Yeşilçam'ın büyük bir aile olduğunu vurgulayan Güney, oyuncular arasında geçmişte yaşanan dostluklara dikkat çekerek, "Birbirinden değerli, güzel oyuncularımızın çoğunu kaybettik. Biz gerçekten büyük bir ailedik. Herkes birbiriyle görüşürdü. Aramızda öyle ciddi küslükler ya da dargınlıklar olmadı" ifadelerini kullandı.
Güney, yıllardır kırgın olduğu tek meslektaşının ise Kuzey Vargın olduğunu söyledi. Vargın'ın sinemaya başlamasında kendisinin rol oynadığını belirten usta oyuncu, yaşananları şu sözlerle anlattı:
"Kuzey Vargın'ı sinemaya kazandıran benim. Yönetmen onu filmde oynatmak istemiyordu. Memduh Ün abi de yapımcı olarak, 'Salih kimi istiyorsa o oynasın' dedi. Böylece Kuzey'i sinemaya ben sokmuş oldum."
"BENİ DÖRT YERİMDEN BIÇAKLADI"
1972 yılında bir barda yaşanan tartışma sırasında Kuzey Vargın tarafından bıçaklandığını anlatan Güney, olayın hayatında bıraktığı izden de söz etti. "Beni dört yerimden bıçakladı. Bileğini yakalayamasaydım çok daha kötü bir sonuç olabilirdi. Ona karşı tek kızgınlığım bu olaydır. Ama kin beslemedim, sonunda affettim" dedi.
"YEŞİLÇAM'IN HER ŞEYİNİ ÖZLÜYORUM"
Salih Güney, sinemanın eski dönemlerine duyduğu özlemi de samimi sözlerle dile getirdi. Yeşilçam yıllarında maddi imkânların sınırlı olmasına rağmen oyuncuların dayanışma içinde olduğunu belirten Güney, o günleri şöyle anlattı:
"Yeşilçam'ın tamamını özlüyorum. Çok zor şartlarda, yokluklar içinde filmler yaptık. Buna rağmen hepimiz birbirimizi sever, elimizdekini paylaşırdık. Setlerde kimse kimseyi küçümsemez, kimseye karşı bir üstünlük taslamazdı. Akü taşıdığımız, sokaklarda birlikte oturup yemek yediğimiz günler oldu. O dönemin her şeyini özlüyorum."
Güney ayrıca 1970'li yıllarda Amerikalı oyuncularla birlikte rol aldığı "Paralı Askerler" (You Can't Win 'Em All) filmiyle ilgili anısını da paylaştı. Filmde bir yüzbaşıyı canlandırdığını belirten oyuncu, uluslararası bir yapımda çalışmanın kendisine oyunculuk konusunda farklı bir bakış kazandırdığını söyledi.
BİLGE ZOBU YILLAR SONRA ORTAYA ÇIKTI
1932 yılında İstanbul'da dünyaya gelen Mehmet Nuri Bilge Zobu, sanat hayatına 1956 yılında Cep Tiyatrosu'nda adım attı. Adana Şehir Tiyatrosu ve İstanbul Şehir Tiyatroları'ndaki başarılı performanslarının ardından Yeşilçam'ın en üretken ve aranan karakter oyuncularından biri haline geldi.
Tiyatrocu Vasfi Rıza Zobu'nun yeğeni olan usta sanatçı, "Baba Bizi Eversene", "Tosun Paşa", "Hababam Sınıfı", "Namuslu" ve "Zübük" gibi Türk sinemasının altın dönemine damga vuran onlarca klasikte rol aldı.
Özellikle Kemal Sunal ile birlikte rol aldığı projelerdeki performansı ve "Kapıcılar Kralı" filminde canlandırdığı sert mizaçlı yönetici Zafer Bey karakteriyle hafızalara kazınan usta oyuncu, uzun yıllardır gözlerden uzak, sakin bir yaşam sürdürüyor.
Ekranlarda sert rolleriyle tanınan usta oyuncunun son halini gören hayranları ve Yeşilçam tutkunları, nostalji dolu anlar yaşayarak paylaşımı kısa sürede beğeni yağmuruna tuttu.
İŞTE DİĞER YEŞİLÇAM USTALARININ HAYATI!
Sinema perdesinde belirdiği ilk andan itibaren masum tebessümü ve derin bakışlarıyla milyonların kalbinde taht kuran bir isim geçmişti Yeşilçam'dan...
Unutulmaz oyuncu Mine Mutlu, beyaz perdede yarattığı o büyüleyici ve renkli dünyanın arkasında aslında senaryoları aratmayan zorlu bir hayat mücadelesi taşıyordu.
Anne ve babasının yollarını ayırmasının ardından genç kız, anneannesi ve iki kardeşiyle birlikte İstanbul'un yolunu tuttu. Evin geçim yükünü omuzlamak zorunda kalan Mine Mutlu, eğitim hayatına devam ederken bir yandan da çalışmaya başladı.
Ortaokul yıllarında kuru temizlemecide ter döken usta oyuncu ilerleyen dönemlerde ailesine destek olabilmek adına Tapu Kadastro ve Devlet Su İşleri'nde memurluk yaptı.
TESCİLLİ GÜZELLİKTEN SİNEMA SAHNELERİNE
Tüm bu koşturmaca ve geçim mücadelesi sürerken Mine Mutlu, hayatının akışını tamamen değiştirecek bir adım attı.
Güzel yıldız, 1965 yılında Perde dergisi tarafından düzenlenen yarışmaya katılarak Türkiye Güzeli seçildi. Bu ünvan, ünlü oyuncuya sinema dünyasının kapılarını ardına kadar araladı. Kısa sürede yapımcıların dikkatini çekmeyi başaran Mutlu, özellikle Yeşilçam'ın efsane ismi Türkan Şoray'a olan şaşırtıcı benzerliğiyle dönemin magazin basınının odağı haline geldi.
DEV İSİMLERLE AYNI SETTE BAŞROLLER
Mine Mutlu, kamera önündeki ilk büyük çıkışını Süreyya Duru'nun yönettiği ve Cüneyt Arkın ile başrolü paylaştığı Alageyik filmiyle yaptı. Güzel oyuncu, bu yapımla elde ettiği başarının ardından Yeşilçam'ın aranan kadın yüzlerinden biri haline geldi. Başarılı sanatçı kariyeri boyunca Sadri Alışık, Zeki Müren, Kartal Tibet ve Kemal Sunal gibi sinema tarihinin dev isimleriyle aynı seti paylaştı. Mine Mutlu; Köyden İndim Şehre, Ağlama Değmez Hayat ve İnleyen Nağmeler gibi dönemin çok konuşulan ve ilgiyle izlenen birçok projesinde yer aldı.
70'li yılların ortasında sinemayı saran farklı film akımları döneminde bazı projeleriyle eleştirilere maruz kalsa da usta oyuncu bir süre sonra setlerden uzaklaşmayı tercih etti.
KAMERALARA VEDA VE AİLE HAYATI
1980'li yıllara gelindiğinde Mine Mutlu, çalışma alanını değiştirerek sahnelere adım attı. Ünlü isim, beyaz perdedeki son görünümünü ise Bülent Ersoy ile birlikte rol aldığı Beddua filmiyle gerçekleştirdi.