2010 yılında "Böyle Ayrılık Olmaz" şarkısıyla müzik piyasasına hızlı bir giriş yaptılar, kısa sürede birçok listede 1 numaraya yükseldiler. "Kolpa" olarak tanıdığımız grubun solisti Barış Yurtcu, Sabah Günaydın TV'de 'Yasemİnce İtiraflar' programında Yasemin Döngel'in konuğu oldu. "Bu sektör size ne öğretti?" sorusuna, "Sakin olmayı, beklemeyi. Her şeyi sabırla yapmayı öğrendim" yanıtını verdi. Özel hayatıyla ilgili de konuşan Yurtcu, "Deniz hem arkamda duruşu hem de sadakat anlamında sonsuz güvendiğim birisi. İlk başta o güven beni çok çekmişti" dedi. Eşi Deniz Baysal'ın takipçileri tarafından negatif yorumlar aldığından bahseden sanatçı, "Mesela 'Bu fotoğraf ne?' diyordum. 'Öyle bir fotoğraf yok ki, shop yapmışlar' diyor. Ama öyle bir shop yapmış ki, gerçek gibi. Sonra alıştım." ifadelerini kullandı. İşte röportajın tüm detayları...
-Nasılsınız, nasıl gidiyor hayat?
İyi, bu aralar biraz yoğunluk var. Yaz geldi konser dönemleri. Şu an işimize odaklandık her şey yolunda.
-Makine Mühendisliğinden şarkıcılığa… Hikayenizi dinlemek istiyorum.
Ben zaten ortaokul-lise döneminde de müzikle uğraşıyordum. Yani müzik hep vardı hayatımda. Ben makine mühendisliğini kazanıp geldiğimde böyle bir hobi olarak müziğe tekrar başladım. Hem geçim kaynağı olsun hem hobimizi yapalım diye. Sonra işler bir anda profesyonelleşip çok ciddi boyutlara geldi. Okul aksadı, yoğunluktan gidemez olduk. Böyle bir süreç yaşadım aslında.
-Tamamladınız mı okulu?
Tamamlayamadım. 4. sınıfta birçok dersi vermeme rağmen yoğunluktan gidemedim en son. Biraz da soğudum artık okuldan çünkü müzik çok ağırlıklı olmuştu. 3-4 dersim vardı aslında biraz kassam bitirebilirdim ama müzik ağır bastı.
AİLEM BANA KARŞI ÇIKTI, "ÇOK ABARTIYORSUN" DEDİ
-Okuma sebebi biraz da aile baskısıyla elinde altın bileziğin olsun durumu muydu?
E tabii benim annem babam emekli öğretmen. Onların hep baskısı vardı işte. Bir de ben kafası çalışan bir çocuktum eskiden şimdi öyle değil de (gülüyor). Onların beklentisi tabii daha fazlaydı. Önce müziğe karşı çıktılar, "Çok abartıyorsun, bu kadar da ne" falan dediler. Sonradan da alıştılar, onlar da artık arkamızda durdu.
-Müziğe ilginiz kaç yaşında başladı, nasıl keşfettiniz? Ailede ilgilenen var mıydı?
Ailede yoktu fakat amatör olarak babamın biraz ilgisi vardı. Ben çocukken "Süper Baba" diye bir dizi vardı. Onun bir jenerik müziği vardı. Nota falan bilmezken ben kendi başıma çıkarttım flütle, gittim müzik hocama gösterdim. O da "Sen bunu nasıl yaptın nota falan bilmezken?" dedi. Sonra ailemi çağırıp, "Barış'ı müziğe başlatmamız lazım" dedi. Ben de gitar çok istiyordum o zaman. Hemen bana bir gitar alındı. Öyle başladım. Aslında sıfırdan, kimsenin haberi yokken kendi kendime odamda yaptığım bir şey, sonra müzik hocamın dikkatini çekiyor, sonra burslu koleje geçiyorum falan böyle başladı.
-Kendinizi kendiniz keşfetmişsiniz aslında…
Biraz öyle oldu. Blok flüt de ablamın blok flütü, altı falan düşüyor böyle pembe bir şey, öyle derma çatma bir şeyle yani.
