MURAT EMİR EREN / Yeni Aktüel
TÜRKİYE’NİN EN ARIZA DİZİ VE FİLM KARAKTERLERİ
>> Başrollerde değiller. Ama başroldekiler onlardan çekiniyor.
>> Işıklarıyla mı, yetenekleriyle mi, yoksa kötülüğü bu kadar güzel sunduklarından mıdır bilinmez; oynadıkları dizi ve filmlerin en akılda kalıcı karakteri oluveriyorlar.
>> Kötülüklerinin, kaç adam öldürdüklerinin, daha neler yapabileceklerinin sınırları bilinmiyor.
>> Ama onca kötülüklerine rağmen, Türkiye bu “sayko”ları seviyor.
>> İşte dizi ve filmlerin en psikopat, en uğursuz 12 karakteri...
12. DEVRAN (KABADAYI)
Kenan İmirzalıoğlu
Aslen polis muhbiri olarak çalışan ve devletten aldığı bu örtülü gücü kötüye kullanan Devran, Karaca adlı bir kıza âşık olur. Karaca’yı elinden kaçırmamak için türlü eylemlere imza atar. Filmde Şener Şen’in canlandırdığı eski kuşak kabadayının oğlu Murat, Karaca’ya âşık olunca eski ve yeni nesil iki kabadayı karşı karşıya gelir. Devran’ın elini kana bulamaktan yana sıkıntısı yoktur. Ayrıca kendi hayatını da riske ederek Rus ruleti oynamaya bayılır...
11. REİS (AĞIR ROMAN)
Mustafa Uğurlu
Mustafa Altıoklar’ın yönettiği 1998 yapımı kült film Ağır Roman’ın tartışmasız en arızalı ve düpedüz en kalleş karakteri olan Reis, mahallede dirliği bozan, eski usul kabadayılığı, mertliği, namusu rafa kaldıran isimdi bir yerde. Reis, mahalleliyi zorla haraca bağlamış, berber Ali’yi dükkânından etmiş, Tıbı’nın ölümüne neden olmuş, cinayetler, tehditlerle sağlam delikanlı Arap Sado’yu harcamıştır.
10. ZAGOR ORHAN (KADER)
Ozan Bilen
Zeki Demirkubuz’un hastalıklı bir aşk hikâyesini anlatan Masumiyet-Kader serisinin arızası da Zagor Orhan’dı. Ozan Bilen tarafından canlandırılan Zagor Orhan, sırf kahvehanede kendisine racon kesti diye bacanağını bıçaklar kalbinden. Ondan önce de cepçilik, arpacılık, adam yaralama her yol vardır kendisinde. Bu son vukuatının ardından bir de polis öldürür. Müebbeti yer. O hapishaneden o hapishaneye sürülür. Sevgilisi ağır abla Uğur şehir şehir gezer onun peşinden...
9. DELİ İDRİS (AV MEVSİMİ)
Cem Yılmaz
Yavuz Turgul’un yazdığı, Şener Şen ve Cem Yılmaz’ın karşılıklı döktürdüğü Av Mevsimi’nin Deli’si de sinemamızın nadide arıza karakterlerinden. Bir polis olsa da, zaman zaman sinirine hâkim olamayan, özellikle eşi söz konusu olduğunda “deliliği” tutan İdris, film boyunca bir kişiyi vuruyor. Ama ömrü boyunca tahmin ettiğimiz kadarıyla çok adam vurmuş, çok çatışmada yer almıştır. En büyük deliliği, kariyerini bitirmek pahasına bir şüphelinin meskenine savunmasızca dalmaktır...
9. DELİ İDRİS (AV MEVSİMİ)
Cem Yılmaz
Yavuz Turgul’un yazdığı, Şener Şen ve Cem Yılmaz’ın karşılıklı döktürdüğü Av Mevsimi’nin Deli’si de sinemamızın nadide arıza karakterlerinden. Bir polis olsa da, zaman zaman sinirine hâkim olamayan, özellikle eşi söz konusu olduğunda “deliliği” tutan İdris, film boyunca bir kişiyi vuruyor. Ama ömrü boyunca tahmin ettiğimiz kadarıyla çok adam vurmuş, çok çatışmada yer almıştır. En büyük deliliği, kariyerini bitirmek pahasına bir şüphelinin meskenine savunmasızca dalmaktır...
