İngiltere'nin önde gelen gazetelerinden The Guardian'a göre, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik askerî tehditleri artık söylem düzeyini aşmış durumda. Ancak Washington'un elindeki askerî güce rağmen, olası bir saldırının neyi başarabileceği hâlâ belirsizliğini koruyor.
ABD'NİN BÖLGEDEKİ ASKERÎ VARLIĞI GÜÇLENDİRİLDİ
Habere göre, ABD Başkanı Donald Trump, iki hafta önce İran yönetimini ilk kez tehdit ettiğinde ve ülkedeki protestoculara "yardım geliyor" dediğinde, Orta Doğu'da bu söylemi destekleyecek yeterli ABD askerî varlığı yoktu. Bu durum artık değişti; ancak bir İran saldırısının neyi başarabileceğine dair pek çok soru hâlâ ortada duruyor.
The Guardian'ın aktardığına göre, USS Abraham Lincoln uçak gemisi ve Tomahawk füzeleriyle donatılmış muhripler Hint Okyanusu'na ulaştı. Geminin sekiz filoluk hava kanadında F-35C ve F/A-18 savaş uçaklarının yanı sıra, İran'ın geçen yıl İsrail'le yaptığı savaşın ardından geriye kalan hava savunmasını bastırmak için kritik öneme sahip EA-18G Growler uçakları bulunuyor.
Analizde, Körfez'e ABD hava savunma sistemleri olduğu düşünülen ekipmanları taşıyan nakliye uçaklarının indiği ifade edildi. Bu da Patriot ve THAAD füze savunma bataryalarının, İran'ın bölgede ABD askerî tesislerine yönelik olası insansız hava aracı ve füze saldırılarına karşı ABD üslerinin korunmasını amaçladığı belirtildi.
F-15'LER ÜRDÜN'E KAYDIRILDI
The Guardian'a göre, yaklaşık 35 adet F-15 savaş uçağı İngiltere'deki RAF Lakenheath üssünden Ürdün'deki Muwaffaq Salti Hava Üssü'ne yeniden konuşlandırıldı. Normal şartlarda ABD'ye dönmesi planlanan bu uçaklar, çatışmanın tırmanması ihtimaline karşı İsrail ve bölge ülkelerine ilave savunma sağlamak için bölgede tutuluyor.
"EN OLASI SENARYO HAMANEY'İ HEDEF ALMAK"
Joe Biden döneminde ABD Ulusal Güvenlik Konseyi'nde görev yapan eski yetkili Michael Carpenter, The Guardian'a yaptığı değerlendirmede en olası askerî seçeneğin İran'ın lideri Ayetullah Ali Hamaney'i hedef almak olduğunu belirtti.
Carpenter, İran'daki kilit askerî tesislerin vurulmasının yönetimi ciddi biçimde zayıflatacağının açık olmadığını vurgulayarak, "Bunların istenen stratejik etkiyi yaratacağına inanmıyorum" ifadelerine yer verdi.
YAKALAMA OPERASYONU YÜKSEK RİSK TAŞIYOR
Carpenter, Hamaney'i yakalamaya yönelik bir operasyonun "son derece riskli ve sonucu belirsiz" olacağını ifade etti. Venezuela'nın eski lideri Nicolás Maduro'ya yönelik operasyonun başarısının, aylar süren istihbarat hazırlığına dayandığını hatırlatan Carpenter, İran'da benzer bir istihbarat derinliğinin olup olmadığının bilinmediğini söyledi.
İSRAİL ÖRNEĞİ VE ARTAN GÜVENLİK ÖNLEMLERİ
The Guardian'a göre İsrail, geçen yıl İranlı üst düzey isimlere yönelik suikastlarda büyük başarı sağladı. Ancak İsrailli yetkililer, konum tespitinde ve operasyonlarda korumaların cep telefonlarının takip edilmesinin kritik rol oynadığını itiraf etti.