ACİL TÜRKÇE BİR İSİM GEREKTİ, KOLPA'YI KOYDUK
-Müzik sektöründe grup olmak biraz zor izlenimlerime göre. Herkes bambaşka bir frekansta, farklı hayallerde olabiliyor. Siz bunca yıldır bu birlikteliği nasıl sağlıyorsunuz?
Haklısın. Dediğin gibi 4 kişi her kafadan bir ses çıkıyor, farklı düşünceler var. Bunların hiçbiri yanlış değil ama bir orta yol bulunması gerekiyor. Ben bunu şöyle çözdüm; Bora diye bir ortağım var benim. Onunla biz Adana'dan tanışıyorduk. Onlar amatör bir grup kurmuşlar, beni solist olarak çağırdı. O zaman 'Kolpa' yoktu. Büyük bir kulüpte çalacaktık, afişe çok acil Türkçe bir isim gerekti. 'Kolpa' diye onu koyduk aslında. Bir mantık yok yani. Bir anda o isim bize çok sempatik gelmişti. Sonra 'Kolpa' bütün Türkiye'de yayıldı. O kadar ünlü değildi yani o kelime. Şimdi herkes kolpayı kullanıyor yani. İşte "yalan, dolan, sahtekarlık" demek ama öyle biz kız bana şunu yaptı da ondan koydum gibi bir hikayesi yok. Böyle gelişti aslında olaylar. Üniversite hayaliyle gelip müzisyen olarak çıktık.
4 KİŞİ TARTIŞMAYA YOL AÇIYORDU!
-O kadar uzun zamandır da birliktesiniz…
Biz 4 kişiden 2 kişiye indik. Çünkü bu 4 kişinin gerçekten tartışmaya yol açtığını anladık, iki kişiye döndük. "Bora'yla ben devam ediyoruz" dedik. O grup dağılmasa bile kavgadan zaten tartışmaktan iş yapamıyorsunuz yani. Bir de şişme oluyor. 15 senedir birliktesiniz, herkese herkesin hareketleri batmaya başlıyor. Normalde batmayacak şeyler. Evlilik gibi düşün. O yüzden iki kişi devam ediyoruz, tek kafadan çat çat çat ilerleyebiliyoruz.
-Kaç yıl oldu kurulalı?
2010'da biz "Böyle Ayrılık Olmaz"ı çıkarttık. 2006 gibi de barlarda çalıyorduk.
-"Bu sektör de bana bunu öğretti" dediğiniz bir hayat dersi oldu mu?
İnsanların ne kadar çabuk bir şarkıyla ya da bir diziyle bir yerlere gelip, orada çok barınamayıp düşüşler çok gördüm. Yani insanların orada hep kalamadığını gördüm. Kalmak için çok çalışmaya ve egonuzu yenmeye ihtiyacınız var. Egosal olarak çok yüksek boyutlara ulaşırsanız eğer olmuyor. Orada da kalamıyorsunuz, oradan da düşüşünüz çok fena oluyor. O zaman da psikolojik sorunlar oluyor. Şunu anladım; işim yoksa sakin oluyorum. Sürekli kovalamıyorum. Sakin olmayı öğrendim, beklemeyi. Her şeyi sabırla yapmayı öğrendim.
AĞLAMAK İSTEDİĞİM ZAMANLAR OLDU, DENİZ ÇOK DESTEKTİ
-Sizin aktif pasif olma durumlarınız dönem dönem de değişiyor. Yazın daha yoğun, kışın daha dingin…
Evet. Kışın biz kış uykusuna yatıyoruz, ayılar gibi (gülüyor). Beste yapma şeklinde geçiyor. Daha içsel yolculuklar falan. Mayıstan kasıma kadar da çok yoğun oluyor müzisyenler. Şu an o dönemdeyiz. Pandemi döneminde de Deniz (Baysal) çok destek oldu sağ olsun. "Düzelecek, merak etme" dedi. Gerçekten kendi kendime ağlamak istediğim zamanlar oldu. Parasını da geçtim yani çalışmak istiyorum ama ne yapacağım? O yüzden çok destek olduğu zamanlar oldu. Yanınızdaki insan çok önemli o yüzden.
ERKEKLERE GÜVEN OLMAZ
-"'Beni aşka inandır' diyen grubun adı bile Kolpa" diye mizah paylaşımları yapıyorlar, ne düşünüyorsunuz?
