Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Çalmasını hiç öğrenmese de piyanonun doktoru oldu!

Kastamonulu tamircisi , 'a gelip, çalmasını hiç öğrenmese de piyanonun doktoru oldu. Sultan Addülmecit'in piyanosunu da o tamir etti, , Anjelika Akbar gibi ustaların da. O'nun hayatı emek ve gayretin öyküsü...

Çalmasını hiç öğrenmese de piyanonun doktoru oldu!

Kastamonu'da başlayıp, 'un Balat semtine uzanan bir 'ekmek kavgası' öyküsü 'nınki. Kendisi bugün Türkiye'nin en kıdemli tamircilerinden. İlkokul mezunu... Ve bu her haliyle 'aristokrat' pozlar veren kadim enstrümanın doktoru olmuş yıllar içinde. Derdinden, dilinden çok iyi anlıyor. Çocuğu gibi görüyor her tamir ettiği piyanoyu. 52 yıldır piyano tamir ediyor ve piyano akordu yapıyor. Çankaya Köşkü'ne, Atatürk'ün 1932'de getirdiği Berlin yapımı C. Bechstein "tam kuyruk", 200 yıllık konser piyanosunu da o tamir etti, Dolmabahçe Sarayı'nda bulunan Sultan Abdülmecit'in 1873 yapımı piyanosunu da...

Çalmasını hiç öğrenmese de piyanonun doktoru oldu!

Emekle, çıraklıkla, her şeyden önemlisi mesleğine olan aşkla bugünlere gelen ve kalan son ustalardan.
Peki, Bardakçı'nın piyanoyla, tamiri işiyle tanışması nasıl olmuş?

Çalmasını hiç öğrenmese de piyanonun doktoru oldu!

Öyle hemen piyanoya dokunmazmış eski çıraklar, pek çok zanaatta olduğu gibi: "1967'de kardeşlerimi yanıma alıp İnebolu'dan 'a teyzemlerin yanına geldik. Eniştem Türkiye'nin sayılı tamircilerindendir. Şişhane'de onun dükkanında başladım çıraklığa aynı yıl. Piyano nedir diye sorsalar cevap veremezdim. Öyle hemen piyanoya dokunmadık. Takımları çıkar, kaldır derken 1967'den 1974'a kadar eniştemle çalıştım. Akabinde evlendik. İşte Fener'de Modina Caddesi'nde dükkan açtık. Tam 52 sene oldu. Çalmasını bilmem ama derdinden dilinden anlarım. Parçalarına ayırıp yeniden birleştiririm icabında. Beş bin parça vardır bir piyanoda."

Çalmasını hiç öğrenmese de piyanonun doktoru oldu!

Uzunca bir süredir ise Ayvansaray'da dükkanı. Bardakçı'ya göre tamirinde vernik sadece bir süs değil hayat meselesi: "Piyanonun içinde tiz, çelik teller, solda bas bakır teller vardır. Bu tellerin karşısında ses çıkmasını sağlayan göğüs vardır. Piyanonun iç kısmında tellerin gergi yapıldığı yerin tam karşısında armoni tahtası dediğimiz bölüm vardır. Teller gerildiğinde o yankı armoni tahtasına çarpıp dışarı ses veriyor. Armoni tahtası ne kadar iyi verniklenirse o kadar iyi ses verir piyano."

Çalmasını hiç öğrenmese de piyanonun doktoru oldu!

AKORDUN DA USTASI
Mustafa Usta, akordu gibi zor bir alanda da sayılı isimlerden. Diğer enstrümanlardan daha ince işçilik gerektiriyor bu iş. Uzun vakit alıyor ayrıca. Duyarlı bir kulak kulak ve bilek gücü gerektiriyor. Piyano akordunu ve bakımını yaptığı ünlü piyanistlerin listesi uzun. İdil Biret de var bu listede, Anjelika Akbar da, Kerem Görsev de, rahmetli da...

Çalmasını hiç öğrenmese de piyanonun doktoru oldu!

Peki, piyanonun iyisi nasıl olur? Hayatını bu enstrümana vakfetmiş ustanın tabii ki bu soruya da cevabı var: "En iyileri Alman piyanolarıdır. Piyanonun anavatanı orası zaten. Amerikan piyanolarını sesi daha çok caza yakın. Benim gönlüm 100 yılın üstündeki kuyruklu piyanolardan yana. Çünkü onlar kulağı okşayan daha doğal bir sese sahip."

Çalmasını hiç öğrenmese de piyanonun doktoru oldu!

Bardakçı mesleğe ilk başladığı yıllarda bir tamire geldiğinde "Acaba hangi Rum ailenin piyanosu diye düşünülürdü" diyor ve ekliyor...

BİZE ULAŞIN