Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Sakın bunu jübile sanmayın her şey yeni başlıyor

Türkiye'nin en melankolik ve farklı seslerinden 'ın 50. sanat yılı. Bu vesileyle 84 yaşındaki büyük müzik çınarıyla anılarda bir yolculuğa çıktık... Bakın neler anlattı

Sakın bunu jübile sanmayın her şey yeni başlıyor

Türkiye'nin en melankolik ve farklı seslerinden 'ın 50. sanat yılı. Bu vesileyle 84 yaşındaki büyük müzik çınarıyla anılarda bir yolculuğa çıktık... Bakın neler anlattı

Sakın bunu jübile sanmayın her şey yeni başlıyor

Hüzün desek değil, efkar desek değil... Melankoli var sesinde... Yerlerde süründürmeyen, yakışıklı, başını eğmeyen bir melankoli. Öyle bir ses ki hayatla, geçmişle, hesaplaşan, talihin defter-i kebirine her insanın not düştüğü artıları eksileri, gelenleri, gidenleri derin derin düşündüren... Taa İspanyol diyarının flamenkosuyla, bu coğrafyanın kederli makamlarını dikiş izi göstermeden teğelleyen bir ses.

Sakın bunu jübile sanmayın her şey yeni başlıyor

Memleketin ve abartısız belki de dünyanın en şahsiyetli, nev-i şahsına münhasır şarkıcılarından birinden, 'dan bahsediyoruz. Sahnede kullanmadığı soy adıyla, Alpay Nazikioğlu'ndan... Fabrika Kızı, Eylül de Gel, Gözlerin, Maria ve daha yüzlerce hitte emeği olan Alpay önümüzdeki hafta, müzikteki 50. yılını kutlayacak. Zorlu Performans Sanatları Merkezi'nde 22 Mart'ta vereceği 50. yıl konseri için heyecanı büyük... "Ama sakın bunu bir jübile sanmasınlar" diyor usta müzisyen: "Daha her şey yeni başlıyor. Yeni single'lar, yeni albüm yolda... Yaşadığım sürece müziğe devam..." 84 dünya yılına neler neler sığdırmış Alpay.

Sakın bunu jübile sanmayın her şey yeni başlıyor

Tabii ki her şeyi bir röportaja sığdırmak imkansız... Ama uzun görüşmemizden süzdüklerimiz bile bu koca müzik çınarının hayatına ilişkin fikirler verecektir. bir tasavvuf meşrebinden geliyor öncelikle. Köklü sufi bir aileden. Dedesi Naziki Dergahi'nın kurucusu Naziki Efendi. Padişah Abdülmecid Efendi Topkapı Sarayı'nın yakınlarında dedesine bir yer veriyor ve dergah faaliyetlerini burada sürdürüyor. Alpay dergah faaliyetlerinin az sayıdaki insan tarafından hâlâ sürdürüldüğünü söylüyor ve "Aslında şu anda şeyhlik bende, yani o toplantılara gitsem birçok müritim var" diyor, tebessümle. "Ama" diyor, "O gelenekten, terbiyeden gelsem de o işlerle pek ilgim olmadı. Dinleyicilerimden kurulu dergah bana yetiyor."

Sakın bunu jübile sanmayın her şey yeni başlıyor

ALPAY'IN RUHUNA DOLAN SESLER

Nazikioğlu soyadını neden kullanmadığını da şöyle anlatıyor: "İlkokul yıllarımda son derece şikayetçi idim. Her arkadaşım farklı söylerdi ederdi, kimisi 'Nazikli', kimisi 'Nazikoğlu' derdi. Ben de bu durumdan hiç hoşlanmazdım. Sonra, böyle bir işle bağdaşacak bir soyadı değil, fazla uzun. Şarkıcı olarak kullanmadım ama büyüyünce soyadımın son derece köklü bir soyadı olduğunu öğrendim.

Sakın bunu jübile sanmayın her şey yeni başlıyor

Durup dururken alınmış bir soyadı değil, bunun bir kökeni, anlamı var. Ve şimdi gurur duyuyorum." Aslında hukuk fakültesinde okumuş . Ama sonrasında avukatlık yapmak istememiş. Profesyonel olarak futbol oynamış Ankara'da. Ama baba müzisyen, keman çalıyor. Eve babasının radyodan arkadaşları geliyormuş sık sık. Meşkler falan derken, kulak müzikle doluyor aslında. Sonra plaklar, İspanyolca şarkılar giriyor devreye... Alpay'ın ruhuna doluyor bu sesler. İlk sahne macerasını şöyle anlatıyor: "Kuzenlerimden Şanar Yurdatapan ve ağabeyi Oktay profesyonel olarak müzik yapıyorlardı. Şanar, Kentet Dogo grubunun basçısı... Grubun şefi Doruk Onatkut'a, kısaca 'Dogo' denildiği için, grubun adı bu... Zamanın gözde kulübü, Suadiye Dağ Kulüp'te çalıyorlar.

Sakın bunu jübile sanmayın her şey yeni başlıyor

Bir yaz gecesi Dağ Kulüp'te onları dinliyorum. Gecenin ilerleyen saatlerinde, Doruk ve Şener tutturdular 'Hadi bir şarkı söyle' diye. Yahu ben ne söyleyeceğim. 'Adios Maria'yı söyle dediler. Utana sıkıla çıktım sahneye ve Şanar'ın arkasına gizlenip başladım söylemeye. Kimse beni görmüyor, insanlar değişik bir sesi fark etmiş, sus pus dinliyorlar. Şarkının bitiminde öyle bir alkış koptu ki, heyecandan dizlerimin titrediğini hatırlıyorum. Sonra kulübün sahibi Muzaffer Dağ geldi. Kulüpte sahneye çıkmam için astronomik rakamlar teklif ediyor. Öğrenci olduğumu, böyle bir şeyi asla düşünmediğimi söyledim. Sonra Doruk'la Şanar 'Alpaycığım, ortalıkta senin gibi şarkı söyleyen yok. Sahneye çıkmak istemiyorsun bile, bazı şarkıları kaydedelim. Kentet Dogo eşliğinde ...' Bu teklif sıcak geldi. Tanınmadıktan sonra niye söylemeyeyim."

BİZE ULAŞIN