7. ERSOY ULUBEY (KURTLAR VADİSİ PUSU)
Ümit Acar
Kurtlar Vadisi nice kötü karakterler görmüştür. Lakin Ersoy Ulubey, Memati’nin yavrusuna ve kardeşine acımadan kıyabilmesiyle bu listeye dâhil olması gerektiğini ispat etmiş bir karakter. Ulubey’le, Kurtlar Vadisi Pusu’nun son sezonunda karşılaştık. Kaç kişinin canına bizzat kıydığı, kaç kişinin ölümüne sebep olduğu meçhul. Kendi karısının ve çocuğunun bile ölmesine ses çıkarmayan Ulubey, Vadi’nin gördüğü en sert düşmanlardan biri.
6. KEREM (ARKA SIRADAKİLER)
Gürbey İleri
Uzun zamandır devam eden ve özellikle ortaokul, lise dönemindeki gençleri ekran başına toplayan Arka Sıradakiler dizisinin kötü karakteri Kerem de Türk dizi tarihinin en arızalı, en psikopat tiplemelerinden biri. Genç oyuncu Gürbey İleri tarafından canlandırılan Kerem, ana karakter Oktay’ın karşısına türlü engeller çıkarmış, daha da ileri giderek eski kız arkadaşına tecavüz girişiminde bulunmuştur. Uyguladığı işkencelere sinir bozucu gülüşünü de ekleyen Kerem, ekranın odunla dövülesi simalarından olup çıkmıştır.
5. TURGAY ATACAN (DELİ YÜREK)
Ali Sürmeli
90’lı yılların favori dizilerinden Deli Yürek’te boy gösteren Turgay Atacan, ana karakter Yusuf Miroğlu’nun en büyük düşmanlarından biriydi. Psikopat konuşma stili, adam öldürmekten, insanların ölümüne sebep olmaktan kaçınmayan zihniyetiyle Atacan gerçek bir arızaydı. Bununla beraber rakibiyle ilgili kara mizah dolu açıklamalarda bulunmaktan da çekinmezdi. Ali Sürmeli’nin canlandırdığı Atacan, eskiden kontrgerilla olarak görev üstlenmiş, şimdilerdeyse mafya örgütlenmesine gitmiş bir isimdi.
4. EMİR BÜYÜKDERİCİ (ALACAKARANLIK)
Olgun Şimşek
Senaryosunda usta isim Sulhi Dölek’in de imzası bulunan Alacakaranlık, Türk dizi tarihinin en orijinal kötülerinden biri olan Emir’i bünyesinde barındırıyordu. Olgun Şimşek tarafından canlandırılan Emir’in psikopat eylemleri gücünü mafyöz ailesinden alıyordu. Yanındakilere fena halde kötü davranan, sonuna kadar kötülüğü seçen bir karakterdi. Uğur Yücel’in canlandırdığı Tahir komiserden yediği ayarlar da meşhurdur.
4. EMİR BÜYÜKDERİCİ (ALACAKARANLIK)
Olgun Şimşek
Senaryosunda usta isim Sulhi Dölek’in de imzası bulunan Alacakaranlık, Türk dizi tarihinin en orijinal kötülerinden biri olan Emir’i bünyesinde barındırıyordu. Olgun Şimşek tarafından canlandırılan Emir’in psikopat eylemleri gücünü mafyöz ailesinden alıyordu. Yanındakilere fena halde kötü davranan, sonuna kadar kötülüğü seçen bir karakterdi. Uğur Yücel’in canlandırdığı Tahir komiserden yediği ayarlar da meşhurdur.
