atv'nin sevilen dizisi Bir Zamanlar Çukurova'da Betül karakterini canlandırıyor İlayda Çevik... "Hayata karşı öfkesini ve hırsını diri tutan bir kadın" diyor Betül için. "Benimse hayatımın hiçbir döneminde sivri hırslarım olmadı. Bir haksızlık karşısında vereceğim tepkiler Betül'ünkinden çok farklı olurdu" diye devam ediyor. Hayatı derinden sorgulayan, kendi doğrularının peşinden koşan biri İlayda Çevik. Neyi isteyip neyi istemediğini anlamış ve varacağı yerden ziyade yolda olma halini seviyor.
Biz de İlayda Çevik'le hem oyunculuğu hem de hayata bakışını konuştuk. Sohbet derinleştikçe de aşkın hayat arkadaşlığına dönüş hikayesini dinledik. Çevik, geçtiğimiz temmuz ayında doğup büyüdüğü Burhaniye'de nişanlandı. Aile arasında yaptıkları sade, içten ve eğlenceli nişanının karelerini de sosyal medyadan paylaştı. Nişanlısı Göksenin Bey ile aralarındaki sevgi, fotoğraflarından taşıp bakanların kalbini de titretiyordu.
İlayda Çevik evlenme teklifini nasıl aldığını da gülümseyerek anlattı:
"Film gibi diyebileceğim türden bir hikayemiz var aslında. Biz 11 yıldır komşuyuz. Aynı apartmanda üst dairemde oturuyordu. Bundan bir buçuk yıl öncesine kadar birbirimize günaydın ve iyi akşamlar demek dışında bir iletişimimiz yoktu. Bir gün bir araya geldik, sohbet etme fırsatımız oldu. Bu sohbet giderek derinleşti ve bir aşk hikayesine dönüştü. Evlilik teklifi de işte o ilk defa buluşup sohbet ettiğimiz bankta geldi."
- Bir Zamanlar Çukurova'ya dâhil olma hikâyeniz nasıl gelişti?
- Betül hikayede en başından beri kurgulanmış bir karakterdi. Diziyi başından takip edenler hatırlayacaktır. Sıra onun hikayesine ve çatışmalarına geldiğinde yapım şirketimiz ve cast direktörleri benden bir audition istediler. Sonra yönetmenlerimiz ve rol arkadaşım Sibel Taşçıoğlu ile buluştuk ve annekız sahnesi oynadığımız bir audition çektik. Ardından Betül karakterine hayat vermek üzere ekibe dahil olup Adana'ya geldim.
- Betül nasıl bir karakter?
- Betül hayata karşı öfkesini ve hırsını hep diri tutan bir kadın. Okumak için Çukurova'dan ayrılmış ama aslında kaçmak ve uzaklaşmak istemiş. Nelerden korkup kaçtığını hikayesi derinleştikçe seyirci de fark edecek. Çukurova'ya geri dönmesiyle yüzleştiği birtakım şeyler onun hırsını kamçılamış durumda ve tek istediği, hak ettiğini düşündüğü hayatı yaşamak. Bu konuda gözü oldukça kara, ileri gitmekten çekinmiyor. Tabii her şey onun planladığı gibi olacak mı bilinmez, belli ki daha yüzleşmesi gereken çok şey var. İnsan nasıl kendi yolculuğunda dönüşüyorsa, karakterlerimiz de öyle. Ben de Betül'ün o dönüşümünü heyecan içinde bekliyorum açıkçası.
- İzleyiciler sizi daha önce de atv'de yayınlanan Gel Dese Aşk dizisindeki Bahar karakteriyle hatırlıyor. İhtiraslı hatta kötü denilebilecek bir karakterdi. Betül de kötü ya da daha doğru bir tabirle gri tarafları ağır basan bir karakter. Üst üste izleyicinin kötü olarak değerlendirebileceği karakterleri oynamak sizi düşündürdü mü?