O kadar haklılar ki bu arada. Erkeklere güven olmaz derler (gülüyor).
DÜNYANIN HİÇBİR YERİNDE BÖYLE TOPLUM GÖRMEDİM
-Öyle midir?
Derler bilmiyorum bir arkadaş söyledi (gülüyor). O afişler, o tweet'ler, doğru söylüyor. Ben dünyanın hiçbir yerinde böyle bir mizaha sahip toplum görmedim. Türk halkının çok kıvrak bir zekası var. Yani ne yorumlar, ölüyoruz gülmekten. Fırlama çok. Türkiye'nin fırlama oranı bütün ülkelerden fazla bence. Çok komikler yani (gülüyor).
-Bir şarkıyla popüler olan çok isim veya grup var son dönemde. Şanslarını nasıl görüyorsunuz, müzik dünyasında bu nasıl yorumlanıyor?
Onlara "one time it" deniyor. Amerika'da da vardır, bir şarkıyla patlayıp sonra "Bu adama ne oldu ya?" falan. Türkiye'de bunlara artık daha çok tanık olacağız. Çünkü ben bugün top 50 listelerine baktığım zaman birçok kişiyi tanımıyorum. Ne bireysel tanışıklığım var, ne müzikal bir yönlerini gördüm. Ama çok fazla isim var, ezberleyemiyorum artık. Her gün takip eden bir insanım ben bile kaçırıyorum. O yüzden mesela dediğin gibi bir şarkı çıkıyor, "A bunu bu mu söylüyormuş?" falan oluyorsun hangi birini takip edeceksin. Bir müzik platformundan bilgi gelmişti, çok hatırlamıyorum ama ayda 40 bin şarkı mı çıkıyormuş neymiş. Yani böyle saçma sapan rakamlar var. Takip etmek mümkün değil.
-İsim olarak "Bu yürür gider" ya da "Bu kesin yok olur" diyebileceğiniz isimler var mı?
Yok. Ben de kestiremiyorum. Ama başarılı isimler tabii ki görüyorum, duyuyorum. Ben mesela şu yeni nesil rap'i de çok seviyorum, hava kattı. Her ne kadar herkes aynı şeyi yapsa da. Ben biraz farklılık seviyorum, herkesin yaptığı şeyi yapmayı sevmiyorum.
DENİZ'E SONSUZ GÜVENİYORUM
-Biraz da size dair konuşalım… Deniz Baysal Yurtçu ile de uzun süreli bir birlikteliğiniz, mutlu giden bir evliliğiniz var. Nedir uzun birlikteliğin sırrı?
Deniz (Baysal) çok güvenilir benim için. Çok güvenebileceğim birisi her anlamda. Hem hayatta arkamda duruşu hem de sadakat anlamında sonsuz güvendiğim birisi. İlk başta o güven beni çok çekmişti yani. Bu sektörde çok gördüm çünkü kendim de yaşadım. Güvenilir insanlar bulmak çok zor. Deniz o yönden beni çok rahatlattı, kafamı çok rahatlattı. Ve beraber çok eğlenebiliyoruz. Benim için vazgeçilmezi sıkılmamak. Mesela 5 saat koltukta yan yana oturacağız, sıkılmamam lazım yani. Önceliğim bu. Saygı maygı, geçelim onları. Saygı zaten oluyor, birini zaten seviyorsan kırmamaya çalışıyorsun.
DENİZ ÇOK KETUM, İLK ADIMI BEN ATARIM
-Kavgalarımız uzun sürmez dediniz, ilk adımı kim atar?
İlk adımı genelde ben atarım, Deniz çok ketum bir tip. Kimseye bir şey anlatmaz, kendi içinde yaşar, küser. Küser mesela iki gün böyle suratı asık. Ben de nasıl olsa barışacağız diye "Hadi gel şimdi barışalım" derim iki gün şimdi surat asmayalım boşuna (gülüyor). "Hadi gel bir şeyler izleyelim barışalım" yani, zaten barışacağız. Niye uzatıyoruz, vaktimiz geçiyor falan gibi. Barışamayacak, ciddi bir konumuz da hiç olmadı. O yüzden de ipe sapa gelmez şeylerden de uzatmayalım diyorum yani.
