Sinema dergisi Temmuz sayısında 2000 yılından sonra sinemaseverlerin gündemine giren genç kuşak oyunculardan en yetenekli, en dikkat çekici ve kariyeri şimdilik en istikrarlı giden 10'unu listeledi.
SEVİN OKYAY - ENGİN ERTAN / SİNEMA DERGİSİ
KEIRA KNIGHTLEY
Her şey bir futbol aşkı filmi olan "Bend It Like Beckham/Hayatımın Çalımı"yla, sıradan bir yardımcı karakterde sahne çalan bir performans sunmasıyla başladı. 1985 doğumlu Londralı Keira Knightley, bugünün çoğu genç oyuncusu gibi mesleğe küçük yaşta atılmış olsa da, seyirciler onu Gurinder Chadha'nın 2002 yapımı filmiyle tanıdı. Oysa çocukken dans eğitimi alan Knightley "A Village Affair"de oynadığında 12 yaşındaydı. Çocukluğunda dans eğitimi de almıştı.
Sonra televizyona geçti, ama ilk büyük fırsatına "Star Wars: Episode I - The Phantom Menace/Yıldız Savaşları: Bölüm I - Gizli Tehlike"de sahte kraliçe olarak kavuştu. Knightley, Natalie Portman'ın oynadığı gerçek kraliçeye öyle benziyordu ki, annesi bile onları ayırmakta zorluk çekmişti. Oliver Twist (2000) dizisiyle televizyona döndü, "The Hole/Delik" ile yeteneğini kanıtladı, onun ardından da "Hayatımın Çalımı" geldi. Bir başka mini dizide, 2002 yapımı Doctor Zhivago/Doktor Jivago'daki Lara Antipova rolünde Julie Christie'yi aratmadı. "Pirates of the Caribbean: The Curse of the Black Pearl/Karayip Korsanları: Siyah İnci'nin Laneti"ndeyse, alışkın olmadığı büyüklükte bir kitlenin karşısına çıktı. Üç yıl sonra ustalarla oynadığı Jane Austen uyarlaması "Pride & Prejudice/Aşk ve Gurur" ona Oscar ve Altın Küre adaylığı getirdi. Sonra da diğer Karayip Korsanları filmleri geldi. Ama Time dergisi daha 2004'te onun bir film yıldızı değil de iyi bir oyuncu olmayı amaçladığı saptamasında bulunmuştu zaten. 2006'da Akademi üyesi olan Knightley, "Atonement/Kefaret" ile yeteneğini bir kez daha kanıtladı. Yakında "My Fair Lady"nin yeniden çevriminde Eliza rolünü üstlenmesi bekleniyor.
AMY ADAMS
İtalya'da doğup Colorado'da büyüyen Amy Adams, orta öğreniminin ardından dans dersleri aldı ve 20 yaşına kadar yemekli tiyatrolarda çalıştı. Los Angeles'a gittikten sonra, Cruel Intentions'ın dizisinde oynadı ama dizi sonunda "Cruel Intentions 2" adıyla video filmi oldu. Bağımsız komedi "Psycho Beach Party/Sapık Plaj Partisi", ardından TV dizilerinde konuk oyunculuk derken, "Catch Me If You Can/Sıkıysa Yakala"da Leonardo DiCaprio ve Tom Hanks'le oynadı. Spielberg bu rolün onun önünü açacağını düşünüyordu ama bir yıl işsiz kaldı. 2004'ten itibaren çalışmaya başladı ve esas atılımını 2005'te Sundance'de ona ödül getiren "Junebug" ile yaptı. Pek masum ve hamile Ashley Johnsten rolü, ona En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında bir Oscar adaylığı da getirdi. İki yıl sonraki "Enchanted/Manhattan'da Sihir"de de unutulmaz bir rolü vardı. Bu klasik Disney filminde, kendini günümüz New York'unun alternatif evreninde bulan masal prensesi Giselle'i oynuyordu. Tam eleştirmenler onun benzer karakterleri canlandırdığını düşünmeye başlamıştı ki, usta oyuncularla eşleştiği "Doubt/Şüphe"deki genç rahibe James rolü, Adams'a ikinci Oscar adaylığını getirdi. Ertesi yıl ise, "Şüphe"nin Meryl Streep'i ile "Julie and Julia"da yeniden biraraya geldi. Aynı yıl, Emily Blunt ile yılın gözde bağımsızı "Sunshine Cleaning/Günışığı Temizleme Şirketi"nin başrollerini paylaştı. Geçen yıl "Night at the Museum: Battle of the Smithsonian/Müzede Bir Gece 2"de Amelia Earheart olarak kadraja her girdiğinde, filme hayat kattı. Işıldayan yüzüyle Ingrid Bergman'ı hatırlatan Amy Adams, hem zeki hem masum karakterlere aynı inanılırlıkla hayat veriyor.