İRAN HAVA SAVUNMASI ZAYIF AMA KARŞILIK KAÇINILMAZ
Haberde, geçen haziranda İsrail jetlerinin kayıp vermeden ülkenin büyük bölümünde uçabildiği, bu da ABD'nin Fordo'daki dağın altına inşa edilmiş nükleer zenginleştirme tesisini bombalamasının önünü açtığı ve bu ay ABD'nin Venezuela'nın hava savunmasını birkaç saat içinde bastırabildiği hatırlatıldı.
Analizde, İran'ın Tomahawk füzelerine ve modern savaş uçaklarına karşı etkili bir hava savunmasının kalmadığı ifade edilerek, buna rağmen Hamaney'e yönelik bir saldırının İran tarafından savaş ilanı olarak görüleceğinin açık olduğu vurgulandı.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Hamaney'e yönelik bir saldırının doğrudan savaş anlamına geleceğini duyurdu.
Haberde bir yakalama operasyonunun önemli mesafeleri kat etmeyi gerektirdiği (Tahran, Hint Okyanusu'na yaklaşık 1.000 mil uzaklıkta) ifade edilerek, kaba askerî hesapları bir suikast girişimine doğru itebileceğinden bu durumun olağanüstü bir tırmanmaya neden olacağı vurgulandı.
Adının açıklanmasını istemeyen Batılı bir analist, ABD'nin İran'ın dini liderini öldürmeye yönelik bir girişiminin "yakalama girişiminden daha olası ve uzaktan kullanılan bir mühimmat söz konusuysa daha az riskli" olacağını düşündüğünü söylüyor. Ancak bunun da "istihbarata ve (varsa) koruma ekibinden kaç kişinin devşirildiğine büyük ölçüde bağlı" olacağını vurguluyor.
"HAMANEY SONRASI ANİ POLİTİKA DEĞİŞİKLİĞİ PEK MÜMKÜN DEĞİL"
Haberde asıl sorunun bundan sonra ne olacağı ifade edilerek, İran yönetiminin belki de 30 bin kişiyi öldürerek protestoları bastıracak kadar bütünlüğünü koruduğu ve Hamaney öldürülse bile, yerine geçecek bir ismin Beyaz Saray'ın istediği yönde ani bir politika değişikliğine gitmesi pek olası görünmediğinden bahsedildi. Hamaney her ne kadar üç potansiyel halefi belirlemiş olsa da, ABD'nin kontrol edemeyeceği bir iktidar mücadelesinin yaşanabileceğine vurgu yapıldı.
İRAN'IN ELİNDEKİ EN GÜÇLÜ KOZ: FÜZE SALDIRISI
The Guardian'a göre İran'ın en güçlü caydırıcılığı, yeraltındaki "füze şehirlerinde" depolandığı tahmin edilen yaklaşık 2 bin balistik füze. Olası bir misillemede USS Abraham Lincoln ve Körfez'deki ABD üsleri ilk hedefler arasında yer alabilir.
Ancak uzmanlar, İran'ın Hint Okyanusu'ndaki ABD gemilerini net biçimde tespit etmesinin zor olabileceğine dikkat çekiyor.
KÖRFEZ ÜSLERİ VE HÜRMÜZ BOĞAZI RİSKİ
İngiltere merkezli The Guardian, İran'ın Katar'daki El-Udeyd Hava Üssü'nü hedef alabileceğini ya da Hürmüz Boğazı'nı mayınlayarak küresel ticareti sekteye uğratabileceğine vurgu yaptı. Bu senaryoların tamamının, Körfez ülkelerini ve Batılı müttefikleri doğrudan çatışmanın içine çekme potansiyeli taşıdığının altı çizildi.
Haberde, İran'ın askerî seçeneklerinin sınırlı olabileceği, ancak Beyaz Saray'ın anında ve kesin bir sonuç elde etme ihtimalinin de aynı ölçüde sınırlı olacağına vurgu yapıldı.