Kadrosunda İnci Türkay, Nevra Serezli, Şahap Sayılgan, Gül Onat, Jess Molho, Ayşen İnci, Süeda Çil, Tiraje Başaran, Zeynep Özkaya, Gizem Güven, Buğra Özmüldür, Damla Ersubaşı ve Jennifer Boyner gibi isimleri barındıran "Sihirli Annem: Hepimiz Biriz", yıllar sonra yeniden, bu kez film olarak seyirci ile buluşmaya hazırlanıyor. Vizyon öncesi filmin kızları Zeynep Özkaya, Gizem Güven ve Jennifer Boyner, Günaydın YouTube kanalında 'Yasemİnce İtiraflar' programında Yasemin Döngel'e konuştu. Dizide çocukluklarını izlediğimiz Ceren, Çilek ve Toprak karakterleri, bu kez kendi çocuklarına yol gösteren anne baba rollerini canlandırıyor. Genç oyuncular; setin ilk gününden ve yaşadıkları kayıplardan bahsetti, gelen eleştirilere de yanıt verdi. İşte röportajın tüm detayları...
-Tam 20 yıl sonra bu ekip yeniden bir araya geldi, 7'den 70'e herkeste bir heyecan uyandırdı. Siz neler hissediyorsunuz?
Jennifer Boyner: Çok heyecanlıyız. Yani ben kişisel bir yorum yapacağım. Gerçekten o kadar heyecanlıyım ki… Bir de hiç izlemedik tabii, biz de herkesle birlikte izleyeceğiz. Çok merak ediyorum her şeyi. Zaten set süreci de çok keyifliydi bizim için. Yani benim için çok çok eğlenceliydi. O yüzden heyecanlıyım.
BU SEFER İNANDIK VE OLDU
Gizem Güven: Yani çok duygulandım en başta bu fikri duyduğumda zaten. Ve hep böyle gündeme geliyordu. Bir takım aksilikler olabiliyordu. Bu sefer inandık ve oldu diye hala inanamıyorum. Çok hızlı başladı bitti gibi de geliyor. Ve gerçekten kaldığı yerden sanki geçen hafta bir bölüm çekmişiz ve bu hafta da buluşmuşuz gibi hissetmemiz de çok ilginçti. Çok duygusal, komik, karışık, güzel anlarla doluydu bizim için.
Zeynep Özkaya: Evet, bir yandan çok heyecan verici, diğer yandan da her şey olduğu gibi. Zaten olması gerektiği gibi. Biz zaten çekmiyor muyduk? Hani bunu hep kendi aramızda konuştuk set boyunca. Bir film çekiyor gibi değil de dizimizin yeni bir bölümünü çekiyor gibiydik yani. Tabii büyük bir konfor alanıydı. Herhangi bir işte şöyle hisler yaşanmazdı muhtemelen. Bizim için her şey aynı şekilde devam ediyor gibiydi.
SON ANA KADAR PANİK HALİNDEYDİK
-Bu arada düzelteyim; 20 yıl sonra dedim ama aslında siz hep birliktesiniz. Sosyal medyada da görüyoruz. Film anlamında tekrar 20 yıl sonra…
Z.Ö.: Evet ama yine de bizim dışarıdaki görüşmelerimizle o set ortamında bir araya gelmemiz farkı değildi. Sürekli görüşüyor olmamıza rağmen biz bile yan yana bir heyecan duyduk. O çok acayipti ya. Onu anlatamam gerçekten. Biz bir de yolda da birlikte gidiyorduk sete. Yolda da bir heyecanlıyız. Hani Gizem diyor ya biz son dakikaya kadar ya bir şey olur mu, olmaz mı? Böyle bir panik aldı bizi. Neyse sete gidene kadar heyecanlanmayalım, tutalım kendimizi dedik. Ve o şeyle ilk gün çok çok keyifliydi valla.
ŞAKA YAPIYOR ZANNETTİM, "KAPAT TELEFONU SAÇMALAMA" DEDİ!
-Teklif geldiğinde o heyecanla ilk kimi aradınız?