JAMES MCAVOY
Kevin McDonald'ın filmi "The Last King of Scotland/İskoçya'nın Son Kralı"nda oynadığı zaman, herkes Glasgowlu aktör James McAvoy'a bir gecede meşhur oldu gözüyle bakmıştı. Oysa, İskoç Kraliyet Müzik ve Tiyatro Akademisi mezunu McAvoy, Oscar'lı Forest Whitaker'ın karşısında ezilmediği için övgüler aldığı bu filmi çevirdiği sırada on yıldır profesyonel olarak çalışıyordu.
McAvoy, on altı yaşındayken, çocuk taciz dramı "The Near Room"da ilk rolünü aldı, hemen arkasından televizyon dizisi The Bill'de oynadı. 2001'de de, Steven Spielberg'in Emmy ödüllü İkinci Dünya Savaşı mini dizisi Band of Brothers'da rol aldı. BBC komedi dizisi Shameless'daki (2004-05) sevimli hırsız karakteriyle beğenildi, "Bright Young Things" ile "Wimbledon" gibi filmlerde de oynadı ama Hollywood ile işbirliği yapmaktan da kaçınmadı. "The Chronicles of Narnia:
The Lion, the Witch, and the Wardrobe/Narnia Günlükleri: Aslan, Cadı ve Dolap"daki Mr. Tumnus rolünün ardından karşısına "İskoçya'nın Son Kralı"nda İdi Amin'in özel doktoru Nicholas Garrigan'ı oynama şansı çıktı ve gelecek vadeden ciddi bir yetenek olduğunu kanıtladı. "Becoming Jane/Aşkın Kitabı"nda Anne Hathaway'le flört etti, "Atonement/Kefaret" te Keira Knightley'den ayrıldığına kaygılandı, "Penelope"de Christina Ricci'ye âşık oldu. Sonra da romantizmi elinin tersiyle itip, aksiyon-gerilim filmi "Wanted"ın başrollerini Angelina Jolie ve Morgan Freeman'la paylaştı, hayatı aniden değişen karakteri Wesley Gibson'ı inanılır kılmayı başardı. "The Last Station/Aşkın Son Mevsimi"nde Lev Tolstoy'un sekreteri Valentin Bulgakov gibi nankör bir role hayat katarak, iyi oyunculuğunu bir kez daha kanıtladı.
GAEL GARCIA BERNAL
Meksikalı Gael García Bernal, kendisi gibi aktör ve yönetmen José Ángel García ile aktris Patricia Bernal'in oğlu. Bir yaşında oyunculuğa başladı, küçük yaşta annesi ve babasıyla Gaudalajara'da sahneye çıktı. On dört yaşındayken Meksika'nın yerli halkından Huichol Kızılderilileri'ne okuma öğretti, 1994'ün Chiapas ayaklanmasında barışçıl gösterilerde yer aldığında 16 yaşındaydı.
Meksika'da genç bir televizyon jönü halini alıyordu ki, her şeyi bırakıp Londra'da hitabet ve tiyatro okumaya gitti. Çok sayıda oyun, pembe dizi ve kısa filmde rol aldıktan sonra, 2000'de Alejandro González Iñárritu'nun Yabancı Dilde En İyi Film Oscar'ına aday olan filmi "Amores perros/Paramparça Aşklar Köpekler"de oynadı. Yakın arkadaşı Diego Luna ile iki arkadaşı canlandırdıkları Alfonso Cuarón filmi "Y Tu Mamá También/Ananı da" ile daha da fazla ilgi topladı. Che Guevara'yı TV mini dizisi Fidel'de canlandırdıktan sonra, 2003 yapımı "Diarios de motocicleta/Motosiklet Günlükleri"nde devrimci önderin gençliğini oynadı, gene övgüler aldı. Bu sefer Pedro Almodóvar ile işbirliği yaparak "La mala educación/Kötü Eğitim"de gösterişli bir, daha doğrusu üç karakter yarattı. Michel Gondry'nin "La science des rêves/Rüya Bilmecesi"nde rol aldıktan sonra da gene Iñárritu ile çalıştı ve çok karakterli "Babel/Babil"de Brad Pitt ve Cate Blanchett'ın da dahil olduğu bir kadroya katıldı.
