Stonehenge'in ünlü dikilitaşları çok çok uzaktaki bir yerden geliyor. Şu ana kadar bilinen buydu. Ancak, arkeologlar bu gizemli anıtta, tıpkı dikilitaşlar gibi uzun seyahatlerden sonra alana ulaşmış bir şeyler daha keşfetti: alana gömülmüş kesinlikle yerli olmayan 10 insan.
İnsan kalıntıları üzerinde yapılan yeni analize göre bu 10 insan Stonehenge'in üzerinde yükseldiği Salisbury Ovası'ndan değil. Araştırmacılar, bu yabancıların anıttaki, ıslandıklarında veya kırıldıklarında mavimsi bir renk aldıklarında dolayı bu şekilde adlandırılan, mavi taşların Galler'in batısından Salisbury Ovası'na taşınmasında yardımcı olmuş olabileceğini söylüyor.
Bu uzun mezarda, bölgede yaşayan eski Britanyalıların kemikleri bulunuyordu.
Stonehenge'e ilk taşlar dikildiğinde, West Kennet çoktan kapatılalı ve terk edileli 1000 yıl olmuştu. West Kennet, Antik Mısır kurulmadan 600 yıl önce inşa edilmişti.
5.500 yıl önce yerli halkın bu kadar ağır ve büyük taşları nasıl hareket ettirdiğine dair fikirler var elbette. Bu fikirlerden en yaygın olanı, büyük taşların altlarına küçük ve yuvarlak taşlar koyulması ve kaydırılması yönünde. Bu dairesel taşları da müzede görebilirsiniz. Kazı alanındaki bulgular, ölü gömme törenleri ve dini ayinlerin varlığını kanıtlıyor.
Bazı iskeletler el sürülmemiş ve bozulmamış halde bulunurken, daha sonraları tapınak dönemlerinde, bazı iskelerlerin kafataslarının ve uzun kemiklerinin bedenden ayrılmış olarak özel bölümlere gömüldüğü görülüyor. Bu durum, yaşayan kişilerin ölmüş olan akrabaları için ölümlerinden bir süre sonra ikinci bir gömü töreni düzenlediğini ve bu değişiklikleri yaptığı izlenimini oluşturuyor. Bu da, Bronz Çağ boyunca başka yerlerde gerçekleştirilen ölü yakma işlemlerinin ispatı olmakla birlikte, Malta tarih öncesinde uygulanmış olan ölüm ayinlerinin çeşitliliğine de işaret etmektedir.
Bu yapı avrupada yapılmış en eski taş yapıdır. Antik bir çiftlik kompleksinin bir parçası olarak bilinmektedir.
Arkeolojik araştırmalara göre belirlenen dünyanın en eski binası, Milattan Önce 4850 yılına ait Barnenez. Fransa'nın Finistère yerleşiminin kuzeyinde yer alan bu yapı 72 metre uzunluğa ve 25 metre genişliğe sahip.
Binanın yüksekliğinin ise 8 metrenin üzerinde olduğu belirtiliyor. Tarihin derinliklerinden gelen bu kalıntının bir anıt mezar olduğu kanısı hakim. Yapının sağlamlığı ve genişliği de, buranın kabile döneminde yaşayan önemli bir siyasi ya da ruhani lidere ait olabileceği savını destekler nitelikte.
Yunanistan'ın Teselya bölgesinde, Kalabaka'da bulunan, oluşumunu yaklaşık 65-135 milyon yıl önce tamamlayan, içerisinde 130.000 yıllık ayak izlerinin, 65.000 yıllık eşyaların, 9000 yıllık biz 15-18 yaşları arasında bir kız çocuğu kalıntılarına ve insanlık tarihinin büyük bir olasılıkla en eski duvarına, girişini buz çağının sonlarına denk gelen dönemde büyük olasılıkla soğuktan korunma amaçlı olarak 23.000 yıl önce örülen bir duvara sahip olan fakat bu duvarın yıkılma tehlikesine karşı 2016 yılında güvenlik amaçlı olarak kapatılan gizem, güzellik, ve müthiş kayıp parçalarla dolu bir mağaradır. Mağara Türkiye'den Göbekli Tepe'yle listenin zirvesinde...
Göbeklitepe, Şanlıurfa'nın 20 kilometre kuzeydoğusundaki Örencik köyü yakınlarında, yaklaşık 300 metre çapında ve 15 metre yüksekliğinde geniş görüş alanına hakim bir konumda yer almaktadır.
Neolitik döneme ait Göbeklitepe, ilk tapınağın dolayısıyla yeryüzündeki ilk inancın merkezi olabilmesi açısından önemli. Bu bölgede yaklaşık 20 tapınak tespit edilmiş ve şu ana kadar yalnızca 6 tapınak gün ışığına çıkartılmıştır.
Göbeklitepe'nin inşa edildiği dönemde insanoğlu bitki toplayan ve hayvanları avlayan küçük gruplar halinde sürekliliğini sağlıyordu. Kayalık bölgelerden, büyük sütunların ve ağır taşların el arabaları ve yük hayvanları olmadan 2 kilometre taşınarak Göbeklitepe'ye getirilmesi için muhtemelen tarihte insanların ilk defa bu kadar kalabalık bir şekilde bir arada olması gerekmişti.
Mağarada duvarlarındaki avcılığı temsil eden resimlerden ziyade burada hayvan figürleri tek ve kabartma olarak işlenmiş, sanatsal açıdan farklı bir anlayışı etkileyici biçimde yansıtmaktadır. Taşlar üzerinde işlenmiş akrep, tilki, boğa, yılan, yaban domuzu, aslan, turna ve yaban ördeği figürleri yer almaktadır. Bir kısım arkeoloğa göre bu hayvan figürleri tapınağı ziyaret eden farklı kabilelerin sembolü olarak nitelendiriliyor.
Dünya Mirası Geçici Listesi'nde bulunan Göbeklitepe, Bahreyn'in başkenti Manama'da gerçekleştirilen toplantıda kalıcı listeye alındı.