Ünlü spor markası Adidas, engelli bireylere veya tek ayakkabıya ihtiyaç duyanlara kolaylık sağlamayı hedefleyen "Single Shoe Service" (Tek Ayakkabı Hizmeti) projesini tanıttı.
Bu proje sayesinde ampute bireylerin veya sadece tek bir ayakkabıya ihtiyaç duyan sporcuların, tam bir çift almak yerine yarı fiyatına tek bir ayakkabı satın alabilmelerine imkân tanınıyor.
Alkışı hak eden güzel bir proje. Ancak bu projenin reklam kampanyasında model olarak, İsrail Savunma Kuvvetleri'nde (IDF) görev yaparken yaralanmış eski bir İsrail askeri olan Shalev Biton seçildi.
Biton, 12 Mayıs 2021'de, "Surların Muhafızı Operasyonu" sırasında Gazze sınırına yakın bir bölgede askeri aracına isabet eden bir tanksavar füzesi sonucu yaralandı ve sol bacağı ampute edildi.
Böylece ünlü Alman markası, Gazze'de çocuk öldürmeye giden ya da öldüren askerler de dâhil olmak üzere ampute insanlara 'tek ayakkabı hizmeti' sunuyoruz mesajı vermiş oldu.
Dünyada ampute insan kalmamış gibi Adidas, kampanyasının yüzü olarak Gazze'ye çocuk öldürmeye giden ya da öldüren eski bir İsrail askerini seçmesi büyük skandal!
Böyle skandal bir hata yaparsanız bu kampanyanın, İsrail ordusunun Gazze'deki eylemlerini meşrulaştırmaya veya aklamaya hizmet ettiğini savunanlar da olur.
Sosyal medyada Adidas için boykot çağrısı çığ gibi büyüdü.
Bu durum, Adidas'ın ilk tartışmalı vakası değil; marka daha önce de 1972 Münih Olimpiyatları temalı ayakkabı kampanyasında Filistin asıllı model Bella Hadid'i kullanmış, gelen İsrail yanlısı tepkilerin ardından Hadid'i kampanyadan çıkararak özür dilemişti.
Hadid savaşa katılmamış, sadece masum insanların öldürülmesine karşı çıkan bir modeldi! Tepkiyi de hiç hak etmiyordu!
Bakalım Adidas özür açıklaması yapacak mı?
Yapsa da çok bir şey değişmez gibi gözüküyor.
Günümüzde boykotlar artık ahlâki bir erdem hâline geldi. Bazıları için artık neredeyse her harcama bir tercih, bir taraf tutma tavrına dönüştü.
BÜYÜKSÜN JAVİER BARDEM
Adidas'ın reklam kampanyasında yaralanmış eski bir İsrail askerini kullanması karşısında boykot çağrısında bulunanlar arasında ünlü aktör Javier Bardem de vardı.
Uzun süredir Filistin'e açık desteğiyle bilinen ve İsrail ordusunun Gazze'deki saldırılarını sert bir dille eleştiren Bardem, insanları, Gazze'deki yıkım ve sivil ölümler sürerken bu tür kurumsal tercihlere karşı duyarlı olmaya davet etti.
Bardem'in paylaşımından sonra Adidas'a karşı boykot çağrıları katlanarak arttı.
Milyonlarca hayranı olan sanatçıların bazen tek bir paylaşımı işte böyle büyük etki yaratıyor.
Bardem, Gazze için bu kadar duyarlı bir tavır sergilerken bizdeki bazı sanatçıların ses çıkarmaması da ayrı bir tartışma konusu!
Bardem gibi "Bireysel olarak insanlara veya sanatçılara değil, işlenen suçlara ortak olan kurumsal yapılara karşı duruyoruz" demek, bu felsefede hareket etmek çok mu zor?
Bardem, Hollywood'daki Yahudi lobisine, işsiz kalma riskine rağmen erdemli bir duruş sergiliyorken, yüzde 99'u kariyer anlamında Trakya sınırının ötesine geçememiş bizim bazı sanatçıların sessiz kalmaları düşündürücü!
Martin Scorsese ya da Steven Spielberg'den davet alamamaktan mı korkuyorlar acaba?
BÜYÜK KAYIP
Serhat Mustafa Kılıç'ın 51 yaşında aniden hayatını kaybetmesine çok üzüldüm.
Kılıç, komedi, drama vs. her türde başarılı performanslar sergileyebilen, on parmağında on marifet olan büyük bir yetenekti. Bazı oyuncular, karakterleri adeta yaşarcasına oynarlar.
İzleyici bu gerçeklik karşısında anında kendini rolle özdeşleştirir. Kılıç da bu üst sınıf kategoriye giren oyunculardan biriydi.
Kılıç, karakter olarak da samimi, doğal ve sıra dışı bir insandı.
Kılıç'ın ölüm nedeni ile ilgili başta büyük bir bilgi kirliliği yaşandı, saçma sapan paylaşımlar yapıldı. Oysa böyle değerli bir sanatçı için resmi makamların yapacağı açıklama beklenmeliydi.
Şoray Uzun'un da belirttiği gibi "Artık kafadaki soru işaretlerinin de kimseye bir faydası yok." Büyük bir yeteneği, özel bir insanı kaybettik.
ÖNDE BASKI SEVDASINA...
Fenerbahçe'nin kadrosu, yaş ortalaması ve fiziksel kapasite açısından Beşiktaş gibi güçlü takımlara karşı önde yüksek baskı yapamayacağını İsmail Kartal da görmüştür artık.
Önde baskı sevdası yüzünden bazı anlarda dört-beş sarı lacivertli futbolcu rakip sahada kalırken siyahbeyazlılara geniş alanlar kaldı ve bunu da iyi değerlendirdiler.
İsmail Kartal maçı, İrfan'ın yerine Kerem'i oyuna soktuğu anda kaybetti aslında.
Çok top kaybeden Kerem'in yerine İsmail Yüksek oyuna girseydi orta saha direnci artardı!
Fenerbahçe kötü oynamasına rağmen maçı kazanacak fırsatlar buldu ama Halil Umut Meler sarı-lacivertlilerin net iki penaltısını vermedi!
Yani Aziz Yıldırım başkan olsa da bir şey değişmiyor!
Bazı takımlar ligin başında hakem itelemesiyle yarışta kalıyorken, Fenerbahçe yine hem rakibini hem de hakemleri yenmek zorunda!
EN AZ DÖRT MAÇ CEZA!
Derbide Vlahovic'in Skriniar'a doğru yaptığı el hareketi ve Skriniar'ın da rakibinin boğazını sıkması nedeniyle kırmızı kart görmeleri gerekiyordu.
Vlahovic'in el hareketinin aynısını 2012 yılında oynanan Galatasaray-Fenerbahçe derbisinde Raul Meireles yapınca TFF, Portekizli futbolcuya 11 maç men cezası vermişti.
Daha sonra bu ceza 4 maça düşürülmüştü!
Eğer futbolda adalet istiyorsak Vlahovic'in de en az dört maç ceza alması gerekiyor!