- Öncelikle bir oyuncu olarak karakterime iyi ya da kötü gibi bir etiket yapıştırmaktansa onu anlamaya çalışmakla işe başlıyorum. Dediğiniz gibi hayatta griler var. Bahar'ın da Betül'ün de grileri ağır basıyordu ve benim amacım o grileri parlatmak oldu hep. Karakterlerimin koşulları ve hissettikleriyle empati kurarak yaptım bunu. Bu anlamda daha karmaşık diyebileceğimiz yapılarda karakterleri oynamak her zaman bana çok zevk vermiştir. Şimdi de öyle. Seyirciye de geçiyorsa bu keyif, ne mutlu bana.
- Set nasıl geçiyor? Nasıl bir enerji var orada?
- Bir ekip işi yapıyoruz. Bu ekip doğru bir şeyler yaptı ki bunca zamandır ekranlarda bu iş. Motivasyonunu hiç kaybetmeyen, enerjisi yüksek bir ekiple çalışıyorum. Keyfimiz gayet yerinde anlayacağınız.
DENGEDE KALMAK IŞIN SIRRI
- Dizi seti Adana'da... Daha önce Adana'ya gitmiş miydiniz? Set dışında da nasıl geçiyor Çukurova'da zaman? Adanalılarla iletişiminiz oluyor mu?
- Daha önce Adana'da bulunmamıştım. Setten kalan zamanlarda eğer İstanbul'a gitmediysem Adana'nın tadını çıkartıyorum. Fırsat bulduğumuzda yemek yemeye gidiyoruz ekip arkadaşlarımla. Tabii iletişimimiz oluyor. Çok neşeli ve çok iyi insanlar.
- Bir dönem dizisi Bir Zamanlar Çukurova. Bir oyuncu için dönem işleri önemli tecrübeler edindiriyor mu? Dekor ve kıyafetler sizi o günlere götürüyor mu?
- Götürmez mi? Sanat yönetmenimizden, kostüm ve saç makyaj ekibimize kadar herkes bu konuda oldukça özenli ve yetenekli. Benim hep hayalini kurduğum bir şeydi zaten dönem işinde olmak. 70'li yılların ruhunu hissetmek ve o atmosferde oynamak çok besledi beni.
- 24 Temmuz'da sosyal medya hesaplarından nişanlandığınızı paylaştınız. Burhaniye'de aile ortamında güzel bir atmosferde takılmış yüzükleriniz. Öyle içten ve öyle içimizdendi, fotoğraflarınızdan bize geçen hisler... Nasıl bir gündü, neler hissettiniz o özel gününüzde?
- Ne güzel böyle düşünmeniz. Zaten bizim de önceliğimiz buydu o geceye dair. Sevdiklerimizle, en yalın ve samimi haliyle mutluluğumuzu paylaşmak. Zaten pandemi sebebiyle çok özlemiştik bir arada olmayı. Gerçekten hepimize çok iyi geldi. Çok heyecanlı olduğumu da itiraf etmeliyim. (gülüyor)
- Nişanlınızla nasıl tanıştınız? Nasıl bir evlenme teklifi aldınız?
- Film gibi diyebileceğim türden bir hikayemiz var aslında. Biz 11 yıldır komşuyuz. Aynı apartmanda üst dairemde oturuyordu. Bundan bir buçuk yıl öncesine kadar birbirimize günaydın ve iyi akşamlar demek dışında bir iletişimimiz yoktu. Bir gün bir araya geldik, sohbet etme fırsatımız oldu. Bu sohbet giderek derinleşti ve bir aşk hikayesine dönüştü. Evlilik teklifi de işte o ilk defa buluşup sohbet ettiğimiz bankta geldi. Çok güzel bir gündü.
- Çok güzel bir hikâye gerçekten. Peki, kalbinize nasıl girdi? "Evet, bu adamla ben hayatımın sonuna kadar yaşarım, çocuklarımın babası olur" dediğiniz özellikleri neler oldu?
