Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Anadolu’nun hikayesini şimdi Türkler anlatıyor

Avrupa Yılın Müzecilik Ödülleri 2020'de finale kalan , Troya'nın bu toprakların hikayesi olduğunu dünyaya anlatmada kısa sürede büyük yol kat etti. Uluslararası arenada dikkatleri üzerine toplayan müzede bir gün geçirdik.

Anadolu’nun hikayesini şimdi Türkler anlatıyor

Avrupa Yılın Müzecilik Ödülleri 2020'de finale kalan , Troya'nın bu toprakların hikayesi olduğunu dünyaya anlatmada kısa sürede büyük yol kat etti. Uluslararası arenada dikkatleri üzerine toplayan müzede bir gün geçirdik.

Anadolu’nun hikayesini şimdi Türkler anlatıyor

İstanbul'dan arabayla yola çıktıktan yaklaşık altı saat sonra 5 bin yıllık 'ne varıyoruz. Kentin girişindeki 'nin, henüz birkaç yıllık olmasına rağmen misyonu büyük. Görevi: Antik kentte binlerce yıl önce yaşananları en doğru şekilde bugüne taşımak. Bir rampadan yaklaşık sekiz metre aşağı inerek müzenin kapısına ulaşıyoruz. Günümüz dünyasından arkeoloji dünyasına yolculuğumuz da kapıdan içeri girmemizle başlıyor. Üç katlı müzenin ilk katında Troas coğrafyası anlatılıyor. Birinci katta Troya'nın katmanlarına yolculuk ediyoruz. İkinci kat İlyada ve Troya Savaşı'na ayrılmış. Üçüncü katta ise Troya kazı tarihinin ayrıntıları yer alıyor. Son olarak müzenin terasına çıktığımızda ise bu muhteşem tarihe ev sahipliği yapan coğrafya ayaklarımızın altına seriliyor. Zaman tünelinde birkaç saat süren yolculuğumuzda bize Troya Müzesi Müdürü Rıdvan Gölcük eşlik etti. Gölcük müzeyi gezdirip eserleri tanıtırken bir yandan da sorularımıza yanıt verdi.

Anadolu’nun hikayesini şimdi Türkler anlatıyor

- Birçok kişinin merak ettiği bir konuyla başlamak istiyorum. Doğru kullanım Truva mı Troya mı?

- Truva, Fransızca'dan gelen ismi fakat Türk fonetiğine de en yakın söyleniş. Dolayısıyla Truva kelimesini söylemek bize daha kolay geliyor. Antik yazılışı yani doğru yazılışı Troia şeklinde. Azra Erhat ve A. Kadir'in İlyada çevirisinde -ki müthiştir, dili yeniden yaratırlar- onların Türkçe önerisi Troya olmuş. Biz de şimdi Troya kelimesini yerleştirmeye çalışıyoruz.

Anadolu’nun hikayesini şimdi Türkler anlatıyor

- Troya Müzesi'ne neden ihtiyaç duyuldu?

- Burası yokken Çanakkale merkezde 1984 yılında açılan Çanakkale Arkeoloji Müzesi vardı. Çanakkale merkez buraya 35 kilometre mesafede. Bir de ören yerinde bir bina 1950'lerde müzeleştirmeye çalışılmış ama o da hiçbir zaman büyümemiş. llyada'yı okuyup Troya filmini izleyenler, ören yerine geldiklerinde hayallerindeki Troya kentini göremiyor, "Dokuz katlı kent nerede?" diye soruyordu. Bu yüzden hep Troya ören yerinin yakınında bir olsa hayali kurulmuş. 1996 yılında içinde bulunduğumuz bu alan Troya Milli Parkı yapılmış. 1998 yılında da UNESCO Kültür Mirası Listesi'ne girmiş. Bu önemli adımlardan sonra "Artık bir olmalı" deniyor. Fakat bu adım 2011 yılına kalıyor. O yıl Kültür ve Turizm Bakanlığı bir yarışma düzenledi. Yarışmaya 132 proje katıldı. Ve şu anda biz Ömer Selçuk Baz'ın 1. olan projesinin içindeyiz.

Anadolu’nun hikayesini şimdi Türkler anlatıyor

- Müze kısa bir süre önce açıldı. Ziyaretçilerin tepkileri nasıl?

- Müzeyi dışarıdan gördüklerinde ziyaretçilerimizin büyük kısmı çok etkileniyor. Kimileri de eleştiriyor. Döneminin başyapıtları zaten ya çok sevilir ya da nefret edilir. Yerli ziyaretçilerimiz mimari hakkında soru sormak yerine girer girmez "Priamos'un hazinesi geldi mi?" diye soruyorlar. İlk merak ettikleri bu oluyor.

Anadolu’nun hikayesini şimdi Türkler anlatıyor

- Yabancı ziyaretçiler nasıl tepki veriyor?

- Batılı ziyaretçilerimiz müzeyi gezdikten sonra şaşkınlık yaşıyor. Onlar eğitimlerine Homeros'un İlyada'sını okuyarak başlıyorlar. Yazılı edebiyatlarını onunla başlatıyorlar. Bu yüzden de Troya'yı müthiş şekilde sahipleniyorlar. Aslında bunda bizim de kusurumuz var. Alanı boş bırakmışız. Şimdi bakıyorlar Türkler bir yapmış, adını da Çanakkale Müzesi değil, Troya Müzesi koymuş. Muhteşem bir mimariye sahip ve çok doğru bir yerde. İçeride muhteşem eserler var. "Bu bizim değil miydi?" diye sorgulamaya başlıyorlar. Bu müzeden önce tarihlerinin önemli bir parçası haline getirdikleri Troya Ören Yeri'nin Yunanistan'da olduğunu sananlar bile var. Müze, onların kafasındaki düşünceyi dönüştüren bir yer oldu.

Anadolu’nun hikayesini şimdi Türkler anlatıyor

- O zaman müzenin mimari başarının ötesinde bir misyonu olduğunu söylemek yanlış olmaz değil mi?

- Burası entelektüel ve zihinsel anlamda bir dönüşümün ifadesi. Anadolu'nun hikayesini şimdi biz yani Türkler anlatıyoruz. Anadolu konuşmaya başlıyor. Batı, hikayeyi kendi perspektifinden yazıyordu. Üstelik kendi kültürlerinde olmadığı için eksik ve hatalı olarak...

- Mesela nasıl?

- Müzede Kral Priamos ile eşi Hekabe'nin kızı, Polyksene'nin lahdi var. Akhilleus'un mezarı başında kurban ediliyor. Troyalı kadınlar ve annesi Hekabe üstlerini yırtıp saçlarını yoluyor, ağıt yakıyorlar. Batılı metinlerde bu olay "Çok üzüldüler" olarak yazılıyor. Oysa ki biz 2700 yıllık bir metin olmasına rağmen arada bir şifre çözücüye ihtiyaç olmadan üstünü başını parçalamanın çok üzülmek değil, ağıt yakmak olduğunu biliyoruz.

BİZE ULAŞIN