Sahnede Kültür Bakanlığı İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu üyesi Hafız Murat Taştekin de rol aldı. Bu sahnede okunan kaside ise Ahmed Yesevi hazretlerinin Divan-ı Hikmet'inden alındı. Zikir sahnesi 'Kuruluş Osman' hayranları tarafından büyük takdir topladı ve sosyal medyada yoğun etkileşim aldı. 'Kuruluş Osman' hayranları, zikir sahnesinin Osman Bey'in beyliğini ilan ettiği bu özel bölüme çok yakıştığı fikrinde birleşti.
Beylik emanetlerini teslim alan Osman Bey'in ilk icraatı ne olacak? Osman Bey, Dündar Bey'in oyununu nasıl bozacak? Dündar Bey, beylik sevdasından vazgeçecek mi? Savcı Bey, yaşadığı hayal kırıklığının ardından nasıl bir hamle yapacak? Nikola, Osman Bey'in Kayıların başına geçmesine nasıl karşılık verecek? Targun Hatun, Osman Bey'e duygularına gem vurabilecek mi? Flatyos, Kayı Obası'ndan kaçabilecek mi?
Yapımcılığını Mehmet Bozdağ'ın; genel yönetmenliğini Metin Günay'ın ve başrolünü Osman Bey karakteriyle Burak Özçivit'in üstlendiği 'Kuruluş Osman'ın 40'ıncı bölümü de seyirciden büyük ilgi görürken, sosyal medyada da en çok konuşulanlar arasında yer aldı.
Zikir sahnesi damgasını vurdu!
Emanet tesliminden sonra Osman Bey'in huzuruna gelen dervişler mukâbele yaptı. Karşılıklı zikirde, Kayı Obası kendilerinden geçti. Dualar, Allah'ın isimleri ve selât-ü selamlarla başlayan zikirler, tasavvufî yol açan ve bir Türk tarikatı öncüsü olan Hoca Ahmet Yesevi'nin Divanı-ı Hikmet'inde geçen beyitlerle devam etti…
1. Hikmet
Bismillah deyip beyan ederek hikmet söyleyip
Taleb edenlere inci, cevher saçtım ben işte.
Riyazeti sıkı çekip, kanlar yutup
"İkinci defter" sözlerini açtım ben işte.
Sözü söyledim, her kim olsa cemale talip
Canı cana bağlayıp, damarı ekleyip,
Garip, yetim, fakirlerin gönlünû okşayıp
Gönlü kırık olmayan kişilerden kaçtım ben işte.
Nerde görsen gönlü kırık, merhem ol
Öyle mazlum yolda kalsa, yoldaşı ol
Mahşer günü dergahına yakın ol
Ben-benlik güden kişilerden kaçtım ben işte.
Garip, fakir, yetimleri Rasul sordu
O gece Mirac'a çıkıp Hakk cemalini gördü
Geri gelip indiğinde fakirlerin halini sordu
Gariplerin izini arayıp indim ben işte.
Ümmet olsan, gariplere uyar ol
Ayet ve hadisi her kim dese, duyar ol
Rızk, nasip her ne verse, tok gözlü ol
Tok gözlü olup şevk şarabını içtim ben işte.
Medine'ye Rasul varıp oldu garip
Gariplikte sıkıntı çekip oldu sevgili
Cefa çekip Yaradan'a oldu yakın
Garip olup menzillerden geçtim ben işte.
Akıllı isen, gariplerin gönlünü avla
Mustafa gibi ili gezip yetim ara
Dünyaya tapan soysuzlardan yüzünü çevir
Yüz çevirerek derya olup taştım ben işte.
Aşk kapısını Mevlâm açınca bana değdi
Toprak eyleyip "Hazır ol!" deyip boynumu eğdi
Yağmur gibi melâmetin oku değdi
Ok saplanıp yürek, bağrımı deştim ben işte.
Gönlûm katı, dilim acı, özüm zalim
Kur'an okuyup amel kılmıyor sahte alim
Garip canımı harcayayım, yoktur malım;
Haktan korkup ateşe düşmeden piştim ben işte.
Altmış üçe yaşım ulaştı, geçtim gafil;
Hakk emrini sıkı tutmadım, kendim cahil;
Oruç, namaz kazaya bırakıp oldum ergin;
Kötüyû izleyip iyilerden geçtim ben işte.
Vah ne yazık, sevgi kadehini içmeden,
Çoluk-çocuk, ev-barktan tam geçmeden
Suç ve isyan dûğümünü burada çözmeden
Şeytan galip, can verirken de şaştım ben işte.
İmanıma çengel vurup kıldı gamlı,
Mürşid-i kamil Hazır ol!" deyip saçtı koku
Lânetli şeytan benden kaçıp korkusuz gitti kirli
Allah'a hamd olsun, iman nuru açtım ben işte.
Mürşid-i kamil hizmetinde gidip yürüdüm;
Hizmet kılıp göz yummadan hazır durdum;
Yardım etti, Şeytanı kovalayıp sûrdüm;
Ondan sonra kanat çırpıp uçtum ben işte.
Garip, fakir, yetimleri sevindiresin;
Parçalayıp aziz canını eyle kurban;
Yiyecek bulsan, canın ile misafir
Hak'tan işitip bu sözleri dedim ben işte.
Garip, fakir, yetimleri her kim sorar,
Râzı olur o kulundan Allah.
Ey habersiz, sen bir sebep, kendisi saklar;
Hak Mustafa öğüdünü işitip dedim ben işte.
Yedi yaşta Arslan Baba ya verdim selâm;
"Hak Mustafa emanetini eyleyin armağan"
İşte o zamanda binbir zikrini eyledim tamam
Nefsim ölüp lâ-mekâna yükseldim ben işte.
Hurma verip, başımı okşayıp nazar eyledi
Bir fırsatta âhirete doğru sefer eyledi
"Elveda" deyip bu âlemden göç eyledi
Medreseye varıp, kaynayıp coşup taştım ben işte.
Sünnet imiş, kâfir de olsa, verme zarar
Gönlü katı, gönül inciticiden Allah şikayetçi ;
Allah şahid, öyle kula "Siccin" hazır
Bilgelerden işitip bu sözü söyledim ben işte.
Sünnetlerini sıkı tutup ümmet oldum:
Yer altına yalnız girip nura doldum;
Hakk'a tapanlar makamına mahrem oldum,
Bâtın mızrağı ile nefsi deştim ben işte.
Nefsim beni yoldan çıkarıp hakir eyledi
Çırpındırıp halka ağlamaklı eyledi
Zikr söyletmeyip şeytan ile dost eyledi;
Hazırsın deyip nefs başını deldim ben işte.
Kul Hoca Ahmed, gaflet ile ömrün geçti;
Vah ne hasret, gözden, dizden kuvvet gitti;
Vah ne yazık, pişmanlığın vakti yetişti;
Amel kılmadan kervan olup göçtüm ben işte.
Osmanlı Devleti'nde padişahlar ve ileri gelen devlet adamları tarafından destek ve himaye gören tarikatlardan vardı. Osmanlı padişahları arasında bizzat tarikatlara girenler olduğu gibi, saray tarafından bu tür oluşumlara her türlü yardımda bulunulmuştur.
Kuruluş Osman'ın zikir sahnesi sosyal medyaya damga vurdu | Video