-Erkekler ne ister?
Çok karışılmamasını ister, çok karışmayacaksınız. Alan sağlayacaksınız. Adam oyununu oynamak istiyorsa arkadaşıyla oyununu oynayacak. Dışarı çıkmak istiyorsa çıkacak. Rahat bırakacaksın. Bu bence bunun dışında bir şey yok. Herkes "Erkekler annesi gibi kadınlardan hoşlanır" der ya, ben buna çok inanmıyorum. Çevremde hiç öyle görmedim. Alakası yok bence annenizle bulduğunuz eşin. Aksine tuhaf hissetmez misiniz annenize çok benzese. O genel laflar beni çok almıyor. Çok klişeleri sevmiyorum.
ÇOCUK İSTEYECEĞİMİ SANMIYORUM
-Deniz Hanım çocuk istemediğini düşünmediğinizi açıklamıştı geçen yıllarda. Epey ses getirmişti. Herkes anne-baba olmak zorundaymış gibi… Eminim çok baskı da oluyordur çevreden. Bu konuda sizin fikirlerinizi de sizden duymak isterim.
Deniz ile konuştuğumuzda şu an istemiyoruz ikimiz de. Ama Deniz dese ki bana "Ben artık istiyorum, böyle bir isteğim var" derse "Hayır ben düşünmüyorum" gibi bir şey demem. Deniz'in de benim de çok yoğun dönemimiz. Bu iki sene duraksamamız demek ister istemez. Tamam, çok güzel bir şey çocuk ama. Bir de ben o kadar hissetmiyorum "Baba olmalıyım" falan gibi bir şeyim yok. Bir tane küçük Leo'muz var o bize yetiyor şu an. İstememek hakkımız olmalı bence. Aileler biliyorsunuz hep ister, torun sevmek ister. Ama iş bizim tarafımızda öyle değil. Kısmet diyelim. Deniz yarın bir gün isterse tamam ama ben gidip de ona "Ben istiyorum" diyeceğimi sanmıyorum.
BİR GÜN OYUNCU OLARAK GÖREBİLİRSİNİZ BENİ
-Müziğin yanı sıra oyunculuk yapma gibi bir düşünceniz var mı?
Bir tane başrol teklifi geldi, bir lise filmi vardı. Deniz istemedi onu. O daha tecrübeli olduğu için ilk ona okutuyorum. "Senin kariyerine uymaz" dedi. Böyle arada geliyor ama inşallah değerlendireceğim bir şey olur. Seve seve yer almak isterim eğer vaktim de müsaitse, güzel bir projeyse. Oyunculuk dersleri almışlığım da var. Yarın bir gün bir bakmışsınız oyunculuk yapıyorum. Oyuncu olarak görebilirsin beni. Şu an müziğe odaklıyım biraz.
KISA SORULAR
-Hayatınızdan neyi çıkarırsak geriye hiçbir şeyin kalmayacağını düşünürsünüz?
Müziği çıkarırsak sıkılırım ya, hiçbir şey kalmaz yani. Burada Deniz demem gerekiyordu değil mi? (gülüyor). Karakteristik özellik olarak da özgürlük diyeyim. Özgür olmazsam eğer, biri beni darlarsa veya bir yere kapatılırsam yaşamamın imkanı yok. Acayip bir özgürlük durumu var bende. Hiç zora gelemem.
-Çevrenizden kendiniz hakkında en sık duyduğunuz şikâyet nedir?
Benim anlık sinirlenmelerim vardır. Çok baby face görünürüm ama işte falan özellikle anlık sinirlendiğimde insanlar biraz şikayetçi oluyor. E Adanalıyım sonuçta, o çıkıyor ortaya (gülüyor).
-Takıntı derecesinde bir huyunuz, bir özelliğiniz var mı?
Özellikle bir şeyin olmasını istiyorsam ona kafayı takıp yapana kadar onunla uğraşıyorum. Bazıları bana mükemmeliyetçi diyor, bazıları takıntılı diyor. Öyle bir takıntı huyum var. Ama hoşnut değilim bu durumdan, çünkü beni çok zorluyor.
-Günlük yaşantınızda totemleriniz var mıdır?