2. PATLAK (BARDA)
Hakan Boyav
Serdar Akar’ın tartışmalı filmi Barda, arızalı karakter namına bir galeri gibiydi. Filmdeki lümpen erkekler tayfasının tamamının belli arızaları olduğu kesindi. Lakin içlerinde öyle bir tanesi vardı ki, arızalık hususunda profesyoneldi adeta: Hakan Boyav’ın canlandırdığı Patlak adlı karakter. Bardaki gençleri rehin alan ve onlara türlü işkencede bulunan ekibin içindeki Patlak’ın ismi hem görünümünden hem de uyuşturucu müptelası olmasından ileri geliyordu. Rehin alınan kızlardan birini jiletle doğradığı sahne bile bu listeye girmesi için geçerli sebep.
1. TEMMUZ (EZEL)
Rıza Kocaoğlu
Ezel’le tanıdığımız Temmuz karakterinin gizemi henüz çözülebilmiş değil. İhtimal, isminin Temmuz olmasıyla ilgili bir öyküsü mevcut Kenan Birkan’da; ancak bu öyküyü biz ne zaman öğreniriz orası meçhul. Rıza Kocaoğlu tarafından canlandırılan bu soğukkanlı katil, şimdiye dek bilumum insanın ve ana karakterlerden Bahar’ın canına kıymış; Kerpeten Ali tarafından tetik parmağı kesilerek cezalandırılmıştır. Ne psikopatlığının sınırları net olarak bilinmektedir, ne de kaç tane leşi olduğu...
ARDA USKAN / Yeni Aktüel
“DEVRİM YAPAMAYACAĞIMIZI ANLAYINCA OYUNCULUĞA BAŞLADIM”
TÜRK SEYİRCİSİNİN EN SEVDİĞİ SAYKO KARAKTER TEMMUZ’U CANLANDIRAN RIZA KOCAOĞLU, ARDA USKAN’A KONUŞTU.
Ufak tefek, tatlı, zeki, şeker gibi bir genç adam… İnsanın onun ülkenin en korkulan psikopat katili olabileceğine aklı ermiyor. Ezel’in Converse’li katili Temmuz, aslında kuyusunu kazdığı Tuncel Kurtiz’in iflah olmaz bir hayranı. Rıza Kocaoğlu, şimdi “Kaybedenler Kulübü” adlı filmle, sinema macerasına da sağlam bir halka eklemeye hazırlanıyor.
- Yeni filmin “Kaybedenler Kulübü” neyi anlatıyor, hikâyesi gerçekmiş galiba?
Doğru. 90’ların sonunda kült bir radyo programı yayınlanıyor Kent FM’de. Kaan Çaydamlı ve Mete Avunduk abiler burada kendi kafalarına göre takılıyorlar, çok sert bir program aynı zamanda. Bir süre sonra gençlik arasında kitlesel bir hareket haline geliyor. O günleri yaşayan bir sinemacı arkadaş da bunu bir filme aktarmayı kafasına koyuyor. Senaryosunu yazıyor. Ama değişik bir müzik ve aşk filmine dönüştü. Çok iddialı bir soundtrack’i var mesela.
- Radyocu Kaan ve Mete’yi Nejat İşler ile Yiğit Özşener oynuyor. Senin rolün ne?
Nejat’ın ev arkadaşını oynuyorum. Evden hiç çıkmayan sakin bir tip. O da gerçek bir karakter. Benim aslım; Mehmet Ada Öztekin… Şu anda Aşk ve Ceza’nın yönetmeni. Aynı zamanda bu filmin de senaristi. O dönem biraz para kazanmış, evde oturup hiçbir şey yapmıyormuş. Ben de film boyunca oturuyorum zaten. Bütün bu mevzuları gözlemlemiş, sonra da Tolga Abi’yle (Örnek) o günlerin senaryosunu yazmışlar kafa kafaya verip.
- Bu filmde psikopat değilsin anlaşılan… Çağan Irmak’la yaptığın “Bana Şans Dile”de psikopat durumların vardı. Sonra “Av Mevsimi”… En son da “Ezel”de psikopatın feriştahı oldun...