- Çok cesur ve çok dürüst biri Göksenin. Dünyayla, kadınlıkla, erkeklikle ilgili çok kafa yormuş ve ne istediğini de ne istemediğini de sindirmiş bir kişilik vardı karşımda. Evet, onunla hayatımı geçirebilirim diye düşündüm çünkü insanın dolayısıyla kendinin ve karşısındakinin de zaaflarını bilen, onları kaşımaktansa güven ve şefkatle üzerlerine giden bir yapısı var. Bütün bunların yanında inanılmaz bir karizması var.
- İlayda Çevik âşıkken nasıl bir kadın oluyor?
- Yaşam enerjim yükseliyor elbette. Her ne yaşıyorsam bir üst perdeye taşıyor. Tutkum da, kırılganlığım da. Bu hassas terazide dengede kalmak işin sırrı bence.
- Kız babası olmak zordur derler. Hele ki bir baba için kızını istemeye geldiklerinde vermek daha da zor. Babanız ne tepki verdi? İlk tanıştırmanız da babanızdan tam puan alabildi mi nişanlınız?
- Babam o gün aynen şu cümleyi kurdu: "Ben kızımı kimseye vermem, ancak aşık olduğu adamla hayatı paylaşmasından mutluluk duyarım." Ne şanslıyım ki babamın da annemin de baktığı yerden önemli olan benim mutluluğum. Bu bir kadın olarak özgüvenimi ve direncimi arttıran en temel şey oldu. Beni bu ilişkide hep mutlu ve sağlam gördükleri için de Göksenin'e çok güveniyor ve onu çok seviyorlar.
- Oyunculukta beklediğiniz, hayal ettiğiniz bir rol var mı?
- Ölene kadar bu mesleği yapmak istiyorum. En büyük hayalim bu. Bir filmde tarihsel, güçlü bir kadın figürünü oynamayı çok isterim.
YOLDA OLMANIN TADINA VARIYORUM
- Çok gençsiniz ama düşünen ve hayatı sorgulayan bir yapınız var. Hayat felsefenizi buldunuz mu? İnsan ne için yaşamalı sizce?
- Evet, düşünen ve sorgulayan bir yapım var. Çocukluğumdan beri böyleydi bu. Zaten oyunculuğu meslek olarak seçmemin nedeni de budur. İnsanı ve hayatı anlama çabası. Felsefede aslolan sonuç değil süreçte kat ettiğin yoldur ya, hayat gibi. Yolda karşıma ne çıkarsa çıksın bununla yüzleşmeye ve yolda olmanın tadına varmaya çalışıyorum.
- Aile kavramı sizin için ne ifade ediyor? Sıcak bir aile ortamı denilince aklınızda beliren o tablo ne oluyor?
- Her ne olursa olsun bir arada durmanın verdiği güce inanıyorum. Gerçek sevgide koşullara yer yoktur. Bence aile tam olarak bu. Ne şanslıyım ki kendi hayatımda bunu deneyimledim.
HAYATIMDA EN SIK DEĞİŞEN ŞEY LOKASYONUM
- Sizinle en son bir buçuk yıl önce bir röportaj yapmıştık. Karşımda Burhaniye'den gelen güzel, ne istediğinin farkında, çalışkan bir kadın vardı. Aradan geçen zamanda neler değişti ve gelişti hayatınızda? İstanbul'a alışabildiniz mi?
- Aslında İstanbul'a 2008'de yerleştim fakat neredeyse birkaç iş dışında hep şehir dışında çalıştım. Bu süreçte de sevdiklerimi ve İstanbul'u özlemiyorum desem yalan olur. Dediğim gibi şehir dışında çalışmanın getirdiği zorluklara da güzelliklere de alışkınım. Şimdi de Adana'yı ve buranın kültürünü deneyimleme şansım olduğu için mutlu hissediyorum. Çok sevdiğim bir ekiple beraberim. Sevdiğim işi yapıyorum. Hayatımda en sık değişen şey bulunduğum lokasyon galiba. (gülüyor)