İşte Yüksel Aytuğ'un 'Barışın kaybedenleri' başlıklı yazısı:
"Savaşın kazananı, barışın kaybedeni olmaz" derler ama bu kez barışın kaybedenleriyle karşılaştık.
Memleketin 40 yıldır kanayan yarası terör belasından kurtulmak için tünelin ucunda ilk kez ışık göründü. Erdoğan ve Bahçeli'nin büyük fedakarlık göstererek başlattığı hamleye, karşı taraftan da samimi destek gelince huzurun kapısı ardına kadar açıldı.
Peki bu barışın kaybedenleri kimler? Haydi listeyi birlikte yapalım:
🔴 Muhalefet yapacağım diye her krizden nemalanmaya çalışıp kaostan, savaştan, ölümden medet uman içimizdeki hainler.
🔴 Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) suya düşen ABD, İsrail ve yancıları.
🔴 Kışkırtıcı yayınlarına artık dayanak bulamayacak olan muhalif medya.
🔴 Milliyetçiliği "kafatasçılık" ile karıştıran faşizan zihniyet.
🔴 Terörün kaldırdığı tozun dumanın görünmezliğinde uyuşturucu, silah ve hatta insan ticareti yapıp ceplerini dolduran baronlar.
Peki ya kazanan? Türkiye ve insanlık...
Her ne kadar bu barış sürecinin gerçekleşmesinde dirayetli, vatanını milletini seven siyasi liderlerin büyük katkısı varsa da, asıl mimarlar "Vatan sağ olsun" diyebilen şehit anaları, babaları, eşleri, çocuklarıdır. Ülkeyi teröre teslim etmeyen asker, polis ve korucudur.
Ve... Benim bu sütunlarda yıllardır söylediğim, "Terörü bitirirse, analar bitirir" sözümü doğrulayan dirençli, azimli Diyarbakır anneleridir.,
Çok acı çektik, çok gözyaşı döktük. Çok büyük bir bedel ödedik. Milletçe altın değerinde zamanlar kaybettik. Sevinelim, gururlanalım ama yine de ihtiyatlı ve ölçülü olalım.
Şimdi pansuman ederken kabuğu kaldırmama, halay'a dururken acıların üzerinde tepinmeme zamanıdır.