Gael García Bernal'ın yönetmen olarak ilk filmi "Déficit", 2007'de gösterime girdi. Bernal ile Diego Luna'nın yapım şirketleri Canana Productions, Meksika-ABD sınırında ölen 300 kadının çözümlenmemiş cinayetleri üzerine TV belgeselleri yapmaya hazırlanıyor.
CILLIAN MURPHY
Şaşırtıcı mavilikte gözleri, beyaz teniyle İrlandalı aktör Cillian Murphy geniş seyirci kitlelerine "28 Days Later…/28 Gün Sonra" (2002) ile ulaştı. Danny Boyle'un filmindeki, bir salgından kurtulmuş, hastane yatağına savrulmuş, çıplak ve kafası karışık Jim rolu ile Empire ve MTV ödüllerine aday oldu. "Cold Mountain/Soğuk Dağ" ile "Girl With a Pearl Earring/İnci Küpeli Kız"daki yardımcı rollerden sonra 2005'te üç ayrı filmde birbirinden çok farklı rollerde oynadı: "Batman Begins/Batman Başlıyor"daki çılgın bilim adamı Dr. Jonathan Crane, "Red Eye/Gece Uçuşu"nda baştan çıkarıcı katil Jackson Rippner ve "Breakfast on Pluto/Plüton'da Kahvaltı"da da annesiz transseksüel Kitten... Hemen arkasından da Ken Loach'un Cannes'da Altın Palmiye alan filmi "The Wind That Shakes the Barley/Özgürlük Rüzgârı"ndaki Damien rolü geldi.
Ancak, sinema oyunculuğundan önce tiyatroculuk dönemi var. Sorunlu Pig'i oynadığı Disco Pigs üç hafta oynaması planlandığı halde iki yıl Avrupa, Kanada ve Avustralya'da turneye çıktı. Murphy hem üniversiteyi, hem müzik grubunu bıraktı. Kendisi için bir eğitim alanı gözüyle baktığı sahnedeki çalışmalarını da devam ettirdi. Bağımsız filmlerde, kısa filmlerde ve BBC televizyonu mini dizisi The Way We Live Now'da oynadıktan sonra Pig'e, sinemada da can verip iki şarkı söyledi. Ama daha oyunda oynarken Danny Boyle'un dikkatini çekmişti. 2007 yapımı "Sunshine/Gün Işığı"nda da birlikte çalıştılar. 1974'te Cork'ta doğan, ragbiden vazgeçip sahneye çıkan aktör bugün de, sinemanın tiyatro ile aşık atamayacağını düşünüyor. Onu Christopher Nolan filmi "Inception/Başlangıç"da izlemeye hazırlanıyoruz.
RYAN GOSLING
Oyunculuk eğitimi görmedi ama, mesleğe küçük yaşta atıldı. Cılız bir çocuk olarak okulda zorbaların tacizinden oyunculuğa sığınmıştı. On iki yaşında TV şovu Mickey Mouse Club'la iki yıllık bir anlaşma imzaladı. 1980'de doğan Kanadalı Gosling, çok geçmeden TV reklamlarında görünmeye başladı, filmlerde küçük roller oynadı. 1998'de ise popüler TV dizisi Hercules: The Legendary Journeys'in Zeus'u olmuştu. 2001'de Sundance Film Festivali'nde Jüri Büyük Ödülü alan "The Believer/İnançlı"daki kafası karışmış Musevi öğrenci rolü, dikkatleri onun üstüne çekti. Bir yıl sonra, "Murder by Numbers/Adım Adım Cinayet"te Sandra Bullock'la oynuyordu.
Bağımsız filmlerde oynayan genç bir aktör olsa da, 2004 yazında gösterime giren romantik "The Notebook/Not Defteri" yle beklenmedik bir gişe buldu. Nicholas Sparks'ın uzun süreli bir aşkı anlatan popüler kitabının uyarlamasına, orijinalinde olmayan bir derinlik kattı. Ancak Gosling ondan sonra da bağımsız filmleri ihmal etmedi. Bu yöntem bazen ters tepse bile, 2006'da gene Sundance'de, gene Jüri Büyük Ödülü alan "Half Nelson/Yarım Öğretmen" ona övgüler ve ödüller getirdi. Genç, kokain bağımlısı bir ortaokul öğretmeni ile öğrencisinin olumsuz koşullarda kurdukları bağın hikâyesi ona gene çelişkiler içinde, yoğun bir genç adamı oynama fırsatı verdi. Küçücük bütçeli "Yarım Öğretmen" Gosling'e çok sayıda ödül ile bir Oscar adaylığı getirdi. "Lars and the Real Girl/Gerçek Sevgili" yle başta Altın Küre olmak üzere seçkin ödüllere aday gösterildi. Bu etkileyici ve istikrarlı oyuncu, aynı zamanda grubu Dead Man's Bones ile klipler yapıyor ve çocuk korolarıyla çalışıyor.