Çağan’ın filminde içe dönük bir lise öğrencisi, sınıfı rehin alıyordu. 10-11 yıl önce, ben de öğrenciydim daha… Öyle başladı. Tipten kaybediyorum herhalde. Ama arada naif şeyler oynadığım da oldu, özellikle tiyatroda.
- Bu filmde psikopat değilsin anlaşılan… Çağan Irmak’la yaptığın “Bana Şans Dile”de psikopat durumların vardı. Sonra “Av Mevsimi”… En son da “Ezel”de psikopatın feriştahı oldun...
Çağan’ın filminde içe dönük bir lise öğrencisi, sınıfı rehin alıyordu. 10-11 yıl önce, ben de öğrenciydim daha… Öyle başladı. Tipten kaybediyorum herhalde. Ama arada naif şeyler oynadığım da oldu, özellikle tiyatroda.
- Sonra da kalkıp “Ezel”de Kurtiz’in etrafını temizlemeye başladın, uydu mu?
Uymadı, ama Temmuz böyle bir rol işte. Ayrıca Tuncel Abi’yle çalışıyor olmam benim için rüya gibi bir şey. Sağolsun o da tiyatrodaki bütün oyunlarımıza gelip bize destek veriyor.
“Seyirci ile yakın mesafedeyiz”
- İstanbul’a geldikten sonra DOT tiyatrosu da hayatında önemli rol oynamış. DOT’un farkı ne?
Yapılmayan bir şeyi yaptılar. Çok ciddi, sert içerikli, konuşmaya çekinilen konuları kapsayan oyunları aldılar repertuvarlarına. “In your face” denen tiyatro akımının metinleriyle yola çıkıldı. Bu insanlara sert bir tokat oldu. İkincisi, işletme anlayışı olarak işi çok sıkı tuttular, bir şirket gibi yönetiyorlar. Oyun iyi çıkmazsa sahneye konmuyor mesela… Tiyatro bir dönem yapay bir hale gelmişti biliyorsunuz, burada “gerçekler” sahneye ve seyirciye aktarılıyor. Seyirci ile çok yakın mesafedeyiz. Sert duyguları seyircinin hemen bununun dibinde oynamamız da etkili oluyor sanırım.
- Şimdi aynı tiyatroda “Kutlama” da oynuyorsun...
Bir film uyarlaması aslında. Konu, ensestle ilgili gibi görünüyor ama öyle bir yere geliyor k, bir babanın kişiliğinde bir sınıfın bütün dünyaya tecavüzünü anlatıyor.
- Bir de senin insan hakları konusunda aktivist yaklaşımın var...
Var, ama bunu gerçekten yapanlara ayıp olur diye bu konuda fazla bir şeyler söylemek istemiyorum. Kişisel çabalarımın yeterli olmadığını biliyorum. Bunu vicdan kelimesiyle anlatabilirim. Hayata vicdanlı bir yönden bakmak istiyorum. Yoksulluk, işsizlik bunları hep görüyorsunuz ama pratikte bir şey yapamamanın acısını da içinizde duyuyorsunuz. Sadece tiyatro yapıyorum ve biliyorum tiyatro ile bir şeyleri değiştirmek pek mümkün değil. Ya da çok uzun vadede ütopik bir yaklaşım.
ALBERT CAMUS VE SANAT ÜZERİNE
- Bir de Albert Camus’nun, “Sanatçı kendini toplum dışında bir yerde görmek yerine, tam içinde görmeli! O zaman gerçekten sanatçı olabilir” görüşünü benimsiyormuşsun...
Şunu diyor Camus: “Sanat beni insanlardan ayrı bir yere koyan, kutsayan bir şey değil; aksine sanatım beni insanların içine sokan onlarla bir kılan ve onlarla birlikte yaşamamı sağlayan bir şeydir!” Ben de böyle olması gerektiğine inanıyorum. Yani kendini yüceltmenin bir anlamı yok. Ben bu işi yaptığım için insanlarla biraraya gelebiliyorum ve bu beni sosyalleştiren bir meslek. Kutsallaştırmanın bir âlemi yok ama kutsal bir şey gibi çalışmalısın diyorum.