Türk pop müziğine yön veren ve uzun yıllardır hit şarkılarıyla zirveden inmeyen Demet Akalın'ın başarı hikayesinde, geçmişte yaşanan çok önemli bir dönüm noktası bulunuyor.
Sahnelerin güçlü sesinin kariyer basamaklarını tırmanırken yollarının kesiştiği ünlü sanatçı ve prodüktör Hakan Peker, Akalın'ın müzikal potansiyelini henüz yolun çok başındayken fark eden ilk isimlerden biri oldu.
Hakan Peker, Türk popunun kraliçesi haline gelen Demet Akalın'ı ilk nasıl keşfettiğini şu sözlerle dile getirdi:
PEKİ YEŞİLÇAM'IN USTA OYUNCUSUNUN NASIL KEŞFEDİLDİĞİNİ BİLİYOR MUSUNUZ
Ailesiyle birlikte bir gün Medrano Sirki gösterisine giden Hülya Koçyiğit, henüz beş yaşındaydı. Koçyiğit, çalan coşkulu müziğe öylesine kapıldı ki, kendini bir anda sahnede dans ederken buldu.
Işıklar altında mutlulukla dans eden küçük kızı gören izleyiciler, onu alkışlamaya başladı. Bu an, annesinin aklında yeni bir kapı araladı; çocuğun hem müzik kulağı hem de dans kabiliyeti vardı. Acaba sahne sanatlarına yönelir mi? Bu düşünceyle anne Koçyiğit küçük kızını Ankara Devlet Konservatuvarı Bale Bölümü imtihanlarına soktu.
Küçük oyuncu adayı, 310 müracaat arasından okula kabul edilen dokuz kişiden biri olmayı başardı. Ancak yatılı eğitim hem küçük oyuncuyu hem de ailesine ağır geliyordu. Tam bu sırada İstanbul'da Belediye Konservatuvarı açıldı. Annesi, kızına artık ayrı kalmalarına gerek olmadığını müjdeleyerek onu İstanbul'a geri getirdi.
Koçyiğit bu yılları, "Annem donanımlı olmamı istedi. Ben de halimden memnundum" sözleriyle anlatıyor.
Genç oyuncu, Şehir Tiyatroları'nda sahne alırken Muhsin Ertuğrul'un dikkatini çekti. Ünlü isim, annesine "Hülya çok yetenekli ama eğitim görmesi lazım" diyerek tavsiyede bulununca Koçyiğit, Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'nün sınavlarına girdi ve kazandı.
Yıllara meydan okuyan kariyeri ve Sultan lakabıyla anılan Şoray, Türk sinemasının en sevilen ve saygı duyulan kadınlarından biri olarak hala ön plana çıkıyor. Peki Yeşilçam Sultanı'nın nasıl keşfedildiğini biliyor musunuz?
Bir televizyon programına katılan Şoray kariyerini adım adım nasıl inşa ettiğini şu sözlerle anlatıyor: "Annem, kardeşimle bana bakmak için çalışmak zorundaydı. Babam da ilgilenmiyordu bizimle. Mecburen bizi anneannemle dedemin yanına bırakıyordu annem. Dedemlerin oturduğu yer mutaassıp bir çevreydi.
Beni de bir yere bırakmıyorlardı ama bir gün mahallede bir akşam herkes bir yere koşuyor. Ben de nasıl olduysa izin aldım, beni de bıraktılar. Ben de komşularla birlikte koşa koşa bir yere gittik böyle. İşte bir meydan var, onun arsasında film çekiyorlarmış.
Sonra birisi geldi benim yanıma. Bana, "Filmde oynar mısın?" gibi bir şeyler söyledi. Film, film çekimi nedir bilmiyorum. Sinemaya bile pek gitmemişim. Belki bir kere falan gitmişimdir ya da. Çok şaşırdım, korktum ve koşa koşa eve gitmiştim. İşte, o yanıma gelen kişi Memduh Ün'müş… Demek ki, kaderimde sinema varmış. Birincisinde olmadı ama ikinci tesadüfte oldu…"
Henüz 13 yaşındayken 24 yaşındaki Ziya Akaröz ile evlendirilen Soyman, bu süreçte okumayı hiç bırakmadı.Gizlice ortaokul sınavlarına hazırlandı, daktilo kurslarına gitti ve ortaokulu bitirir bitirmez lise sınavlarına hazırlanarak lise eğitimini de tamamladı.
Liseyi bitirdikten sonra Özer Altın'dan müzik dersleri alarak radyo sınavlarına girdi ve sınavları başarıyla tamamladı.