Totemim yok fakat negatif bir şey söylemeyi sevmem. Enerji olarak geri döneceğini düşünürüm. Onun dışında nazara biraz inanırım ama kötü enerji bana nazar değdiriyor gibi düşünürüm. Girdiğim ortamda hissediyorsam o negatifi o bana negatif olarak geri dönüyor.
-Milyonlarca insana hitap ediyorsunuz. Korktuğunuz oluyor mu bir şey paylaşırken?
Oluyor. Benim fanlarım değil ama Deniz'inkiler çok fazla tepkili her şeye. En ufacık bir şey koyarken bile "Bunda bir şey var mı?" diye birbirimize soruyoruz. Çünkü linç yiyebiliyorsunuz, saçma sapan yorum yapanlar oluyor. O yüzden öyle şeyler var biraz yani. Aşırı da rahat değiliz yani.
AŞIRI NEGATİF YORUMLAR ALDIM, "SEN ARADAN ÇIK, ÇİRKİNSİN" DİYORLARDI
-Olumsuz yorumların modunuzu düşürdüğü oluyor mu?
Benim artık olmuyor. Ama ilk başta oldu. Ben Deniz'le ilk beraberken, o dönem Deniz Fazilet Hanım ve Kızları'nda oynuyordu, o zaman bana aşırı negatif yorumlar geliyordu. Çünkü Deniz'i Çağlar ve Alp ile çok yakıştırdıkları için Deniz'in gerçek hayatta da onunla birlikte olmasını istiyorlar. Bana "Sen aradan çık, bunlar çok mutlu, sen aralarını bozuyorsun, sen çok çirkinsin, onlar çok yakışıklı" falan diyorlardı. "Benim kime ne zararım var" diyordum (gülüyor).
ÇOK ZORLANMIŞTIM, GERİLMİŞTİK
Fotoğraflar atıyorlar, videolar atıyorlar beni kızdırmak için. O zamanlar ben çok zorlanmıştım. Bir gerginlik olmuştu.
O SHOP'LAR ARAMIZI BOZDU
-Bu sizin aranızı da bozar ister istemez, o gerginlik yansır ilişkiye…
Bozdu. Mesela "Bu fotoğraf ne?" diyordum. "Öyle bir fotoğraf yok ki, shop yapmışlar" diyor. Ama öyle bir shop yapmış ki, gerçek gibi. "Bu nerede çekildi, niye haberim yok bundan" diyorum, "Öyle bir şey yok ki" diyor. Sonra alıştım.
-"Asla tahammül edemem" dediğiniz o şey?
Egolu insan. Nefret ederim. Kendini anlatıyor, kendini övüyor bilmem ne. Öyle tiplerle hiç anlaşamıyorum ve hoşlanmıyorum.
-Ağzınıza asla sürmediğiniz, "kokusuna bile tahammül edemem" dediğiniz bir yiyecek var mı?
Var, mozaik pasta. Ne görebilirim, ne dokunabilirim. Küçükken onun yüzünden ben bir hasta olmuştum ya da onunla birleşti, ben öyle kodladım yani onu. Pastanede bir yerde bile bir görsem hemen kafamı çeviriyorum yani. Bir de eskiden hiç öyle bir şeyim yoktu ama şeftaliye dokunamıyorum. Tüylü ya o, içim çok kötü oluyor. Biri kessin versin yerim ama kendim dokunamıyorum. Yeni çıktı bu ama bilmiyorum niye.
-Kıskanç biri misiniz?
Eskiden çok kıskançtım. Deniz'le beraberken ilk başta çok kıskançtım. Güvenim yoktu kimseye. Şu an hiç yok ya. 10 üzerinden şu an 3'e falan düşmüştür. Eskiden 9 falandı yani.
-Cimri biri misiniz?
Asla.
-En çok neye para harcarsınız?
Gezmeye harcarım. Müzik aleti almayı da severim.
- Bize programın adına yakışır bir itirafta bulunur musun?
İşlerim çok yoğun olduğu için o sıra gidemezdim ama askerden 2 sene falan kaçtım. GBT'de falan çıkıyordu. Ben de yurt dışına falan gittim. Öyle bir dönemim oldu. Sonra hallettik bedelli yaptık.