ANNE HATHAWAY
William Shakespeare'in karısıyla aynı ada sahip olan Brooklyn'li Anne Hathaway, oyunculuğa sahnede başladı. 1999'da TV dizisi Get Real'de rol almıştı, ancak dizi iptal edilince, "The Princess Diaries/Acemi Prenses"in (2001) Mia Thermopolis'i olarak sinemaya adım attı. Aktris, küçük bir ülkenin prensesi olduğunu öğrenen on beş yaşındaki kızı oynarken, büyükannesi Kraliçe Clarissa rolündeki Julia Andrews'un karşısında ezilmedi. Modern Külkedisi hikayesi "Ella Enchanted/Ella"da (2004) ise onu, kendisine verilen her emre itaat etmek zorundaki Ella olarak izledik. "Princess Diaries 2: Royal Engagement/ Acemi Prenses 2: Kraliyet Nişanı" da bu filmle aynı yıl gösterime girince, Hathaway Külkedisi çağrışımlı filmleri üçledi.
Yeniyetme dramı "Havoc/Gençlik Ateşi"nde ve ıstırap çeken genç eşlerden birini oynadığı "Brokeback Mountain / Brokeback Dağı"ndaki (ikisi de 2005) yardımcı rollerin ardından, "The Devil Wears Prada/Şeytan Marka Giyer"de (2006) editör Meryl Streep'in zulmettiği genç asistan olarak moda dünyasına girdi; "Becoming Jane/Aşkın Kitabı"nda da (2007) genç ve âşık Jane Austen'i oynadı. Ertesi yıl Anne Hathaway için çok başarılı geçti. Steve Carell ile "Get Smart/Akıllı Ol"da başrolleri paylaştıktan sonra, Jonathan Demme filmi "Rachel Getting Married/Rachel Evleniyor"la En İyi Kadın Oyuncu Oscarı'na aday gösterildi. Bu yıl ise, her ikisi de iyi gişe yapan "Valentine's Day/Sevgililer Günü" ile "Alice in Wonderland/Alis Harikalar Diyarında"da oynadı. Tim Burton'ın filminde, Helena Bonham Carter'ın kötü Kırmızı Kraliçe'sine karşı iyi Beyaz Kraliçe rolünü üstlenmişti. People dergisi daha 2001 yılında onu atılım yapan genç yıldızlar arasına koymuştu. Anne Hathaway ondan başarı bekleyenleri yanıltmadı.
SETH ROGEN
Kanadalı Seth Rogen oyunculuğa genç yaşta adım attı. Komedyen olmak için eğitime başladığında 13 yaşındaydı. Adam Sandler, Owen Wilson ve Jim Carrey'yi izleyerek büyüdüğünü söylüyor. Birkaç yıl amatör olarak çalıştıktan sonra Judd Apatow tarafından keşfedildi. Yönetmen onu, kısa ömürlü dizisi Freaks and Geeks'te oynattı. Seth Rogen, bunu izleyen Undeclared'e de hem aktör, hem senarist olarak katkıda bulundu. Çabucak iptal edilen bu diziler DVD'leri çıkınca kült halini aldı. Rogen bir süre Da Ali G Show için yazdı, "Donnie Darko/Karanlık Yolculuk" gibi filmlerde küçük roller oynadı.
2005'te Apatow bu kez onu bir sinema filminde, "The 40 Year Old Virgin/40 Yıllık Bekar"da (2005) oynattı. Steve Carell'in iyi niyetli arkadaşı Call rolü, Rogen'in komedyen olarak yeteneğini kanıtladı. Apatow'un ve filmin aldığı övgüler ise, iki yıl sonraki "Knocked Up/Kaza Kurşunu"nun gerçekleşmesini sağladı. Rogen eski rol arkadaşları Paul Rudd ve Leslie Mann'la oynadığı filmde, bir gecelik ilişki kurduğu kız hamile kalınca ciddi sorunlarla karşılaşan Ben Stone'u oynadı. Senarist ve yapımcı rolünü üstlendikleri "Superbad/Çok Fena"yı saymazsak, ikisinin üçüncü ortak çalışmaları "Funny People/Matrak Adamlar" oldu.Rogen bu filmde esin kaynaklarından Adam Sandler'ın çömezini oynadı, ama en önemli rollerinden biri "Pineapple Express/Üşütük Kafalar"dadır. 2007 ve 2009'da iki kez Saturday Night Live'da evsahipliği yaptı. 2008'de hayranı olduğu Simpsons'ın bir bölümünü Evan Goldberg ile yazdı ve bir karakteri seslendirdi.