G.G.: Beni Jennifer arayıp haber verdi. Ama ben şaka yapıyor zannettim. Çünkü yıllar önce Buğra'yla da aramızda böyle bir diyalog geçmişti. Sabahın körü aramıştım "Buğra tekrar dizi oluyormuş" diye. O zaman bana "Kapat telefonu ya saçmalama" falan demişti (gülüyor). Ben de aynı şeyi Jennifer'de yaşadım.
J.B.: Ya haber gelir gelmez zaten direkt aradım kızları. Hani böyle bir durum varmış falan, sonra onlara da hemen haber gitti zaten. Aynı anda haberi almış gibi olduk ama yani çok heyecan vericiydi ya bütün süreç. Ya set süreci, haber almamız, çekimlerimiz her şey, her şey...
Z.Ö.: Ya böyle bir olasılık vardı ama hani insan şey yapamıyor yani tam kafasında oturmuyor. Bir de ben bilmiyorum nedense biraz pesimist yaklaşıyordum. "Ya kesin olmaz şimdi boşuna kendimi heyecanlandırmayayım" diye. Ama oldu demek ki olabiliyormuş.
-Ben de film olacağını duyunca "Dizi de olur mu acaba?" diye düşündüm. Bu fikre nasıl bakıyorsunuz?
G.G.: Bu yönde yorum geldiği için dikkatimi çekti. Hani insanlar hep bir arada görmek hala eski bölümleri izlediğini söylüyorlar ama hani gerçekten ciddi bir merak ve beklenti var şu an.
-Hadi yeniden çekelim fikri kimden, nasıl çıkmış?
Z.Ö.: Bu fikir çok güncel bir fikir değil bu arada. Yani aslında bizim rahmetli senaristimiz herhalde bir 2018'de konuştuk ama bir iki senede evveliyatında yazmış olsa diyeceğim. Bayağı 7-8 senelik bir konu bu. Ama tabii kolay değil yani bir filmi hayata geçirmek. Bir de şimdi biz 20 küsur sene önce yayınlanmış bir diziyiz. Herkes başka yerlerde, dünyanın birçok yerinden geldik toplandık burada tekrardan. Kolay bir operasyon da değil aslında. Ama herkesin çok hevesli olduğu her dönemde o zaman konuşulduğunda o zaman da herkes çok hevesliydi. Şimdi de aynı şekilde, böyle karşılıklı çok emek harcandı bu süreçte. Ama çok yeni değildi.
G.G.: Hatta Londra'ya gittiğimizde İnci (Türkay) ablanın yanına hani orada bir kendi aramızda konuşmuştuk. "Acaba bir şeyler olur mu tekrar?" diye ama yine çok belirsizdi süreç.
Z.Ö.: Evet belirsizdi, bir de biz gerçekten heyecanlandırmak istemedik kendimizi. Hani bir şeye hevesleniyorsun olmuyor. Biz dedik bunu biraz akışına bırakalım. Bakalım ne çıkacak yani.
-Bütün bir ekibi yıllar sonra firesiz yeniden toplamak zor olsa gerek. Bir döneme damga vuran projelerin yıllar sonra yeniden yapılması çoğu kişi tarafından riskli bulunabilir mesela. Olur mu, olmaz mı diye bir endişe duydunuz mu hiç?
J.B.: Yani bence hepimiz gönüllen de orada olmaktan çok mutlu olduğumuz için hiç böyle bir kaygımız yoktu diye hissediyorum ben. Yani hani izlenir mi izlenmez mi noktasında tabii ki seyircinin inisiyatifine kalmış ama biz hani o kadar içten bir oyunculuk sergiledik diyeyim ki, çünkü yıllardır birbirimizi tanıyoruz. Yani hepimiz duygulanıyoruz. Bir sahne oluyor, bir cümle oluyor bizi geçmişe götürüyor falan. Hani ben daha çok orasındayım aslında bu işin.
G.G.: Yani yolda karşılaştığımızda, hani film olmadan önceki süreçte de herkes gördüğünde hala dönüp "Sihirli Annem'i izliyorum. Bana çocukluğumu hatırlatıyor. Zor zamanlarımda bana terapi gibi geliyor" falan dedikleri için bu fikre çok uzak değildik. Yani böyle bir şey gündeme gelse herkesin, Sihirli Annem sevenlerin çok mutlu olacağına ben inanıyordum.
