İstanbul depremi ile büyük korku yaşadık. 6.2 şiddetindeki deprem İstanbulluların yüreğini ağzına getirdi. Hepimize büyük geçmiş olsun. Depremle ilgili gelişmeleri takip etmek için sosyal medyaya girdim. 'Keşke hiç bakmasaydım' dedirtecek paylaşımlar gördüm. Anlaşılan geçmişten hiç ders çıkarılmamış...
Toplumdaki korku ve paniği körükleyecek paylaşımlar mı dersiniz, bilerek dezenformasyon yapanlar mı dersiniz... Bir de bu ortamı fırsata çeviren muhalif tipler var ki akıl alır gibi değil. Artçı depremler devam ederken bile siyaset yapıyorlar. Millet sokağa dökülmüş korkudan, bunlar da klavye başında salyalarını akıta akıta tweet atıyorlar. Bunu yapanlar arasında muhalif gazetecilerin de olması bana pes dedirtirdi. Trol ruhlu gazeteciler bunlar...
YALAN PAYLAŞIMLAR
Gerçi bu tipler aynı şeyi Kahramanmaraş depreminde de yapmışlardı. Sosyal medyadaki yalan paylaşımları ile halkı nasıl korku ve paniğe sürüklediklerini hatırlıyoruz. Tam gaz aynı dezenformasyona devam ediyorlar... Hükümeti suçlayalım da ne olursa olsun kafasıyla yalan, yanlış konuşmayı adeta alışkanlık haline getirdiler.
Annesinin yürek yakan konuşması hâlâ kulaklarımda. Ailenin adalet mücadelesini yakından takip ediyorum. Umarım cinayeti işleyenler kamu vicdanını rahatlatacak bir ceza alır.
Minguzzi'nin 18 yaşından küçük iki kişi tarafından öldürülmesi bizlere ciddi bir uyarı niteliğindedir.Minguzzi'nin ailesine yönelik sosyal medya üzerinden tehdit edenler ve failleri öven mesajları paylaşanlar arasında dört tane çocuğun olması ise geldiğimiz noktayı gösteriyor.
'Gençlik nereye gidiyor?' sorusunu her açıdan değerlendirmek ve gerekli önlemleri almamız gerekiyor. Dünyada ve ülkemizde gençlik arasında yükselen bir şiddet eğilimi var.