1.180 DERECE KURALI
İki nesne arasına çekilen, 'Hayali çizgi' olarak da bilinen bu kural, izleyici perspektifinin tutarlığını güvenceye alır. Bu iki nesne karşılıklı konuşan iki kişi olabileceği gibi iki bina arasında da çekilebilir, iki gezegen arasında da çekilebilir. Temelde, bir sahne çekilirken, kameralar bu hayali çizginin sürekli tek bir tarafında kalmalıdır aksi takdirde izleyici yönünü şaşırabilir.
30 derece kuralı
Bir başka kamera açısına kesme yapıldığında kameranın önceki açıdan en az 30 derece farklı olmasını şart koşan, devamlılık adına uygulanan bir kuraldır. Eğer bu kurala uyulmazsa izleyicide sanki kamera biraz sıçramış gibi şok etkisi yapabilir.
2.MİZANSEN
Sahneye koyucunun belli bir oyun için oyuncuları düzene alması ve onları oyuna uygun bir uyum içinde sokması için yaptığı hazırlık, çalışma.
3.TERS NİNJA KANUNU
Ters Ninja Kanunu, senaryolarda en çok kullanılan klişedir. "Filmlerde ne kadar çok rakip varsa, rakipleri ortadan kaldırmak o kadar kolaylaşır." Formülüne sahip bir kuraldır. Yani filmde kötü adamların sayısı ne kadar fazla ise kahramana zarar verme olasılıkları o kadar düşüktür. Eğer kahramanın karşılaştığı düşman bir tane ise, bu savaş, kavga veya mücadele çok uzun sürer. Teke tek savaşlarda, kahramana kötü adam tarafından zarar verilme ihtimali yüksektir. Genellikle kovboy filmleri Uzak Doğu dövüş filmleri, çizgi romanlar ve her türlü macera filminde karşılaşılabilecek olan bu klişe, pek çok örneğini görebileceğimiz bir senaryo ögesidir.
4.BLOKLAMA
Mizansen ve sinematografinin en önemli parçalarından bir olan "Bloklama", yönetmenler tarafından oyuncuların duracakları ve hareket edecekleri yerleri belirlemek, kafalarında bir plan çizmek için, oyuncular yerine bloklar (kutular) kullanarak bir hareket yolu çizmesidir.
5.ÇEHOV'UN SİLAHI
"Bir sahnede bir silah varsa mutlaka patlamalıdır." Kuralı olarak da bilinen, kendini tekerrür eden sahnelerin varoluş kuralıdır. Ünlü Rus yazar Anton Çehov, "İlk bölümde duvarda asılı bir tüfek olduğunu söylüyorsanız, ikinci ya da üçüncü bölümde o tüfek patlamalıdır. Eğer patlamayacaksa o tüfek orada asılı olmamalıdır."der. "Çehov 'un Silah"ı olarak adlandırılan bu kural, sinema anlatıları için de geçerlidir. Bu prensibi daha da genelleştirecek olursak, eğer bir yönetmen filminde bir şeyi göstermeyi ya da söylemeyi tercih ediyorsa bu amaca hizmet etmektir. Mesela; Masada silah varsa o mutlaka kullanılır. Oyuncunun elinde silah varsa mutlaka ateş edilir. Duvarda tüfek varsa mutlaka patlar. Eğer havuzda ya da evde bir gariplik varsa muhakkak bir şey olmuştur.
6.SİNEMATOGRAFİ
Bir sinema filmi için gerekli olan görüntülerin kaydedilmesi esnasında ayarlanacak ışıklandırmalar ve seçilecek kameralar için tercih yapma disiplinidir.
7.MACGUFFİN
Alfred Hitchcock tarafından popüler hale getirilen bu terim, filmin sahneleri boyunca karşımıza herhangi bir sebepten ötürü çıkan ve karakterler için çok fazla şey ifade eden ancak öneminin izleyici tarafından algılanmasının filmin sonlarına doğru sağlatılan nesne anlamına gelir.
9.VERTİGO EFEKTİ
Konunun merkezini kadrajın içerisinde tutarken, konunun önü, arkası ve yanındaki nesneleri hızlı odak değişimi sebebiyle değime uğratmasıdır. Vertigo efekti ilk defa, Alferd Hitchcock'un Vertigo filminde; gerilimli sahnelerin gücünü arttırmak ve atmosferi desteklemek amacıyla 1958 yılında kullanılmıştır. Bu efekte Hitchcock Zoom'u da denmektedir.
8.AMORS
Diyaloglu çekim tekniğidir. Kameranın oyuncunun omuz hizasından diğer oyuncuyu kadrajın büyük bölümüne alarak yapılan çekim tekniğidir. Amors; teriminin anlamı ise şudur: Bir kişinin veya bir objenin, kişinin ya da cismin görüntülenmesi esnasında, o objenin , kişinin ya da cismin bakış/görüş noktasındaki bir obje, kişi ya da cismin yardımıyla konunun desteklenmesidir.
10.DEUS EX MACHİNA
Bir kurgu veya drama beklenmedik, yapay veya imkansız bir karakter, alet veya olayın senaryo akışı içinde beklenmedik bir yerde aniden ortaya çıkması, örneğin anlatıcının bir anda uyanıp her şeyin rüya olduğunu anlaması veya aniden ortaya çıkan meleğin sorunları çözmesi için kullanılan Latince kalıp. Temelde konuyla alakasız ve anide ortaya çıkan bir elementin sorunu çözmesidir. Sonucu neredeyse içinden çıkılmaz olacak bir durumda, her şey umutsuz gibi görünen bir anda, bir kurtarıcının (nesne, insan ya da obje) gelip durumu kurtarmasına verilen isimdir. Antik Yunan'da yazılan tiyatro eserlerinde sıkça başvurulan bir yöntemdir. Hikayenin gidişi karmaşık ve çıkmaz gözükür üretebilecekleri başka bir çözüm kalmadığı için mitolojik tanrılar bir anda ortaya çıkarak olaya müdahale eder; ölmesi gerekeni öldürür, kurtarılması gerekeni kurtarır.