artırmaya başladı. Sovyet döneminden kalma üsler yenileniyor, yeni askeri tesisler inşa ediliyor ve havaalanları tekrar faal hale getiriliyor. Rusya'nın Kuzey Filosu Arktik'te konuşlu bulunuyor ve nükleer denemelerin yapıldığı eski sahaların yeniden hazır hale getirildiği belirtiliyor.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Arktik'te kimseyi tehdit etmediklerini ancak NATO'nun faaliyetlerine karşı askeri kapasitelerini artıracaklarını açıkladı. Bu açıklamalar Avrupa'da, Ukrayna savaşının ardından zaten yükselmiş olan güvenlik kaygılarını daha da derinleştirdi.
ABD'nin Grönland'daki varlığı yeni değil. 1951 yılında imzalanan savunma anlaşmasıyla kurulan Pituffik Uzay Üssü, füze erken uyarı, füze savunması ve uzay gözetleme görevleri yürütüyor. Grönland ayrıca NATO'nun Rus donanmasını izlediği GIUK hattının, yani Grönland-İzlanda-Birleşik Krallık hattının en önemli parçası konumunda.
DANİMARKA'NIN ADA'DAKİ ASKERİ VARLIĞI
Danimarka da bu gelişmeler karşısında Grönland ve Kuzey Atlantik'teki askeri varlığını artırma kararı aldı. Yaklaşık 2,3 milyar dolarlık bir savunma paketiyle yeni devriye gemileri, uzun menzilli gözetleme dronları ve uydu kapasitesi yatırımları planlandı.
Nuuk'ta bulunan Müşterek Arktik Komutanlığı, Grönland ve Faroe Adaları'nın güvenliğinden sorumlu bulunuyor. Ayrıca Sirius Köpek Kızak Devriyesi gibi özel birlikler, adanın geniş ve zorlu coğrafyasında egemenlik denetimi yapıyor.
GRÖNLAND'IN EKONOMİK ÖNEMİ
Grönland yalnızca askeri ve coğrafi açıdan değil, ekonomik açıdan da büyük önem taşıyor. Ada, cep telefonlarından savunma sanayisine kadar pek çok alanda kullanılan nadir toprak elementleri açısından zengin.
Nadir toprak elementlerinin büyük bölümü bugün Çin'in kontrolünde olduğu için Batılı ülkeler alternatif kaynak arayışında. Grönland bu nedenle Washington ve Avrupa başkentlerinin dikkatini çekiyor. Ancak sert iklim koşulları, altyapı eksikliği ve çevre koruma yasaları, bu kaynakların çıkarılmasını hem zor hem de pahalı hale getiriyor.
"NATO VE AB TARİHİNDE EŞİ GÖRÜLMEMİŞ KRİZ"
Bütün bu gelişmeler, Grönland'ı bir ada olmaktan çıkarıp küresel güç mücadelesinin merkezlerinden biri haline getirdi. Avrupa bir yandan Ukrayna'nın egemenliğini savunurken, diğer yandan NATO'nun en güçlü üyesinin bir başka NATO ülkesinin toprağını hedef alması gibi tarihsel olarak eşi görülmemiş bir durumla karşı karşıya kaldı.
Ortaya çıkan tablo, sadece Grönland'ın değil, NATO'nun, Avrupa güvenliğinin ve mevcut dünya düzeninin geleceğine dair çok daha büyük ve sarsıcı sorular doğuruyor.