Rogen, senarist olmasına rağmen, doğaçlama diyalogu tercih ediyor.
ERIC BANA
Hırvat asıllı Eric Bana(dinoviç) oyunculuğa başladıktan sonra, aktör ve yazar olarak televizyona geçti, kendi programını yaptı. Komedyen olarak ün yapmışken, herkesi şaşırtarak "Chopper/Kasap"da (2000) efsanevi bir katili oynadı. Hapiste kendi hayat hikayesini yazan Mark 'Chopper' Read'i canlandırmak için on beş kilo alan, vücudunu dövmelerle bezeyen Bana, Read'i layıkıyla canlandırmak için onunla iki gün geçirdi. Silahlardan hiç hoşlanmayan biri olduğu halde, seri katil hikayesinin hemen ardından da "Black Hawk Down/Kara Şahin Düştü"de (2001) Mogadishu muharebesindeki bir çavuşu oynadı. Yönetmen Ridley Scott, "Kasap"ı görünce onu hiç denemeden kadroya almıştı.
Hemen ardından Ang Lee'nin merakla beklenen "Hulk" versiyonu geldi ve "Finding Nemo/Kayıp Balık Nemo"da Anchor'ı konuştu. Gerçi "Hulk" veya Brad Pitt'le başrollerini paylaştığı "Troy/Truva" ile eleştirmenlerin övgüsünü kazanamadı ama, Bana yoluna devam etti. Steven Spielberg'in "Munich/Münih"inde, İsrailli atletlerin 1972 Olimpiyatları'nda öldürülmesinin intikamını almayı hedefleyen Mossad ajanı Avner'i oynadı. Ertesi yıl Akademi üyesi oldu. Avustralya'nın en önemli sinema ve TV ödüllerini alan Eric Bana, hem düşük bütçeli filmlerde, hem de stüdyo yapımlarında oynuyor. Romantik komedilerden dramlara, bilim kurgulardan, aksiyon filmlerine uzanan geniş bir yelpazesi var. "Romulus, My Father/Babam Romulus" (2007) ve "The Other Boleyn Girl/Boleyn Kızı"nın (2008) ardından, geçen yıl onu "Star Trek"in kötü adamı Nero olarak izledik. Aynı yıl, Judd Apatow'un "Funny People/Matrak Adamlar"ında da oynadı ve "Love the Beast" isimli belgeseli yönetti.
ELLEN PAGE
Ufak tefek Kanadalı aktris Ellen Page, dört yaşında başladığı mesleğinde, popüler sinemadan uzakta durmak için elinden geleni yaptı. On yaşındayken TV filmi "Pit Pony"de Maggie Mclean'i oynamıştı. Film, diziye dönüşünce de rolünü muhafaza etti. Genç yaşta karmaşık duyguları rahatlıkla yansıtması ve diyaloğuna hakim olmasıyla yönetmenleri etkilemişti. Tipik yeniyetme rollerinden uzak durdu ve 2005'te "Hard Candy/Lolipop"ta bir cinsel tacizci olduğundan şüphelendiği adamı tuzağa düşüren genç kızı oynadı. Çarpıcı bir performanstı... Bir yıl sonra "X-Men: The Last Stand/X-Men: Son Direniş"teki Kitty Pryde rolüyle farklı bir kesime hitap etti. Ama 2007'de oynadığı filmlerden birinde, Jason Reitman'ın Oscar adayı "Juno"sundaki hamile yeniyetme rolü ona aralarında Oscar ve Altın Küre'nin olduğu adaylıklar ve ödüller getirdi. Hatta, 'korkutucu derecede yetenekli' bulundu.
The Simpsons'da, Hanna Montana'nın parodisi olan Alaska Nebraska karakterini konuşan Ellen Page, geçen yıl Drew Barrymore'un yönettiği "Whip It/Patenci Kızlar"da oynadı. Bu yıl onu, başrollerini Cillian Murphy ile paylaştığı iki filmde izleyeceğiz. Temmuz'da gösterime girecek olan "Inception/Başlangıç" ile 2009 yapımı "Peacock". Heath Ledger, ölümünden önce ondan yöneteceği ilk film olan "The Queen's Gambit"in başrolünde oynamasını istemişti.