Dünya 21. yüzyılı yaşarken, teknoloji devi Amerika’nın bağrında süper muhafazakar ve ileri derecede mütevazı bir hayat yaşanıyor.
Amishler olarak bilinen ve bağlı oldukları mezhebin gerekliliklerine göre yaşayan bu topluluk elektriksiz, traktörsüz ve internetsiz bir hayatı paylaşıyorlar.
Dünya onları hayretler içerisinde izliyor; ama ister beğenelim ister beğenmeyelim, onlar modernizmi yaşam tarzlarıyla eleştiriyor.
Genellikle birbirine yakın yaşamayı tercih ediyorlar. Kamerayı, fotoğraf makinesini görünce ise en azından ‘kaçıyorlar’.
Amishler Avrupa’da 18. yüzyılda bu hayat tarzlarından dolayı zulüm ve işkence görünce Amerika’ya göç etmişler.
Cemaat dışı evlilikler ayıplanıyor ve kınanıyor. Devlet hizmetinde çalışmayı reddettikleri gibi, oy kullanmıyorlar ve askerlik yapmıyorlar.
The Old Order Amish (Eski Düzen Amish) diye isimlendirilen en tutucu gruplarının nüfusu yaklaşık olarak 80 bin.
Amishler zaman zaman, diğer geniş toplum kesimleri ile karşılaştıklarında bazı zorluklar yaşıyorlar.
Amish aileleri, okulda zorunlu eğitime kendi hayat tarzlarını tehdit ettiği gerekçesiyle karşı çıkıyorlar. Onlara göre lise eğitimi, çocuklarının Amish geleneğini devam ettirmelerine engel olabilir.
Traktör hiç girmiyor onların arazilerine. Çünkü dinlerine göre yasak. Ama mekanik aletler kullanılabiliyor. Atın arkasına koşulan tarım aletleri gibi.
Otomobil kullanmıyorlar. Motorlu araçlar tamamen yasak. Kendilerini dünyaya yaklaştıran her şeyi ellerinin tersiyle itiyorlar.
Evlerde hiçbir elektrikli aletin olmamasının nedeni, evlerde elektrik bulunmaması. Yani buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi gibi beyaz eşyanın hiçbirini kullanmıyor Amishler.