İşçi sağlığını tehdit eden silikozis hastalığı, kot kumlamadan sonra bu kez yapay taş üretimiyle yeniden gündeme geldi. Mutfak ve banyo tezgahları, dekoratif duvar uygulamarında yaygın olarak kullanılan yapay taşların işlenmesi, kesimi ve zımparalanması sırasında ortaya çıkan silika tozuna maruz kalan işçilerde silikozis vakalarının arttığı bildirildi. Uzmanlar, gerekli önlemler alınmadığı takdirde ciddi bir sağlık krizinin kaçınılmaz olduğu uyarısında bulunuyor.
Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları-İş ve Meslek Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özlem Kar Kurt, yapay taşların içeriğindeki yüksek silika oranına dikkat çekerek, "Doğal mermerde yüzde 3, granitte yüzde 30 civarında olan silika oranı, yapay taşlarda yüzde 90'a kadar çıkabiliyor. Bu taşlar kesilip işlendiğinde ortaya çıkan ince tozlar havaya karışıyor ve solunum yoluyla akciğerlere ulaşıyor. Bu tozlar zamanla geri dönüşü olmayan doku sertleşmesine yol açıyor.
Aynı zamanda silika tozunun akciğerlerde yaptığı bu etkinin yanısıra, kanser, tüberküloz, kollojen doku hastalıkları gibi romatizmal hastalıklara da neden olduğu gösterilmiştir. 2023 Journal of Occupational and Environmental Medicine dergisinde yayınlanan çalışmamızda sadece silikozis gelişenlerde değil, silika tozuna maruz kalan çalışanlarda da hücresel düzeyde genotoksik denilen zararlı etkilerin olduğunu göstedik." dedi.
TEHLİKENİN FARKINDA DEĞİLLER
İlk yapay taş kaynaklı silikozis vakaları 2012 yılında İsrail'de görüldü. Daha sonra Avusturalya, İtalya, İspanya, ABD, Belçika ve İngiltere'den de benzer vakalar bildirildi. Avustralya ise yapay taş kullanımını tamamen yasaklayan ilk ülke oldu. Türkiye'de de son yıllarda benzer vakaların görülmeye başlandığı belirtiliyor. Yapay taşla çalışan birçok işçinin riskin farkında olmadığını ifade eden Kar Kurt, "Hastalar kendilerini genellikle 'mermer ustası' olarak tanımlıyor.
Detaylı sorguladığımızda aslında yıllardır yapay taşla çalıştıklarını öğreniyoruz. Hastalık sadece maruz kalındığı süreçte değil, maruziyet sonrası da hastaları etkilemeye devam ediyor. Sahadan, atölyeden yönetim kısmına geçenler bile risk grubunda. Şu an hastanemize başvuran ve tanı alan 15 hastamız var, bu vakaları araştırmaya devam ediyoruz. Bununla ilgili bir çalışma yaptık, yakın zamanda yayınlayacağız. Farkındalık yok denecek kadar az" dedi.
"SESSİZ SALGIN" UYARISI
"Silikozis sadece fakir ülkelerin sorunu değil" diyen Özlem Kar Kurt, bu kez zengin ülkelerin de aynı tehlikeyle karşı karşıya olduğunu belirterek, "Eskiden kot kumlama gelişmemiş yada gelişmekte olan ülkelerde yapılan bir işlemdi. Şimdi ise yapay taş kullanımı dünya genelinde yaygınlaştı. Bu nedenle bu hastalık artık küresel bir halk sağlığı sorunu haline geldi" diye konuştu. Bu riskin yalnızca taş üretiminde değil; maden, taş ocağı, dökümhane, cam ve seramik üretimi, inşaat, diş teknisyenliği, mücevher, kablo üretimi ve cam, teflon, ahşap kumlama gibi birçok sektörde de bulunduğunu aktaran uzman, "Silikozun sadece belirli iş kollarıyla sınırlı olduğunu düşünmek büyük bir hata olur. Görünmeyen bu tehlike aslında pek çok yerde karşımıza çıkabilir" dedi.
VAKALAR GENÇLEŞİYOR
Silikozisin bilinen bir tedavisinin bulunmadığını hatırlatan Kar Kurt, hastalığın en etkili şekilde yalnızca önlenerek kontrol altına alınabileceğini söyledi. Son yıllarda özellikle genç yaş grubundaki işçilerde hastalığın daha hızlı ve ağır seyrettiğini vurgulayan Doç. Dr. Kar Kurt, "20'li yaşlarında olup 10-15 yıldır bu işte çalışan işçilerde ciddi akciğer hasarı görüyoruz. Vakalar hem gençleşiyor hem de ağırlaşıyor. Bu da endişe verici" diye konuştu.
"VAKİT KAYBEDİLMEMELİ, ÖNLEM ALINMALI"
Doç. Dr. Özlem Kar Kurt, Türkiye'de yapay taşla çalışan işçilerin korunmasına yönelik yasal düzenlemelerin acilen ele alınması gerektiğini vurgulayarak, "Gelecekte çok daha büyük bir sağlık kriziyle karşılaşmak istemiyorsak önlemleri bugünden almamız gerekiyor. Meslek hastalıklarının önlenmesinde en temel ve doğru yaklaşım kaynakta kontroldür.
Silika tozuna neden olan malzemenin kullanılmaması veya silika toz içeriğinin düşürülmesi gibi kaynakta kontrol yöntemlerinin yanısıra, havalandırma sistemlerinin iyileştirilmesi veya ıslak çalışma gibi metodlarla tozun azaltılması sağlanmalıdır, son seçenek olan maske gibi kişisel koruyucuları da doğru seçmek ve kullandırmak önemlidir. Ancak maske kullanmak tek başına yeterli değildir."