Z.Ö.: Bir de hep şey, bu bir geyik haline geldi hatta; vize ve final döneminde izliyorum. Bana en çok gelen mesaj. Böyle bir öğrencilerin kafa boşaltmak için, vardır ya herkesin öyle eski bir dizisi. Çok fazla insan vize final döneminde Sihirli Annem izliyormuş. Biz de izliyoruz bu arada hala ama bizi saymıyorum. Bence çok keyifli bir süreç.
SONUNDA ÇOK GÜZEL BİR TERS KÖŞE VAR
-Diziden farklı olarak filmde ne izleyeceğiz konusu ne olacak sizden bir dinlesek…
Z.Ö.: Ya bence filmde çok iyi bir ters köşe var. İlk Gizem, sen okumuştun değil mi senaryoyu?
G.G.: Evet.
Z.Ö.: Ben o sırada bir şeyim oldu, Gizem hemen okumuş ya dedim "Bir türlü okuyamadım eve gidince bakacağım, ne oluyor anlat" falan dedim. "Yok, anlatmayacağım ama sonunu bir gör sonra konuşalım" dedi. Sonra anladım okuyunca neden öyle dediğini çünkü gerçekten çok güzel bir ters köşe var. Çok bir şey söylemek istemiyorum ama bu farklı bir olay. Yani bu bizim belki diziden daha görmediğimiz ama Sihirli Annem evrenine hakim olan birinin rahatlıkla da anlayabileceği bir olay diyeyim. O beni çok heyecanlandırıyor.
-Filmde, daha önce dizide rol almamış olan yeni oyuncular da var…
G.G.: Onlar çok mutlu geldiler sete. Yani hepsi zaten önceki projeden dolayı da çocukken izlemişler. Çok mutlulardı onlarla da çok kolay adapte olduk bence. Keyifle yer aldılar.
TÜYLERİM DİKEN DİKEN OLUYOR, GÖZLERİM DOLUYOR…
Z.Ö.: Bence bu işin bizim için bu kadar özel bir şeye dönüşmesinin en büyük sebeplerinden biri kayıplarımız. Gerçi kayıplarımız diyorum ama hala bana hiçbirini kaybetmişiz gibi de gelmiyor çok ilginç bir biçimde. İşte senaristimiz Gamze Özer, Defne (Joy Foster) ablamız yani çok çok farklı bir bakış açısıyla yaklaşıyoruz. Yıllar sonra bir araya gelen, birbirini çok seven bir ekipten öte de bir şey var orada.
J.B.: Bir de çok fazla şey kattı. Güzel dostluklar, güzel insanlar hani o yıldan bu yıla kadar hani süregelen bir dostluk. Yani bilmiyorum çok karışık duygular şimdi bile konuşurken tüylerim diken diken oluyor, gözlerim doluyor falan. İzlediğimde de ağlarım yüksek ihtimalle gerçekten ağlarım.
ELEŞTİRİ YAPANLAR VAR, İNSANLAR ESKİYİ BIRAKAMIYOR
-Sihirli Annem'in film olacağı duyulduktan sonra sosyal medya yıkıldı. Sizler nasıl dönüşler aldınız? "Eski efektler daha iyiydi, keşke bazı şeyler tadında kalsa" gibi eleştiriler de geldi. Bunlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
J.B.: Ya tabii eleştiri yapanlar da oldu. Tabii insanlar eskiyi bırakamıyor her şeyde olduğu gibi. Biraz onun da etkisi var ama artık tabii yapacak bir şey yok. Her şey eleştiriliyor, bu da eleştirilebilir. Güzel yorumlar yapanlar da var. Çok hevesle bekleyenler var. O dönem doğmamış küçük hayranlarımız diyorlar ki "Heyecanlıyız, bekliyoruz" falan diyorlar. Hani bakalım onlar da çok hevesliler yani. O dönem yoklardı, şu an Sihirli Annem'i biliyorlar. YouTube'dan izlemişler eski bölümlerini. Şimdi sinemaya gelişini bekliyorlar falan. Çok heyecanlıyım o yüzden.
Z.Ö.: Ya bir işe yeniden başlamak her zaman riskli bu açıdan yani hep bu yorumlar olacak çok normal. Ama ben yine de izlediklerinde o sıcaklığı aynı şekilde hissedeceklerini düşünüyorum.